Buradasınız

Al-i imran Suresi 1. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Elif lam mim
Elif, Lâm Mîm,

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
294
Ayet No: 
1

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum
Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur
Nezzele aleykel kitabe bil hakki müsaddikal lima beyne yedeyhi ve enzelet tevrate vel incil
O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi.
Min kablü hüdel lin nasi ve enzelel fürkan, innellezine keferu bi ayatillahi lehüm azabün şedid, vallahü azizün züntikam
Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.
İnnellahe la yahfa aleyhi şey'üm fil erdi ve la fis sema'
Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
Hüvellezi yüsavviruküm fil erhami keyfe yeşa', la ilahe illa hüvel azizül hakim
Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.
Hüvellezi enzele aleykel kitabe minhü ayatüm muhkematün hünne ümmül kitabi ve üharu müteşabihat, fe emmellezine fi kulubihim zeyğun fe yettebiune ma teşabehe minhübtiğael fitneti vebtiğae te'vilih, ve ma ya'lemü te'vilehu illellah, ver rasihune fil ilmi yekulune amenna bihi küllüm min indi rabbina, ve ma yezzekkeru illa ülül elbab
Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
Rabbena la tüziğ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena mil ledünke rahmeh, inneke entel vehhab
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
Rabbena inneke camiun nasi li yevmil la raybe fih, innellahe la yuhlifül miad
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
İnnellezine keferu len tuğniye anhüm emvalühüm ve la evladühüm minellahi şey'a, ve ülaike hüm vekudün nar
Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
Kede'bi ali fir'avne vellezine min kablihim, kezzebu bi ayatina fe ehazehümüllahü bi zünubihim, vallahü şedidül ikab
Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar.
Kul lillezine keferu setuğlebune ve tuhşerune ila cehennem, ve bi'sel mihad
Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
Kad kane leküm ayetün fi fieteynil tekata, fietün tükatilü fi sebilillahi ve uhra kafiratüy yeravnehüm misleyhim ra'yel ayn, vallahü yüeyyidü bi nasrihi mey yeşa', inne fi zalike le ibratel li ülil ebsar
O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
Züyyine lin nasi hubbüş şehevati minen nisai vel benine vel kanatiyril mükantarati minez zehebi vel fiddati vel haylil müsevvemeti vel en'ami vel hars, zalike metaul hayatid dünya, vallahü indehu husnül meab
Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.
Kul e ünebbiüküm bi hayrim min zaliküm, lillezinettekav inde rabbihim cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve ezvacüm mütahheratüv ve ridvanüm minellah, vallahü basiyrum bil ibad
İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
Ellezine yekulune rabbena innena amenna fağfir lena zünubena vekina azaben nar
De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.
Essabirine ves sadikiyne vel kanitine vel münfikiyne vel müstağfirine bil eshar
Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.
Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kaimem bil kist, la ilahe illa hüvel azizül hakim
O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
İnned dine indellahil islam, ve mahtelefellezine utül kitabe illa mem ba'di ma caehümül ilmü bağyem beynehüm, ve mey yekfür bi ayatillahi fe innellahe seriul hisab
Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
Fe in haccuke fe kul eslemtü vechiye lillahi ve menittebean, ve kul lillezine utül kitabe vel ümmiyyine e eslemtüm, fe in eslemu fe kadihtedev, ve in tevellev fe innema aleykel belağ, vallahü besiyrum bil ibad
Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
İnnellezine yekfürune bi ayatillahi ve yaktülunen nebiyyine bi ğayri hakkiv ve yaktülunellezine ye'mürune bil kisti minen nasi fe beşşirhüm bi azabin elim
Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
Ülaikellezine habitat a'malühüm fid dünya vel ahirah, e ma lehüm min nasirin
İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
E lem tera ilellezine utu nasiybem minel kitabi yüd'avne ila kitabillahi li yahküme beynehüm sümme yetevella ferikum minhüm ve hüm mu'ridun
Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
Zalike bi ennehüm kalu len temessenen naru illa eyyamem ma'dudat, ve ğarrahüm fi dinihim ma kanu yefterun
Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
Fe keyfe iza cema'nahüm li yevmil la raybe fihi ve vüffiyet küllü nefsim ma kesebet ve hüm la yüzlemun
O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?
Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa', ve tüizzü men teşaü ve tüzillü men teşa', bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir
De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin.
Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl, ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab
Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.
La yettehizil mü'minunel kafirine evliyae min dunil mü'minin, ve mey yef'al zalike fe leyse minallahi fi şey'in illa en tetteku minhüm tükah, ve yühazzirukümüllahü nefseh, ve ilellahil masiyr
Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.
