Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Hud Suresi 11. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

İllellezine saberu ve amilus salihat ülaike lehüm mağfiratüv ve ecrun kebir
Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
1484
Ayet No: 
11

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Elif lam ra kitabün uhkimet ayatühu sümme füssilet mil ledün hakimin habir
Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Ella ta'büdu illellah inneni leküm minhü neziruv ve beşir
(Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
Ve enistağfiru rabbeküm sümme tubu ileyhi yümetti'küm metaan hasenen ila ecelim müsemmev ve yü'ti külle zi fadlin fadleh ve in tevellev fe inni ehafü aleyküm azabe yevmin kebir
Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
İlellahi merciuküm ve hüve ala külli şey'in kadir
Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.
E la ninehüm yesunu sudurahüm li yestahfu minh e la hiyne yestağşune siyabehüm ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun innehu alimüm bi zatis sudur
Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir.
Ve ma min dabbetin fil erdi illa alellahi rizkuha ve ya'lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabim mübin
Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.
Ve hüvellezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamiv ve kane arşühu alel mai li yeblüveküm eyyüküm ahsenü amela ve le in kulte inneküm meb'usune mim ba'dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrum mübin
O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyecekler.
Ve le in ehharna anhümül azabe ila ümmetim ma'dudetil le yekulünne ma yahbisüh e la yevme ye'tihim leyse masrufen anhüm ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun
Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.
Ve lein ezaknel insane minna rahmeten sümme neza'naha minh innehu leyeusün kefur
Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur.
Ve lein ezaknahü na'mae ba'de darrae messethü le yekulenne zehebes seyyiatü anni innehu le ferihun fe hur
Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.
Fe lealleke tarikum ba'da ma yuha ileyke ve daikum bihi sadruke ey yekulu lev la ünzile aleyhi kenzün ev cae meahu melek innema ente nezir vallahü ala külli şey'iv vekil
(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Em yekulunefterah kul fe'tu bi aşri süverim mislihi müfterayativ ved'u menisteta'tüm min dunillahi in küntüm sadikiyn
Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).
Fe illem yestecibu leküm fa'lemu ennema ünzile bi ilmillahi ve el la ilahe illa hu fe hel entüm müslimun
Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?
Men kane yüridül hayated dünya ve zineteha nüveffi ileyhim a'malehüm fiha ve hüm fiha la yübhasun
Her kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz.
Ülaikellezine leyse lehüm fil ahirati illen nar ve habita ma saneu fiha ve batilüm ma kanu ya'm'lun
Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır.
E fe men kane ala beyyinetim mir rabbihi ve yetluhü şahidüm minhü ve min kablihi kitabü musa imamev ve rahmeh ülaike yü'minune bih ve mey yekfür bihi minel ahzabi fen naru mev'idüh fe la tekü fi miryetim minhü innehül hakku mir rabbike ve lakinne ekseran nasi la yü'minun
O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
Ve men azlemü mimmeniftera alellahi keziba ülaike yu'radune ala rabbihim ve yekulül eşhadü haülaillezine kezebu ala rabbihim e la la'netüllahi alez zalimin
Üstelik bir yalanı Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir". İyi bilin ki: Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.
Ellezine yesuddune an sebilillahi ve yebğuneha iveca ve hüm bil ahirati hüm kafirun
Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar.
Ülaike lem yekunu mu'cizine fil erdi ve ma kane lehüm min dunillahi min evliya' yüdaafü lehümül azabv ma kanu yestetiy'unes sem'a ve ma kanu yübsirun
Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.
Ülaikellezine hasiru enfüsehüm ve dalle anhüm ma kanu yefterun
Onlar kendilerine yazık etmiş olan kimselerdir. O iftira edip uydurdukları da kendilerinden yüz çevirip gitmişlerdir.
La cerame ennehüm fil ahirati hümül ahserun
Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ülaike ashabül cenneh hüm fiha halidun
Fakat iman edip salih amel işleyenler ve Rablerine karşı edepli olanlar, güvenen ve itaat edenler var ya, işte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar.
Meselül ferikayni kel a'ma vel esammi vel baiyri ves semiy' hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun
Bu iki ayrı grubun meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hâlâ düşünmeyecek misiniz?
