Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Meryem Suresi 59. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Fe halefe mim ba'dihim halfün edaus salate yettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne ğayya
Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır.)

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
2309
Ayet No: 
59

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Kef ha ya ayn sad
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyya
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadır.
İz nada rabbehu nidaen hafiyya
Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (içinden) yalvarmıştı.
Kale rabbi inni vehenel azmü minni veştealer ra'sü şeybev ve lem eküm bi düaike rabbi şekiyya
Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."
Ve inni hiftül mevaliye miv verai ve kanetimraeti akiran feheb li mil ledünke veliyya
"Gerçekten ben, arkamdan yerime geçecek varislerden endişedeyim. Karım da kısır bulunuyor. Onun için katından bana bir çocuk ihsan et."
Yerisüni ve yerisü min ali ya'kube vec'alhü rabbi radiyya
"Ki bana da mirasçı olsun, Yakub ailesine de mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavuştur."
Ya zekeriyya inna nübeşşiruke bi ğulaminismühu yahya lem nec'al lehu min kablü semiyya
(Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."
Kale rabbi enna yekunü li ğulamüv ve kanetimraeti akirav ve kad belağtü minel kiberi itiyya
Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
Kale kezalik kale rabbüke hüve aleyye heyyinüv ve kad halaktüke min kablü ve lem tekü şey'a
(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin."
Kale rabbic'al li ayeh kale ayetüke ella tükellimen nase selase leyalin seviyya
Zekeriyya şöyle dedi: "Rabbim! Bana alâmet ver." Allah: "Senin alâmetin, sapasağlam olduğun halde, üç gün, üç gece insanlarla konuşamaz hale gelmendir." buyurdu.
Fe harace ala kavmihi minel mihrabi fe evha ileyhim en sebbihu bükratev ve aşiyya
Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti.
Ya yahya huzil kitabe bi kuvveh ve ateynahül hukme abiyya
"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.
Ve hananem mil ledünna ve zekah ve kane tekiyya
Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi.
Ve berram bi valideyhi ve lem yekün cebbaran asiyya
Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi.
Ve selamün aleyhi yevme vülide ve yevme yemutü ve yevme yüb'asü hayya
Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.
Vezkür fil kitabi meryem izintebezet min ehliha mekanen şerkiyya
(Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşaren seviyya
Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.
Kalet inni euzü bir rahmani minke in künte tekiyya
Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.
Kale innema ene rasulü rabbiki li ehebe leki ğulamen zekiyya
Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.
Kalet enna yekunü li ğulamüv ve lem yemsesni beşeruv ve lem ekü beğiyya
Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi.
Kale kezalik kale rabbüki hüve aleyye heyyin ve li nec'alehu ayetel linnasi ve rahmetem minna ve kane emram makdiyya
Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.
Fe hamelethü fentebezet bihi mekanen kasiyya
Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.
Fe ecaehel mehadu ila ciz'in nahleh kaletya leyteni mittü kable haza ve küntü nesyem mensiyya
Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.
Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbüki tahteki seriyya
Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."
Ve hüzzi ileyki bi ciz'in nahleti tüsakit aleyki rutaben ceniyya
"Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."
Fe küli veşrabi ve karri ayna fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertü lir rahmani savmen fe len ükellimel yevme insiyya
"Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de.
Fe etet bihi kavmeha tahmilüh kalu ya meryemü le kad ci'ti şey'en feryya
Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."
Ya uhte harune ma kane ebukimrae sev'iv ve ma kanet ümmüki beğiyya
"Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi."
Fe eşarat ileyhi kalu keyfe nükelimü men kane fil mehdi sabiyya
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
Kale inni abdüllahi ataniyel kitabe ve cealeni nebiyya
(Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."
Ve cealeni mübaraken eyne ma küntü ve evsani bis salati vez zekati ma dümtü hayya
"Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."
Ve berram bi valideti ve lem yec'alni cebbaran şekiyya
"Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı."
Vesselamü aleyye yevme vülidtü ve yevme emutü ve yevme üb'asü hayya
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."
Zalike iysebnü meryem kavlel hakkillezi fihi yemterun
İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.
Ma kane lillahi ey yettehize miv veledin sübhaneh iza kada emran fe innema yekulü lehu küm fe yekun
Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
Ve innellahe rabbi ve rabbüküm fa'büduh haza siratum müstekiym
"Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur."
Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezine keferu mim meşhedi yevmin aziym
Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
Esmi'bihim ve ebsir yevme ye'tunena lakiniz zalimunel yevme fi dalalim mübin
Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Ve enzirhüm yevmel hasrati iz kudiyel emr ve hüm fi ğafletiv ve hüm la yü'minun
(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.