Kul in tuhfu ma fi suduriküm ev tübduhü ya'lemhüllah, ve ya'lemü ma fis semavati ve ma fil ard, vallahü ala külli şey'in kadir
De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Yevme tecidü küllü nefsim ma amilet min hayrim muhdarav ve ma amilet min su', teveddü lev enne beyneha ve beynehu emedem beiyda, ve yühazzirukümüllahü nefseh, vallahü raufüm bil ibad
O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah, kullarını çok esirger.
Kul in küntüm tühibbünellahe fettebiuni yuhbibkümüllahü ve yağfir leküm zünubeküm, vallahü ğafurur rahiym
De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.
Kul etiy'ullahe ver rasul, fe in tevellev fe innellahe le yühibbül kafirin
De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
İnnellahestafa ademe ve nuhav ve ale ibrahime ve ale imrane alel alemin
Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.
Zürriyyetem ba'duha mim ba'd, vallahü semiun alim
Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendir.
İz kaletimraetü imrane rabbi inni nezertü leke ma fi batni muharranan fe tekabbel minni, inneke entes semiul alim
İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demişti.
Fe lemma vedaatha kalet rabbi inni veda'tüha ünsa, vallahü a'lemü bi ma vedaat, ve leysez zekeru kel ünsa, ve inni semmeytüha meryeme ve inni üiyzüha bike ve zürriyyeteha mineş şeytanir racim
Onu doğuruncaAllah onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: "Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum".
Fe tekabbeleha rabbüha bi kabulin haseniv ve embeteha nebaten hasenev ve keffeleha zekeriyya, küllema dehale aleyha zekeriyyel mihrabe vecede indeha rizka, kale ya meryemü enna leki haza, kalet hüve min indillah, innellahe yerzüku mey yeşaü bi ğayri hisab
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
Hünalike dea zekeriyya rabbeh, kale rabbi heb li mil ledünke zürriyyeten tayyibeh, inneke semiud düa'
Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dedi.
Fe nadethül melaiketü ve hüve kaimüy yüsalli fil mihrabi ennellahe yübeşşiruke bi yahya müsaddikam bi kelimetim minellahi ve seyyidev ve hasurav ve nebiyyem mines salihiyn
Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünlediler.
Kale rabbi enna yekunü li ğulamüv ve kad beleğaniyel kiberu vemraeti akir, kale kezalikellahü yef'alü ma yeşa'
Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım ise kısırdır." dedi. Allah: "Öyledir, fakat Allah dilediğini yapar." buyurdu.
Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetüke ella tükellimen nase selasete eyyamin illa ramza, vezkür rabbeke kesirav ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar
Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et".
Ve iz kaletil melaiketü ya meryemü innellahestafaki ve tahheraki vastafaki ala nisail alemin
Hani melekler: "Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.
Ya meryemuknüti li rabbiki vescüdi verkeiy mear rakiiyn
Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku' edenlerle beraber rüku' et" demişlerdi.
Zalike min embail ğaybi nuhiyhi ileyk, ve ma künte ledeyhim iz yülkune aklamehüm eyyühüm yekfülü meryeme ve ma künte ledeyhim iz yahtesimun
İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.
İz kaletil melaiketü ya meryemü innellahe yübeşşiruki bi kelimetim minhüm ismühül mesihu iysebnü meryeme vecihen fid dünya vel ahirati ve minel mükarrabin
Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandır.
Ve yükellimün nase fil mehdi ve kehlev ve mines salihiyn
Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.
Kalet rabbi enna yekunü li veledüv ve lem yemsesni beşer, kale kezalikillahü yahlüku ma yeşa', iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun
(Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dedi.
Ve yüallimühül kitabe vel hikmete vet tevrate vel incil
Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.
Ve rasulen illa beni israile enni kad ci'tüküm bi ayetim mir rabbiküm enni ahlüku leküm minet tiyni ke hey'etit tayri fe enfühu fihi fe yekunü tayram bi iznillah, ve übriül ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah, ve ünebbiüküm bi ma te'külune ve ma teddehirune fi büyutikum, innefi zalike le ayetel leküm in küntüm mü'minin
Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm".
Ve müsaddikal lima beyne yedeyye minet tevrati ve li ühille leküm ba'dallezi hurrime aleyküm ve ci'tüküm bi ayetim mir rabbiküm fettekullahe ve etiy'un
"Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyun".
İnnellahe rabbi ve rabbüküm fa'büduh, haza siratüm müstekiym
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur".