Ve le kad erselna nuhan ila kamihi inni leküm nezirum mübin
Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
El la ta'büdu illellah inni ehafü aleyküm azabe yevmin elim
"Allah'dan başkasına ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acı bir günün azabından korkarım."
Fe kalel meleüllezine keferu min kavmihi ma nerake illa beşeram mislena ve ma neraket tebeake ilellezine hüm erazilüna bediyer ra'y ve ma nera leküm aleyna min fadlim bel nezunüküm kazibin
Buna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz."
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbi ve atani rahmetem min indihi fe ummiyet aleyküm e nülzimükümuha ve entüm leha karihun
Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"
Ve ya kavmi la es'elüküm aleyhi mala in ecriye illa alellahi ve ma ene bi taridillezine amenu innehüm mülaku rabbihim ve laninni eraküm kavmen techelun
"Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."
Ve ya kavmi mey yensuruni minellahi in taredtühüm e fela tezekkerun
"Ey kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz?"
Ve la ekulü leküm indi hazinüllahi ve la a'lemül ğaybe ve la ekulü inni meleküv ve la ekulü lillezine tezderi a'yünüküm ley yü'tiyehümüllahü hayra allahü a'lemü bima fi enfüsihim inni izel le minez zalimin
Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.
Kalu ya nuhu kad cadeltena fe ekserte cidalena fe'tina bima teidüna in künte mines sadikiyn
Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim."
Kale innema ye'tiküm bihillahü in şae ve ma entüm bi mu'cizin
- Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz."
Ve la yenfeuküm nushiy in eradtü en ensaha leküm in kanellahü yüridü ey yuğviyeküm hüve rabbüküm ve ileyhi türceun
Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz.
Em yekulunefterah kul inifteraytühu fe aleyye icrami ve ene biriüm mimma tücrimun
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım".
Ve uhiye ila nuhin ennehu ley yü'mine min kavmike illa men kad amene fe la tebteis bima kanu yef'alun
Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme."
Vasneil fülke bi a'yünina ve vahyina ve la tühatibni fillezine zalemu innehüm muğrakun
Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.
Ve yasneul fülke ve küllema merra aleyhi meleüm min kavmihi sehiru minh kale in tesharu minna fe inna nesharu minküm kema tesharun
Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz."
Fe sevfe ta'lemune mey ye'tihi azabüy yuhzihi ve yehillü aleyhi azabüm mükiym
O perişan edici azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin başına ineceğini ilerde bileceksiniz.
Hatta iza cae emruna ve farat tennuru kulnahmil fiha min küllin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlü ve men amen ve ma amene meahu illa kalil
Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.
Ve kalerkebu fiha bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbi le ğafurur rahiym
Nuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Ve hiye tecri bihim fi mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fi ma'ziliy ya büneyyerkem meana ve la teküm meal kafirin
Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"
Kale seavi ila cebeliy ya'simüni minel ma' kale la asimel yevme min emrillahi illa mer rahim ve hale beynehümel mevcü fe kane minel muğrakiyn
O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
Ve kiyle ya erdubleiy maeki ve ya semaü akliiy ve ğidal maü ve kudiyel emru vestevet alel cudiyyi ve kiyle bu'del lil kavmiz zalimin
Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.
Ve nada nuhur rabbehu fe kale rabbi innebni min ehli ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemül hakimin
Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin."
Kale ya nuhu innehu leyse min ehlik innehu amelün ğayru salihin fe la tes'elni ma leyse leke bihi ilm inni eizuke en ketune minel cahilin
Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (âilen)'den değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım."
Kale rabbi inni euzü bike en es'eleke ma leyse li bihi ilm ve illa tağfirli ve terhamni eküm minel hasirin
Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum.
Kiyle ya nuhuhbit bi selamim minna ve berakatin aleyke ve ala ümemim mimmem meak ve ümemün senümettiuhüm sümme yemessühüm minna azabün elim
"Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak nice ümmetler olacaktır."
Tilke min embail ğaybi nuhiyha ileyk ma künte ta'lemühü ente ve la kavmüke min kabli haza fasbirv innel akibete lil müttekiyn
İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.
Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmi'büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh in entüm illa müfterun
Âd kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz."