İnna nahnü nerisül erda ve men aleyha ve ileyna yürceun
Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir. {*} İşte budur, ta beşikten tekrar dirilmesine kadar öyle doğan ve o sözleri söyleyen bir kuldur. {*} Hakk (olan Allah)ın bildirdiğine göre Meryem'in oğlu İsa {*} ki hakkında tartışıp duruyorlar. Görülüyor ki sûrenin başından beri ve buradan da sonuna kadar âyetler, hep elif fâsılasıyla biterken, sûrenin bu bölümünde yalnız yedi âyet "Nûn ve Mim" fâsılasıyla işlenmiş bir çerçeve içine alınmıştır. Bu da gösterir ki bu âyetler, bu sûrenin asıl maksadını anlatan karar mahiyetindeki âyetlerdir ki, başta Allah'a çocuk isnadını {*} "Allah'ın çocuk edinmesi hiçbir zaman olur şey değildir. O'nu tenzih ederiz." âyetiyle reddedip Allah'ı tenzih etmekte ve İsa'nın dilinden de {*} "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz. İşte bu doğru bir yoldur." demek suretiyle tevhide davet etmektedir. Bu âyet, ta yukarıdaki {*} "Ben Allah'ın kuluyum." (/) cümlesine atfedilmiştir. Dolayısıyla {*} "Allah, benim Rabbimdir, dedi" demek olup İsa'nın konuşmasının bir devamıdır (Âl-i İmran Sûresi'nde geçen benzeri âyetin tefsirine de bkz: /). Eldeki İncillerde de kendisine yer verilen bu söz, onun peygamberliğinde, davetinin özünü teşkil ettiği ve tevhid inancını net bir şekilde ifade ettiği için, burada tekrar sözkonusu yapılmıştır. {*} Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Yahudiler bir türlü söyledi. Hıristiyanların kendi fırkaları da değişik tartışmaların içine girdiler; bir kısmı Allah'ın oğlu dediler, bir kısmı da Allah'ın kendisidir, yere indi sonra göğe çıktı dediler; diğer bir kısmı ise üçün biri dediler. Sağlam bir grup da Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu tasdik ettiler. {*} "Vay haline o küfreden kimselerin!{*}"
Vezkür fil kitabi ibrahim innehu kane siddikan nebiyya
Kur'ân'da İbrahim'i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.
İz kale li ebihi ya ebeti lime ta'büdü ma la yesmeu ve la yübsiru ve la yuğni anke şey'a
O, bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Ya ebeti inni kad caeni minel ilmi ma lem ye'tike fettebi'ni ehdike siratan seviyya
"Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim."
Ya ebeti la ta'büdiş şeytan inneş şeytane kane lir rahmani asiyya
"Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu."
Ya ebeti nini ehafü ey yemesseke azabüm miner rahmani fe tekune liş şeytani veliyya
"Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân'dan bir azab dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun."
Kale erağibün ente an aliheti ya ibrahim leil lem tentehi le ercümenneke vehcürni meliyya
Babası "Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçektenveya söz ile- sana taş atarım). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi.
Kale selamün aleyk se estağfiru leke rabbi innehu kane bi hafiyya
İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır."
Ve a'tezilüküm ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi asa ella ekune bi düai rabbi şekiyya
"Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."
Felemma'tezelehüm ve ma ya'büdune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve küllen cealna nebiyya
İbrahim, kavminden ve onların Allah'tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık.
Ve vehebna lehüm mir rahmetina ve cealna lehüm lisane sidkin aliyya
Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.
Vezkür fil kitabi musa innehu kane muhlesav ve kane rasulen nebiyya
Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.
Ve nadeynahü min canibit turil eymeni ve karrabnahü neciyya
Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdık.
Ve vehebna lehu mir rahmetina ehahü harune nebiyya
Rahmetimizden de ona, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ihsan eyledik. Meâl-i Şerifi
Vezkür fil kitabi ismaiyle innehu kane sadikal va'di ve kane rasulen nebiyya
Kur'ân'da İsmail'i de an; çünkü o, vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.
Ve kane ye'müru ehlehu bis salati vez zekati ve kane inde rabbihi merdiyya
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.
Vezkür fil kitabi idrise innehu kane siddikan nebiyya
Kitapta İdris'i de an; çünkü o, çok sadık (özü, sözü pek doğru) bir peygamberdi.
Ve rafa'nahü mekanen aliyya
Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Ülaikellezine en'amellahü aleyhim minen nebiyyine min zürriyyeti ademe ve mimmen hamelna mea nuhiv ve min zürriyyeti ibrahime ve israile ve mimmen hedeyna vectebeyna iza tütla aleyhim ayatür rahmani harru süccedev ve bükiyya
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İlla men tabe ve amene ve amile salihan fe ülaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune şey'a
Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Cennati adninilleti veader rahmanü ibadehu bil ğayb innehu kane va'dühu me'tiyya
O cennet, Rahmân (olan Allah)ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır.