Fe lemma ehasse iysa minhümül küfra kale men ensari ilellah, kalel havariyyune nahnü ensarullah, amenna billah, veşhed bi enna müslimun
İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dediler.
Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'ner rasüle fektübna meaş şahidin
Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz.
Ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrul makirin
Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.
İz kalellahü ya iysa inni müteveffike ve rafiuke ileyye ve mütahhiruke minellezine keferu ve cailüllezinettebeuke fevkallezine keferu ila yevmil kiyameh, sümme ileyye merciuküm fe ahkümü beyneküm fima küntüm fihi tahtelifun
O zaman Allah şöyle dedi: "Ey İsa, şüphesiz ki seni öldüreceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim".
Fe emmellezine keferu fe üazzibühüm azaben şediden fid dünya vel ahirah, ve ma lehüm min nasiriyn
"İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır".
Ve emmellezine amenu ve amilus salihati fe yüveffihim ücurahüm, vallahü la yühibbüz zalimin
"İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez".
Zalike netluhü aleyke minel ayati vez zikril hakim
İşte bu sana okuduğumuz, âyetlerden ve hikmetli Kur'ân'dandır.
İnne mesele iysa indellahi ke meseli adem, halekahu min türabin sümme kale lehu kün fe yekun
Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi.
Elhakku mir rabbike fe la teküm minel mümterin
Bu hak (gerçek) senin rabbindendir, o halde şüphecilerden olma.
Fe me hacceke fihi mim ba'di ma caeke minel ilmi fe kul tealev ned'u ebnaena ve ebnaeküm ve nisaena ve nisaeküm ve enfüsena ve enfüseküm sümme nebtehil fe nec'al la'netellahi alel kazibin
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".
İnne haza lehüvel kasasul hakk, ve ma min ilahin illellah, ve innellahe le hüvel azizül hakim
İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
Fe in tevellev fe innellahe alimüm bil müfsidin
Eğer (haktan) yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir.
Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevaim beynena ve beyneküm ella na'büde ilellahe ve la nüşrike bihi şey'ev ve la yettehize ba'duna ba'dan erbabem min dunillah, fe in tevellev fe kulüşhedu bi enna müslimun
De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarız".
Ya ehlel kitabi lime tühaccune fi ibrahime ve ma ünziletit tevratü vel incilü illa mim ba'dih, e fela ta'kilun
Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
Ha entüm haülai hacectüm fima leküm bihi ilmün fe lime tühaccune fima leyse leküm bihi ilm, vallahü ya'lemü ve entüm la ta'lemun
İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Ma kane ibrahimü yehuddiyyev ve la nasraniyyev ve lakin kane hanifem müslima, ve ma kane minel müşrikin
İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
İnne evlen nasi bi ibrahime lellezinettebeuhü ve hazen nebiyyü vellezine amenu, vallahü veliyyül mü'minin
Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.
Veddet taifetüm min ehlil kitabi lev yüdilluneküm, ve ma yüdillune illa enfüsehüm ve ma yeş'urun
Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar.
Ya ehlel kitabi lime tekfürune bi ayatillahi ve entüm teşhedun
Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ye ehlel kitabi lime telbisunel hakka bil batili ve tektümunel hakka ve entüm ta'lemun
Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ve kalet taifetüm min ehlil kitabi aminu billezi ünzile alellezine amenu vechen nehari vekfüru ahirahu leallehüm yarciun
Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dedi.
Ve la tü'minu illa li men tebia dineküm, kul innel hüda hüdellahi ey yü'ta ehadüm misle ma utitüm ev yühaccuküm inde rabbiküm, kul innel fadle bi yedillah, yü'tihi mey yeşa', vallahü vasiun alim
"Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendir".
Yahtessu bi rahmetihi mey yeşa', vallahü zül fadlil aziym
Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir.
Ve min ehlil kitabi men inte'menhü bi kintariy yüeddihi ileyk, ve minhüm men in te'menhü bi dinaril la yüeddihi ileyke illa ma dümte aleyhi kaima, zalike bi ennehüm kalu leyse aleyna fil ümmiyyine sebil, ve yekulune alellahil kezibe ve hüm ya'lemun
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Bela men evfa bi ahdihi vetteka fe innellahe yühibbül müttekiyn
Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.
İnnellezine yeşterune bi ahdillahi ve eymanihim semenen kalilen ülaike la halak lehüm fil ahirati ve la yükellimühümüllahü ve la yenzuru ileyhim yevmel kiyameti ve la yüzekkihim, ve lehüm azabün elim
Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.