Ya kavmi la es'elüküm aleyhi ecra in ecriye illa alellezi fetarani e fe la ta'kilun
"Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız?"
Ve ya kavmistağfiru rabbeküm sümme tubu ileyhi yürsilis semae aleyküm midrarav ve yezidküm kuvveten ila kuvvetiküm ve la tetevellev mücrimin
"Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin."
Kalu ya hudü ma ci'tena bi beyyinetiv ve ma nahnü bi tariki alihetina an kavlike ve ma nahnü leke bi mü'minin
Dediler ki; "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle tanrılarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız."
İn nekulü illa'terake ba'du alilhetina bi su' kale inni üşhidüllahe veşhedu enni beriüm mimma tüşrikun
"Ancak şu kadarını diyebiliriz ki; "tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım."
Min dunihi fekiduni cemian sümme la tünzirun
"O'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekletmeyin.
İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahizüm binasiyetiha inne rabbi ala siratim müstekiym
"Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır."
Fe in tevellev fe kad eblağtüküm ma ürsiltü bihi ileyküm ve yestahlifü rabbi kavmen ğayraküm ve la tedurrunehu şey'a inne rabbi ala külli şey'in hafiyz
"Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir.
Ve lemma cae emruna necceyna hudev vellezine amenu meahu bi rahmetim minna ve ncceynahüm min azabin ğaliyz
Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.
Ve tilke adün cehadu bi ayati rabbihim ve asav rusülehu vettebeu emra külli cebbarin anid
İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler.
Ve ütbiu fi hazihid dünya la'netev ve yevmel kiyameh e la inne aden keferu rabbehüm e la bu'del li adin kavmi hud
Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler.
Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh hüve enşeeküm minel erdi vesta'meraküm fiha festağfiruhü sümme tubu ileyh inne rabbi karibüm mücib
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun mağfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder."
Kalu ya salihu kad künte fina mercüvven kable haza etenhana en na'büde ma ya'büdü abaüna ve innena le fi şekkim mimma ted'una ileyhi mürib
Dediler: "Ey Salih,! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Şimdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz."
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbi ve atani minhü rahmetem fe mey yensuruni minellahi in asaytühu fe ma tesiduneni ğayra tahsir
Salih dedi: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz."
Ve ya kavmi hazihi nakatüllahi leküm ayeten fezeruha te'kül fi erdillahi ve la temessuha bi suin fe ye'huzeküm azabün karib
"Ey kavmim! İşte şu, Allah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah'ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar."
Fe akaruha fe kale metetteu fi dariküm selasete eyyam zalike va'dün ğayru mekzub
Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir."
Felemma cae emruna necceyna salihav vellezine amenu meahu bi rahmetim minna ve min hizyi yevmiiz inne rabbeke hüvel kaviyyül aziz
Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür.
Ve ehazellezine zalemüs sayhatü fe asbehu fi diyarihim casimin
O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.
Kel el lem yağnev fiha e la inne semude keferu rabbehüm e la bu'del li semud
Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler.
Ve le kad cet rusülüna ibrahime bil büşra kalu selama kale selamün fe ma lebise en cae bi iclin haniz
Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.
Felemma raa eydiyehüm la tesilu ileyhi nekirahüm ve evcese minhüm hiyfeh kalu la tehaf inna ürsilna ila kavmi lut
Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik." dediler.
Vemraetühu kaimetün fe dahiket fe beşşernaha bi ishaka ve miv verai ishaka ya'kub
İbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeledik.
Kalet ya veyleta e elidü ve ene acuzüv ve haza ba'li şeyha inne haza le şey'ün acib
"Vay başıma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"
Kalu e ta'cebine min emrillahi rahmetüllahi ve berakatühu aleykum ehlel beyv innehu hamidüm mecid
Dediler: "Sen Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur)."
Femma zehebe an ibrahimer rav'u ve caethül büşra yücadilüna fi kavmi lut
İbrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti:
İnne ibrahime le halimün evvahüm münib
Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.
Ya ibrahimü a'rid an haza innehu kad cae emru rabbik ve innehüm atihüm azabün ğayru merdud
Melekler: "Ey İbrahim! Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektir.