La yesmeune fiha bükratev ve aşiyya
Onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.
Tilkel cennetülleti nurisü min ibadina men kane tekiyya
İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur.
Ve ma netezzelü illa bi emri rabbik lehu ma beyne eydina ve ma halfena ve ma beyne zalik ve ma kane rabbüke nesiyya (. Ayet secde ayetidir.)
"(Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?"
Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma fa'büdhü vastabir li ibadetih hel ta'lemü lehu semiyya
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah'ın ismini taşıyan başka birini bilir misin?
Ve yekulül insanü e iza ma mittü le sevfe uhracü hayya
Halbuki insan şöyle der: "Ben öldüğüm zaman, ileride gerçekten diri olarak (mezardan) çıkarılacak mıyım?"
E ve la yezkürul insanü enna halaknahü min kablü ve lem yekü şey'a
O insan, daha önce hiçbir şey değilken kendisini yoktan var ettiğimizi hatırlamaz mı?
Fe ve rabbike le nahşürannehüm veş şeyatiyne sümme le nuhdirannehüm havle cehenneme cisiyya
Rabbine andolsun ki biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri üstü hazır bulunduracağız (ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler.).
Sümme lenenzianne min külli şiatin eyyühüm eşeddü aler rahmani itiyya
Sonra her zümreden Rahmân'a karşı en ziyade isyankâr hangileri ise, muhakkak ayırıp atacağız.
Sümme le nahnü a'lemü billezine hüm evla biha siliyya
Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulunduğunu elbette biz daha iyi biliriz.
Ve im minküm illa varidüha kane ala kabbike hatmem makdiyya
İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.
Sümme nüneccillezinet tekav ve nezeruz zalimine fiha cisiyya
Sonra Allah'dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız.
Ve iza tütla aleyhim ayatüna beyyinatin kalellezine keferu lillizine amenu eyyül ferikayni hayrum mekamev ve ahsenü nediyya
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki :"Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?"
Ve kem ehlekna kablehüm min karnin hüm ahsenü esasev ve ri'ya
Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gösterişce daha güzel nice asırlar halkını helak etmişizdir.
Kul men kane fid dalaleti felyemdüd lehür rahmanü medda hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah fe seya'lemune men hüve şerrum mekanev ve ad'afü cünda
Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Ve yezidüllahüllezinehtedev hüda vel bakiyatüs salihatü hayrun inde rabbike sevabev ve hayrum meradda
Allah, hidayeti kabul edenlere, daha çok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
E fe raeytellezi kefera bi ayatina ve kale leuteyenne malev ve veleda
Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve "Elbette bana mal ve evlat verilecektir." diyen adamı gördün mü?
Ettaleal ğaybe emittehaze inder rahmani ahda
O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
Kella senektübü ma yekulü ve nemüddü lehu minel azabi medda
Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız.
Ve nerisühu ma yekulü ve ye'tina ferda
O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.
Vettehazu min dunillahi alihetel li yekunu lehüm izza
Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.
Kella seyekfürune bi ibadetihim ve yekunune aleyhim didda
Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır.
E lem tera enna erselneş şeyatiyne alel kafirine teüzzühüm ezza
Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.
Fe la ta'cel aleyhim innema neuddülehüm adda
Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz.
Yevme nahşürul müttekiyne iler rahmani vefda
O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız.
Ve nesukul mücrimine ila cehenneme virda
Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.
La yemlikuneş şefaate illa menttehaze inder rahmani ahda
(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
Ve kalittehazer rahmanü veleda
(Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler.
Le kad ci'tüm şey'en idda
Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.
Tekadüs semavatü yetefettarne minhü ve tenşekkul erdu ve tehirrul cibalü hedda
Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,
En deav lirrahmani veleda
O Rahmân'a çocuk isnad ettiler diye...
Ve ma yembeğiy lir rahmani ey yettehize veleda
Halbuki Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.
İn küllü men fis semavate vel erdi illa atir rahmani abda
Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın.
Le kad ahsahüm ve addehüm adda
And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır.
Ve küllühüm atihi yevmel kiyameti ferda
Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati se yec'alü lehümür rahmanu vüdda
İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah) onları (gönüllere) sevdirecektir.
Fe innema yessernahü bi lisanike li tübeşşira bihil müttekiyne ve tünzira bihi kavmel lüdda
(Ey Muhammed!) Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.
Ve kem ehlekna kablehüm min karn hel tühussü minhüm min ehadin ev temeu lehüm rikza
Hem onlardan önce nice nesilleri helak ettik. (Şimdi) onlardan hiçbirini görüyor musun, yahud onların hafif bir sesini işitiyor musun?