Ve inne minhüm le feritkay yelvune elsinetehüm bil kitabi li tahsebuhü minel kitabi ve ma hüve minel kitab, ve yekulune hüve min indillahi ve ma hüve min indillah, ve yekulune alellahil kezibe ve hüm ya'lemun
Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler.
Ma kane li beşerin ey yü'tiyehüllahül kitabe vel hukme ven nübüvvete sümme yekule lin nasi kun ibadel li min dunillahi ve lakin kunu rabbaniyyine bi ma küntüm tüallimunel kitabe ve bima küntüm tedrusun
İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun." demesi yakışmaz. Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur).
Ve la ye'müraküm en tettehizül melaikete ve nebiyyine erbaba, e ye'müruküm bil küfri ba'de iz entüm müslimun
Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin." diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?
Ve iz ehazellahü misakan nebiyyine lema ateytüküm min kitabiv ve hikmetin sümme caeküm rasulüm müsaddikul lima meaküm le tü'minünne bihi ve le tensurunneh, kale e akrartüm ve ehaztüm ala zaliküm isri, kalu akrarna, kale feşhedu ve ene meaküm mineş şahidin
Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım".
Fe men tevella ba'de zalike fe ülaike hümül fasikun
Artık bundan sonra her kim dönerse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
E fe ğayra dinillahi yebğune ve lehu esleme men fis semavati vel erdi tav'av ve kerhev ve ileyhi yürceun
Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir.
Kul amenna bilbillahi ve ma ünzile aleyna ve ma ünzile ala ibrahime ve ismaiyle ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve ma utiy musa ve iysa ven nebiyyune mir rabbihim, la nüferriku beyne ehadim minhüm ve nahnü lehu müslimun
De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'ân)e, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim olmuşlarız".
Ve mey yebteği ğayral islami dinen fe ley yukbele minh, ve hüve fil ahirati minel hasirin
Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
Keyfe yehdillahü kavmen keferu ba'de imanihim ve şehidu enner rasule hakkuv ve caehümül beyyinat, vallahü la yehdil kavmez zalimin
İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.
Ülaike cezaühüm enne aleyhim la'netellahi vel melaiketi ven nasi ecmeiyn
İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.
Halidine fiha, la yühaffefü anhümül azabü ve la hüm yünzarun
Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
İllellezine tabu mim ba'di zalike ve aslehu fe innellahe ğafurur rahiym
Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.
İnnellezine keferu ba'de imanihim sümmezdadu küfral len tukbele tevbetühüm, ve ülaike hümüd dallun
Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
İnnellezine keferu ve matu ve hüm küffarun fe ley yukbele min ehadihim mil'ül erdi zehebev ve levfteda bih, ülaike lehüm azabün elimüv ve ma lehüm min nasirin
Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Len tenalül birra hatta tünfiku mimma tühibbun, ve ma tünfiku min şey'in fe innellahe bihi alim
Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
Küllüt taami kane hillel li beni israile illa ma harrame israilü ala nefsihi min kabli en tünezzelet tevrah, kul fe'tu bit tevrati fetluha in küntüm sadikiyn
Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun".
Fe meniftera alellahil kezibe mim ba'di zalike fe ülaike hümüz zalimun
Kim bundan sonra Allah'a karşı yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Kul sadekallahü fettebiu millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel müşrikin
De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi".
İnne evvele beytiv vüdia linnasi lellezi bi bekkete mübarakev ve hüdel lil alemin
Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.
Fihi ayatüm beyyinatüm mekamü ibrahim, ve men dehalehu kane amina, ve lillahi alen nasi hiccül beyti menistetaa ileyhi sebila, ve men kefera fe innellahe ğaniyyün anil alemin
Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir.
Kul ya ehlel kitabi lime tekfürune bi ayatillahi vallahü şehidün ala ma ta'melun
De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"
Kul ya ehlel kitabi lime tesuddune an sebilillahi men amene tebğuneha ivecev ve entüm şüheda', vemallahü bi ğafilin amma ta'melun
De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".
() Ya eyyühellezine amenu in tütiy'u ferikam minellezine utül kitabe yerudduküm ba'de imaniküm kafirin
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.
Ve keyfe tekfürune ve entüm tütla aleyküm ayatüllahi ve fiküm rasulüh, ve mey ya'tesim billahi fe kad hüdiye ila siratim müstekiym
Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
Ya eyyühellezine amenüttekullahe hakka tükatihi ve la temutünne illa ve entüm müslimun
Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.