Ve lemma caet rusülüna lutan sie bihim ve daka bihim zer'av ve kale haza yevmün asiyb
Ne zaman ki, elçilerimiz Lut'a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi.
Ve caehu kavmühu yühraune ileyhi ve min kablü kanu ya'melunes seyyiat kale ya kavmi haülai benati hünne atheru leküm fettekullahe ve la tuhzuni fi dayfi e leyse minküm racülür raşid
Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi.
Kalu le kad alimte ma lena fi benatike min hakk ve inneke le ta'lemü ma nurid
Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun." dediler.
Kale lev enne li biküm kuvveten ev avi ila ruknin şedid
Lut dedi: "Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim."
Kalu ya lutu inna rusülü rabbike ley yesilu ileyke fe esri bi ehlike bi kid'im minel leyli ve la yeltefit minküm ehadün illemraetek innehu müsiybüha ma esabehüm inne mev'idehümüs subh e leyses bi karib
Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"
Felemma cae emruna cealna aliyeha safileha ve emtarna aleyha hicaratem min siccilim mendud
Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Müsevvemeten inde rabbik ve ma hiye minez zalimine bi beiyd
Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruhv ve la tenkusul mikyale vel mizane inni eraküm bi hayriv ve inni ehafü aleyküm azabe yevmim mühiyt
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum."
Ve ya kavmi evfül mikyale vel mizane bil kisti ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la ta'sev fil erdi müfsidin
"Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin."
Bekiyyetüllahi hayrul leküm in küntüm mü'minin ve ma ene aleyküm bi hafiyz
Eğer mümin iseniz, Allah'ın helâlinden size ihsan ettiği kâr sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin üzerinize gözcü değilim."
Kalu ya şüaybü e salatüke te'müruke en netruke ma ya'büdü abaüna ev en nef'ale fi emvalina ma neşa' inneke le entel halimür raşid
Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın."
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbi ve razekani minhü rizkan hasena ve ma üridü en ühalifeküm ila ma enhaküm anh in üridü illel islaha mesteta't ve ma tevfikiy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünib
Şu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde bulunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsan etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim."
Ve ya kavmi la yecrimenneküm şikakiy ey yüsiybeküm mislü ma esabe kavme nuhin ev kavme hudin ev kavme salih ve ma kavmü lutim minküm bi beiyd
"Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildir.
Vestağfiru rabbeküm sümme tubu ileyh inne rabbi rahiymüv vedud
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.
Kalu ya şüaybü ma nefkahü kesiram mimma tekulü ve inna le nerake fina daiyfa ve lev la rahtuke le racemnake ve ma ente aleyna bi aziz
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur."
Kale ya kami erahtiy eazzü aleyküm minellha vettehaztümuhü veaeküm zihriyya inne rabbi bi ma ta'melune mühiyt
Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır."
Ve ya kavmi'melu ala mekanetiküm inni amil sevfe ta'lemune mey ye'tihi azabüy yuhzihi ve men hüve kazib vertekibu inni meaküm rakiyb
"Ey kavmim! Var gücünüzle yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devam edeceğim. Perişan edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyeceğim."
Ve lemma cae emruna necceyna şüaybev vellezine amenu meahu bi rahmetim minna ve ehazetillezine zalemus sayhatü fe asbehu fi diyarihim casimin
Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.
Keel lem yağnev fiha ela bu'del li medyene kema beidet semud
Sanki orada hiç güzel gün görmemişlerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl helâk olup gittiyse Medyen de öyle yok olup gitti.
Ve le kad erselna musa bi ayatina ve sültanim mübin
Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik.
İla fir'avne ve meleihi fettebeu emra fir'avn ve ma emru fir'avne bi raşid
Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak değildir.
Yakdümü kavmehu yevmel kiyameti fe evradehümün nar ve bi'sel virdül mevrud
Kıyamet günü, kavminin önüne düşer. Artık o bunları ateşe götürmüştür. O varılan yer, ne kötü bir yerdir.
Ve ütbiu fi hazihi la'netev ve yevmel kiyameh bi'ser rifdül merfud
Hem burada, hem de kıyamet gününde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karşı destek ne fena bir destektir!
() Zalike min embail kur nekussuhu aleyke minha kaimüv ve hasiyd
İşte bu helâk olmuş memleketlerin önemli haberlerindendir. Sana onu kıssa olarak anlatıyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, biçilenler (yok olup gidenler) de.
