Buradasınız

Kamer Suresi 14. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Tecri bi a'yunina cezael li men kane kufir
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
4860
Ayet No: 
14

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

İkterabetis saatu venşakkal kamer
Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
Ve iyyerav ayetey yu'ridu ve yekulu sihrun mustemir.
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekirr
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.
Ve le kad caehum minel embai ma fihi muzdecer
Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
Hikmetum baliğatun fema tuğnin nuzur
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
Fe tevelle anhum yevme yed'ud dai ila şey'in nukur
Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.
Huşşean ebsarihum yahrucune minel ecdasi keennehum ceradum munteşir
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
Muhtiyne iled a' yekulul kafirune haza yevmun azir
O çağırana koşarak, kâfirler: "Bu çetin bir gündür." derler.
Kezzebet kablehum kavmu nuhin fekezzebu abdena ve kalu mecnunuv vezducir
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.
Fe dea rabbehu enni mağlubun fentesir
Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.
Fe fetahna ebvabes semai bimaim munhemir
Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
Ve feccernel erda uyunen feltekal mau ala emrin kad kudir
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Ve hamelnahu ala zati elvahiv ve dusur
Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.
Ve le kad teraknaha ayeten fe hel mim muddekir
Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
Fe keyfe kane azabi ve nuzur
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)
Ve le kad yessernal kur'ane liz zikri fe hel mim muddekir
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Kezzebet adun fe keyfe kane azabi ve nuzur
Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
İnna erselna aleyhim rihan sarsaran fi yevmi nahsim mustemir
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Zenziun nase ke ennehum a'cazu nahlim munkair
(O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Fe keyfe kane azabi ve nuzur
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ve le kad yessernel kur'ane liz zikri fe hel mim muddekir
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Kezzebet semudu bin nuzur
Semûd da o uyarıları yalanladılar.
Fe kalu ebeşeram minna vahiden nettebiuhu inna izel lefi dalaliv ve suur
"Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.
Eulkiyez zikru aleyhi mim beynina bel huve kezzabun eşir
"Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir" (dediler).
Seya'lemune ğadem menil kezzabul eşir
Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
İnna murslun nakati fitnetel lehum fertekibhum vastabir
Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.
Ve nebbi'hum ennel mae kismetun beynehum kullu şirbim muhtedar
Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.
Fe nadev sahibehum fe teata fe akar
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.
Fe keyfe kane azabi ve nuzur
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.
İnna erselna aleyhim sayhatev vahideten fe kanu ke heşimil muhtezir
Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.
Ve le kad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Kezzebet kavmu lutim bin nuzur
Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
İnna erselna aleyhim hasiben illa ale lutnecceynahum bi sehar
Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,
Ni'metem min indina kezalike neczi men şeker
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
Ve le kad enzerahum batşetena fe temarav bin nuzur
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
Ve le kad raveduhu an dayfihi fe tamesna a'yunehum fe zuku azabi ve nuzur
Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Ve le kad sabbehahum bukraten azabum mustekirr
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Fe zuku azabi ve nuzur
"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Ve le kad yessernel kur'ane liz zikri fe hel mim muddekir
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Ve le kad cae ale fir'avnen nuzur
Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.
Kezzebu bi ayatina kulliha fe ehaznahum ahze azizim muktedir
Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Bu kıssalardan hisseye gelince;
E kuffarukum hayrun min ulaikum em lekum beraetun fiz zubur
Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?
Em yekulune nahnu cemium muntesir
Yoksa "Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz." mu diyorlar?
Seyuhzemul cem'u ve yuvelluned dubur
Her halde o topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
Belis saatu mev'iduhum ves saatu edha ve emerr
Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.
İnnel mucrimine fi dalaliv ve suur
Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Yevme yushabune fin nari ala vucuhihim zuku messe sekar
O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" (denilecek).
İnna kulle şey'in halaknahu bi kader
Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.
Ve ma emruna illa vahidetun ke lemhim bil besar
Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.
Ve le kad ehlekna eşyaakum fe hel mim muddekir
Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?
Ve kullu şey'in fealuhu fiz zubur
İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.
Ve kullu sağiyriv ve kebirim mustetar
Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
İnnel muttekiyne fi cennativ ve neher
Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.
Fi mak'adi sidkin inde melikim muktedir
Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.