Va'tesumu bi hablillahi cemiav ve la teferraku, vezküru ni'metellahi aleyküm iz küntüm a'daen fe ellefe beyne kulubiküm fe asbahtüm bi ni'metihi ihvana, ve küntüm ala şefahufratim minen nari fe enkazeküm minha, kezalike yübeyyinüllahü le küm ayatihi lealleküm tehtedun
Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.
Velteküm minküm ümmetüy yed'une ilel hayri ve ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münker, ve ülaike hümül müflihun
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.
Ve la tekunu kellezine teferraku vahtelefu mim ba'di ma caehümül beyyinat, ve ülaike lehüm azabün aziym
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
Yevme tebyaddu vücuhüv ve tesveddü vücuh, fe emmellezinesveddet vücuhühüm e kefartüm ba'de imaniküm fe zukul azabe bima küntüm tekfürun
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın" (denecektir).
Ve emmellezinebyaddat vücuhühüm fe fi rahmetillah, hüm fiha halidun
Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Tilke ayatüllahi netluha aleyke bil hakk, vemallahü yüridü zulmel lil alemin
Bunlar Allah'ın, sana gerçek olarak okuyageldiğimiz, âyetleridir. Allah âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve ilellahi türceul ümur
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Küntüm hayra ümmetin uhricet lin nasi te'mürune bil ma'rufi ve tenhevne anil münkeri ve tü'minune billah, ve lev amene ehlül kitabi le kane hayral lehüm, minhümül mü'minune ve ekseruhümül fasikun
Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.
Ley yedurruküm illa eza, ve iy yükatiluküm yüvellukümül edbara sümme la yünsarun
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Duribet aleyhimüz zilletü eyne ma sükifu illa bi hablim minellahi ve hablim minen nasi ve bau bi ğadabim minellahi ve duribet aleyhimül meskeneh, zalike bi ennehüm kanu yekfürune bi ayatillahi ve yaktülunel embiyae bi ğayri hakk, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedun
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı.
Leysu sevaa, min ehlil kitabi ümmetün kaimetüy yetlune ayatillahi anael leyli ve hüm yecüdun
Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
Yü'minune billahi vel yevmil ahiri ve ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münkeri ve yüsariune fil hayrat, ve ülaike mines salihiyn
Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.
Ve ma yef'alu min hayrin fe ley yükferuh, vallahü alimüm bil müttekiyn
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden gereği gibi sakınanları bilir.
İnnellezine keferu len tuğniye anhüm emvalühüm ve la evladühüm minellahi şey'a, ve ülaike ashabün nar, hüm fiha halidun
O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.
Meselü ma yünfikune fi hazihil hayatid dünya ke meseli rihin fiha sirrun esebet harse kavmin zalemu enfüsehüm fe ehleketh, ve ma zalemehümüllahü ve lakin enfüsehüm yazlimun
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
Ya eyyühellezine amenu la tettehizu bitanetem min duniküm la ye'luneküm habala, veddu ma anittüm, kad bedetil bağdaü min efvahihim ve ma tuhfi suduruhüm ekber, kad beyyenna lekümül ayati in küntüm ta'kilun
Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık.
Ha entüm ülai tühibbunehüm ve la yühibbuneküm ve tü'minune bil kitabi küllih, ve iza lekuküm kalu amenna ve iza halev addu aleykümül enamile minel ğayz, kul mutu bi ğayziküm, innellahe alimüm bizatis sudur
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.
İn temsesküm hasenetün tesü'hüm, ve in tüsibküm seyyietüy yefrahu biha, ve in tasbiru ve tetteku la yedurruküm keydühüm şey'a, innellahe bi ma ya'melune mühiyt
Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.
Ve iz ğadevte min ehlike tübevviül mü'minine mekaide lil kital, vallahü semiun alim
Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.
İz hemmet taifetani minküm en tefşela vallahü veliyyühüma, ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun
O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.
Ve le kad nesarekümüllahü bi bedriv ve entüm ezilleh, fettekullahe lealleküm teşkürun
Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınız.
İz tekulü lil mü'minine eley yekfiyeküm ey yümiddeküm rabbüküm bi selaseti alafim minel melaiketi münzelin
O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Bela in tasbiru ve tetteku ve ye'tuküm min fevrihim haza yümdidküm rabbüküm bi hamseti alafim minel melaiketi müsevvimin
Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.
Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bih, ve men nasru illa min indillahil azizil hakim
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.
Li yaktaa tarafem minellezine keferu ev yekbitehüm fe yenkalibu haibin
(Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı).