Ve ma zalemnahüm ve lakin zalemu enfüsehüm fe ma ağnet anhüm alihetühümültei yed'une min dunillahi min şey'il lemma cae meru rabbik ve ma zaduhüm ğayra tetbib
Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar.
Ve kezalike ahzü rabbike iza ehazel kura ve hiye zalimeh inne ahzehu elimün şedid
İşte Rabbin, zalim memleketleri cezalandırdığı zaman böyle cezalandırır. Çünkü O'nun cezası çok acı, çok çetindir.
İnne fi zalike le ayetel li men hafe azabel ahirah zalike yevmim meşhud
Ahiret azabından korkanlar için bunda muhakkak ki, bir ibret vardır. O, öyle bir gündür ki, bütün insanlar onun için toplanacaktır ve o, öyle bir gündür ki, mutlaka görülecektir.
Ve ma nüehhiruhu illa li ecelim ma'dud
Biz onu sadece belli bir süreye kadar geciktiriyoruz.
Yevme ye'ti la tekellemü nefsün illa bi iznih fe minhüm şekiyyüv ve seiyd
O gün gelince Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur.
Fe emmellezine şeku fe fin nari lehüm fiha zefiruv ve şehiyk
Bedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada başka türlü soluyacak, başka türlü haykıracaklar.
Halidine fiha madametis semavatü vel erdu illa ma şae rabbük inne rabbeke fe'alül lima yürid
Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.
Ve emmellezine süidu fe fil cenneti halidine fiha madametis semavatü vel erdu illa ma şae rabbük ataen ğayra meczuz
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak.
Fe la tekü fi miryetim mimma ya'büdü haüla' ma ya'büdune illa kema ya'büdü abaühüm min kabl ve inna le müveffuhüm nesiybehüm ğayra menkus
O halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme. Daha önce ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.
Ve le kad ateyna musel kitabe fahtülife fih ve lev la kelimetün sebekat mir rabbike le kudiye beynehüm ve innehüm le fi şekkim minhü mürib
Andolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler.
Ve inne külül lemma leyüveffiyennehüm rabbüke a'malehüm innehu bima ya'melune habir
Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.
Festekim kema ümirte ve men tabe meake ve la tatğav innehu bi ma ta'melune besiyr
İşte bundan dolayı emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.
Ve la terkenu ilellezine zalemu fe temessekümün naru ve maleküm min dunillahi min evliyae sümme la tünsarun
Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah'dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.
Ve ekimis salate tarafeyin nehari ve zülefem minel leylv innel hasenati yüzhibnes seyyiat zalike zikra liz zakirin
Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.
Vasbir fe innellahe la yüdiy'u ecral muhsinin
Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.
Fe lev la kane minel kuruni min kabliküm ülu bekiyyetiy yenhevne anil fesadi fil erdi illa kalilem mimmen enceyna minhüm vettebeallezine zalemu ma ütrifu fihi ve kanu mücrimin
Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.
Ve ma kane rubbüke li yühlikel kura bi zulmiv ve ehlüha muslihun
Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.
Ve lev şae rabbüke le cealen nase ümmetev vahidetev ve la yezalune muhtelifin
Eğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı.
İlla mer rahime rabbük ve li zalike halekahüm ve temmet kelimetü rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ve nasi ecmeiyn
Ancak Rabbinin rahmetle yarlığadığı kimseler başka. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım" sözü böylece tamam oldu.
Ve küllen nekussu aleyke mir embair rusüli ma nüsebbitü bihi füadek e caeke fi hazihil hakku ve emv'izatü ve zikra lil mü'minin
Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatıştıracak olanlardan her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir öğüt ve ibret gelmiştir.
Ve kul lillezine la yü'minuna'melu ala mekanetiküm inna amilun
İmana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız."
Venteziru inna müntezirun
Siz bekleyin görün, biz de bekleyip göreceğiz.
Ve lillahi ğaybüs semavati vel erdi ve ileyhi yürceul emru küllühu fa'büdhü ve tevekkel aleyh ve ma rabbüke bi ğafilin amma ta'melun
Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.