Leyse leke minel emri şey'ün ev yetube aleyhim ev yüazzibehüm fe innehüm zalimun
Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa', vallahü ğafurur rahiym
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ya eyyühellezine amenu la te'külür riba ad'afem müdaafetev vettekullahe lealleküm tüflihun
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Vettekun naralleti üiddet lil kafirin
Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
Ve etiy'ullahe ver rasule lealleküm türhamun
Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.
Ve sariu ila mağfiratim mir rabbiküm ve cennetin arduhes semavatü vel erdu üiddet lil müttekiyn
Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun!
Ellezine yünfikune fis serrai ved darrai vel kaziminel ğayza vel afine anin nas, vallahü yühibbül muhsinin
O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.
Vellezine iza fealu fahişeten ev zalemu enfüsehüm zekerullahe festağferu li zünubihim, ve mey yağfiruz zünube illellah, ve lem yüsirru ala ma fealu ve hüm ya'lemun
Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler.
Ülaike cezaühüm mağfiratüm mir rabbihim ve cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha, ve ni'me ecrul amilin
İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
Kad halet mim kabliküm sünenün fe siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetül mükezzibin
Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
Haza beyanül linnasi ve hüdev ve mev'izatül lil müttekiyn
Bu (Kur'ân) insanlar için bir açıklama, Allah'dan gereğince korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.
Ve la tehinu ve la tahzenu ve entümül a'levne in küntüm mü'minin
Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.
İy yemsesküm karhun fe kad messel kavme karhum mislüh, ve tilkel eyyamü nüdavilüha beynen nas, ve li ya'lemellahüllezine amenu ve yettehize minküm şüheda', vallahü la yühibbüz zalimin
Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.
Ve li yümehhisallahüllezine amenu ve yemhakal kafirin
Bir de bu, Allah'ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir.
Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemma ya'lemillahüllezine cahedu minküm ve ya'lemes sabirin
Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?
Ve le kad küntüm temennevnel mevte min kabli en telkavhü fe kad raeytümuhü ve entüm tenzurun
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Ve ma muhammedün illa rasul, kad halet min kablihir rusül, e fe im mate ev kutilenkalebtüm ala a'kabiküm, ve mey yenkalib ala akibeyhi fe ley yedurrallahe şey'a, ve seyeczillahüş şakirin
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.
Ve ma kane li nefsin en temute illa bi iznillahi kitabem müeccela, ve mey yürid sevabed dünya nü'tihi minha, ve mey yürid sevabel ahirati nü'tihi minha, ve senecziş şakirin
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.
Ve keeyyim min nebiyyin katele meahu ribbiyyune kesir, fe ma vehenu li ma esabehüm fi sebilillahi ve ma daufu ve mestekanu, vallahü yühibbüs sabirin
Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Ve ma kane kavlehüm illa en kalu rabbenağfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sevvit akdamena vensurna alel kavmil kafirin
Onların sözleri ancak: "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!" demekten ibaretti.
Fe atahümüllahü sevabed dünya ve husne sevabil ahirah, vallahü yühibbül muhsinin
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları sever.
Ya eyyühellezine amenu in tütiy'ullezine keferu yerudduküm ala a'kabiküm fe tenkalibu hasirin
Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler. O zaman büsbütün kaybedersiniz.
Belillahü mevlaküm, ve hüve hayrum nasirin
Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.
Senülkiy fi kulubillezine keferur ru'be bi ma eşraku billahi ma lem yünezzil bihi sültana, ve me'vahümün nar, ve bi'se mesvez zalimin
Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
Ve le kad sadekakümüllahü va'dehu iz tehussunehüm bi iznih, hatta iza feşiytüm ve tenaza'tüm fil emri ve asaytüm mim ba'di ma eraküm ma tühibbun, minküm mey yüridüd dünya ve minküm mey yüridül ahirah, sümme sarafeküm anhüm li yebteliyeküm, ve le kad afa anküm, vallahü zu fadlin alel mü'minin
Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.
İz tus'idune ve la telvune ala ehadiv ver rasulü yed'uküm fi uhraküm fe esabeküm ğammem bi ğammil li keyla tahzenu ala ma fateküm ve la ma esabeküm, vallahü habirum bima ta'melun
Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Sümme enzele aleyküm mim ba'dil ğammi emeneten nüasey yağşa taifetem minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahi ğayral hakki zannel cahiliyyeh, yekulune hel lena minel emri min şey', kul innel emra küllehu lillah, yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune lek, yekulune lev kane lena minel emri şey'üm ma kutilna hahüna, kul lev küntüm fi büyutiküm le berazellezine kütibe aleyhimül katlü ila medaciihim, ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yümehhisa ma fi kulubiküm, vallahü alimüm bi zatis sudur
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.
İnnellezine tevellev minküm yevmel tekal cem'ani innemestezellehümüş şeytanü bi ba'di ma kesebu, ve le kad afallahü anhüm, innellahe ğafurunhalim
İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.
Ya eyyühellezine amenu la tekunu kellezine keferu ve kalu li ihvanihim iza daru fil erdi ev kanu ğuzzel lev kanu indena ma matu ve ma kutilu, li yec'alellahü zalike hasraten fi kulubihim, vallahü yuhyi ve yümit, vallahü bi ma ta'melune basiyr
Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Ve lein kutiltüm fi sebilillahi ev müttüm le mağfiratüm minellahi ve rahmetün hayrum mimma yecmeun
Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
Ve leim müttüm ev kutiltüm le ilellahi tuhşerun
Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Fe bi ma rahmetim minellahi linte lehüm, ve lev künte fezzan ğalizal kalbi lenfeddu min havlike fa'fü anhüm vestağfir lehüm ve şavirhüm fil emr, fe iza azemte fe tevekkel alellah, innellahe yühibbül mütevekkilin
Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
İy yensurkümüllahü fe la ğalibe leküm, ve iy yahzülküm fe min zellezi yensuruküm mim ba'dih, ve alellahi felyetevekkelil mü'minun
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah'a güvenip dayansınlar.
Ve ma kane li nebiyyin ey yeğull, ve mey yağlül ye'ti bi ma ğalle yevmel kiyameh, sümme tüveffa küllü nefsim ma kesebet ve hüm la yuzlemun
Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devlet-millet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.
E fe menittebea ridvanellahi ke mem bae bi sehatim minellahi ve me'vahü cehennem, ve bi'sel mesiyr
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası!
Hüm deracatün indellah, vallahü besiyrum bi ma ya'melun
Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Le kad mennellahü alel mü'minine iz bease fihim rasulem min enfüsihim yetlu aleyhim ayatihi ve yüzekkihim ve yüallimühümül kitabe vel hikmeh, ve in kanu min kablü le fi dalalim mübin
Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
E ve lemma esabetküm müsiybetün kad esabtüm misleyha kultüm enna haza, kul hüve min indi enfüsiküm, innellahe ala külli şey'in kadir
(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.
Ve ma esabeküm yevmeltekal cem'ani fe bi iznillahi ve li ya'lemel müminin
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti.
Ve li ya'lemellezine nefeku, ve kiyle lehüm tealev katilu fi sebilillahi evidfeu, kalu lev na'lemü kitalel letteba'naküm, hüm lil küfri yevmeizin akrabü minhüm lil iman, yekulune bi efvahihim ma leyse fi kulubihim, vallahü a'lemü bima yektümun
Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
Ellezine kalu li ihvanihim ve kaadu lev etauna ma kutilu, kul fedrau an enfüsekümül mevte in küntüm sadikiyn
Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".
Ve la tahsebennellezine kutilu fi sebilillahi emvate bel ahyaün inde rabbihim yürzekun
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.
Ferihiyne bi ma atahümüllahü min fadlihi ve yestebşirune billezine lem yelhaku bihim min halfihim ella havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Yestebşirune bi ni'metim minellahi ve fadliv ve ennellahe la yüdiy'u ecral mü'minin
Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.
Ellezinestecabu lillahi ver rasuli mim ba'di ma esabehümül karhu lillezine ahsenu minhüm vettekav ecrun aziym
Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.
Ellezine kale lehümün nasü innen nase kad cemeu leküm fahşevhüm fe zadehüm imana, ve kalu hasbünellahü ve ni'mel vekil
İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".
Fenkalebu bi ni'metim minellahi ve fadlil lem yemseshüm suüv vettebeu ridvanellah, vallahü zu fadlin aziym
Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.
İnnema zalikümüş şeytanü yühavvifü evliyaehu fe la tehafuhüm ve hafuni in küntüm mü'minin
(Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun.
Ve la yahzünkellezine yüsariune fil küfr, innehüm ley yedurullahe şey'a, yüridüllahü ella yec'ale lehüm hazzan fil ahirah, ve le hüm azabün aziym
Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiç bir şekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır.
İnnellezineşteravül küfra bil imani ley yedururlahe şey'a, ve lehüm azabün elim
İman karşılığında inkarı satın alanlar Allah'a hiç bir zarar veremezler. Onlar için acı bir azap vardır.
Ve la yahsebennelezine keferu ennema nümli lehüm hayrul li enfüsihimv innema nümli lehüm li yezdadu isma, ve lehüm azabüm mühin
Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Ma kanellahü li yezeral mü'minine ala ma entüm aleyhi hatta yemizel habise minet tayyib, ve am kanellahü li yutliaküm alel ğaybi ve lakinnellahe yectebi mir rusülihi mey yeşaü fe aminu billahi ve rusülih, ve in tü'minu ve tetteku fe le küm ecrun aziym
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardır.
Ve la yahsebennellezine yebhalune bi ma atahümüllahü min fadlihi hüve hayral lehüm, bel hüve şerrul lehüm, seyütavvekune ma behilu bihi yevmel kiyameh, ve lillah mirasüs semavati vel ard, vallahü bi ma ta'melune habir
Allah'ın, kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Le kad semiallahü kavlellezine kalu innellahe fekiyruv ve nahnü ağniya', senektübü ma kalu ve katlehümül embiyae bi ğayri hakkiv ve nekulü zuku azabel hariyk
Allah, "Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabı!".
Zalike bi ma kaddemet eydiküm ve ennellahe leyse bi zallamil lil abid
"Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır". Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.
Ellezine kalu innellahe ahide ileyna ella nü'mine li rasulin hatta ye'tiyena bi kurbanin te'külühün nar, kul kad caeküm rusülüm min kabli bil beyyinati ve billezi kultüm fe lime kateltümuhüm in küntüm sadikiyn
"Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onları niçin öldürdünüz?"
Fe in kezzebuke fe kad küzzibe rusülüm min kablike cau bil beyyinati vez zübüri vel kitabil münir
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Küllü nefsin zaikatül mevt, ve innema tüveffevne ücuraküm yevmel kiyameh, fe men zuhziha anin nari ve üdhilel cennete fe kad faz, ve mel hayatüd dünya illa metaul ğurur
Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir.
Le tüblevünne fi emvaliküm ve enfüsiküm ve le tesmeunne minellezine utül kitabe min kabliküm ve minellezine eşraku ezen kesira, ve in tasbiru ve tetteku fe inne zalike min azmil ümur
Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.
Ve iz ehazellahü misakallezine utül kitabe le tübeyyinünnehu lin nasi ve la tektümuneh, fe nebezuhü verae zuhurihim veşterav bihi semenen kalila, fe bi'se ma yeşterun
Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür.
La tahsebennellezine yefrahune bi ma etev ve yühibbune ey yuhmedu bi ma lem yef'alu fe la tahsebennehüm bi mefazitem minel azab, ve lehüm azabün elim
O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Ve lillahi mülküs semavati vel ard, vallahü ala külli şey'in kadir
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kâdirdir.
İnne fi halkis semavati vel erdi vahtilafil leyli ven nehari le ayatil li ülil elbab
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.
Ellezine yezkürunellahe kiyamev ve kuudev ve ala cünubihim ve yetefekkerune fi halkis semavati vel ard, rabbena ma halakte haza batila, sübhaneke fekina azaben nar
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler.
Rabbena inneka men tüdhilin nara fe kad ahzeyteh, ve ma liz zalimine min ensar
"Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur".
Rabbena innena semi'na münadiyey yünadi lil imani en aminu bi rabbiküm fe amenna, rabbena fağfir lena zünubena ve keffir anna seyyiatina ve teveffena meal ebrar
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al".
Rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kiyameh, inneke la tuhlifül miad
"Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin".
Festecabe lehüm rabbühüm enni la üdiy'u amele amilim minküm min zekerin ev ünsa, ba'duküm min ba'd, fellezine haceru ve uhricu min diyarihim ve uzu fi sebili ve katelu ve kutilu le ükeffiranne anhüm seyyiatihim ve le üdhilennehüm cennatin tecri min tahtihel enhar, sevabem min indillah, vallahü indehu husnüs sevab
Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".
La yeğurranneke tekallübüllezine keferu fil bilad
Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Metaun kalilün sümme me'vahüm cehennem, ve bi'sel mihad
Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
Lakinillezinettekav rabbehüm lehüm cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha nüzülem min indillah, ve ma indellahi hayrul lil ebrar
Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır.
Ve inne min ehlil kitabi le mey yü'minü billahi ve ma ünzile ileyküm ve ma ünzile ileyhim haşiiyne lillahi la yeşterune bi ayatillahi semenen kalila, ülaike lehüm ecruhüm inde rabbihim, innellahe seriul hisab
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
() Ya eyyühellezine amenusbiru ve sabiru ve rabitu vettekullahe lealleküm tüflihun
Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.