Buradasınız

Mü'minun Suresi 55. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

E yahsebune ennema nümiddühüm bihi mim maliv ve benin
Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile,

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
2728
Ayet No: 
55

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Kad eflehal mü'minun
Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,
Ellezine hüm fi salatihim haşiun
Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,
Vellezine hüm anil lağvi mu'ridun
Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,
Vellezine hüm liz zekati failun
Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,
Vellezine hüm li fürucihim hafizun
Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,
İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumin
Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.
Fe menibteğa verae zalike fe ülaike hümül adun
Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar , haddi aşan kimselerdir.
Vellezine hüm li emanatihim ve ahdihim raun
Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,
Vellezine hüm ala salevatihim yühafizun
Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,
Ülaike hümül varisun
İşte asıl onlar varislerdir.
Ellezine yerisunel firdevs hüm fiha halidun
Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.
Ve le kad halaknel insane min sülaletim min tiyn
And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.
Sümme cealnahü nutfeten fi kararim mekin
Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.
Sümme halaknen nutfete alekaten fe halaknel alekate mudğaten fe halaknel mudğate izamen fe kesevnel izame lahmen sümme enşe'nahü halkan ahar fe tebarakellahü ahsenül halikiyn
Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.
Sümme inneküm ba'de zalike le meyyitun
Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz.
Sümme inneküm yevmel kiyameti tüb'asun
Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
Ve le kad halakna fevkaküm seb'a taraika ve ma künna anil halki ğafilin
Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz.
Ve enzelna mines semai maem bi kaderin fe eskennahü fil erdi ve inna ala zehabim bihi le kadirun
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
Fe enşe'na leküm bihi cennatim min nehiyliv ve a'nab leküm fiha fevakihü kesiratüv ve minha te'külun
Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.
Ve şeceraten tahrucü min turi seynae tembütü bid dühni ve sibğil lil akilin
Tûr-ı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.
Ve inne leküm fil en'ami le ibrah nüskiyküm mimma fi bütuniha ve leküm fiha menafiu kesiratüv ve minha te'külun
Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.
Ve aleyha ve alel fülki tuhmelun
Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.
Ve le kad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi'büdüllahe mal leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?"
Fe kalel meleüllezine keferu min kavmihi ma haza illa beşerum mislüküm yüridü ey yetefeddale aleyküm ve lev şaellahü le enzele melaikeh ma semi'na bi haza fi abainel evvelin
Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."
İn hüve illa racülüm bihi cinnetün fe terabbesu bihi hatta hiyn
"Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım."
Kale rabbinsurni bima kezzebun
Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!"
Fe evhayna ileyhi enisnail fülke bi a'yünina ve vahyina fe iza cae emruna ve farat tennuru feslük fiha min küllin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlü minhüm ve la tühatibni fillezine zalemu innehüm muğrakun
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!
Fe izesteveyte ente ve mem meake alel fülki fe kulil hamdü lillahillezi neccana minel kavmiz zalimin
Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
Ve kur rabbi enzilni münzelem mübarakev ve ente hayrul münzilin
Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın."
İnne fi zalike le ayativ ve in künna le mübtelin
Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
Sümme enşe'na mim ba'dihim karnen aharin
Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
Fe erselna fihim rasulem minhüm eni'büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.
Ve kalel meleü min kavmihillezine keferu ve kezzebu bi likail ahirati ve etrafnahüm fil hayatid dünya ma haza illa beşerum mislüküm ye'külü mimma te'külune minhü ve yeşrabü mimma teşrabun
Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."
Ve lein eta'tüm beşeram misleküm inneküm izel lehasirun
"Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz."
E yeidüküm enneküm iza mittüm ve küntüm türabev ve izamen enneküm muhracun
"Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
Heyhate heyhate lima tuadun
"Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!"
İn hiye illa hayatüned dünya nemutü ve nahya ve ma nahnü bi meb'usin
"Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz."
İn hüve illa racülüniftera alellahi kezibev ve ma nahnü lehu bi mü'minin
"Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."
Kale rabbinsurni bima kezzebun
O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!"
Kale amma kalilil le yusbihunne nadimin
Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!"
Fe ehazethümüs sayhatü bil hakki fe cealnahüm ğussa fe bu'del lil kavmiz zalimin
Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Sümme enşe'na mim ba'dihim kurunen aharin
Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
Ma tesbiku min ümmetin eceleha ve ma yeste'hirun
Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Sümme erselna rusülena tetra küllema cae ümmeter rasulüha kezzebuhü fe etba'na ba'dahüm ba'dav ve cealnahüm ehadis fe bu'del li kavmil la yü'minun
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Sümme erselna musa ve ehahü harune bi ayatina ve sültanim mübin
Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik.
İla fir'avne ve meleihi festekberu ve kanu kavmen alin
Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular.
Fe kalu enü'minü li beşerayni mislina ve kavmühüma lena abidun
Onun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?"
Fe kezzebuhüma fe kanu minel mühlekin
Böylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
Ve le kad ateyna musel kitabe leallehüm yehtedun
Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.
Ve cealnebne meryeme ve ümmehu ayetev ve aveynahüma ila rabvetin zati karariv ve meiyn
Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.
Ya eyyüher rusülü külu minet tayyibati va'melu saliha inni bima ta'melune alim
Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim.
Ve inne hazihi ümmetüküm ümmetev vahidetev ve ene rabbüküm fettekun
"Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının." (denildi).
Fetekkatau emrahüm beynehüm zübüra küllü hizbim bima ledeyhim ferihun
Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Fezerhüm fi ğamratihim hatta hiyn
Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Nüsariu lehüm fil hayrat bel la yeş'urun
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
İnnellezine hüm min haşyeti rabbihim müşfikun
Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,
Vellezine hüm bi ayati rabbihim yü'minun
Rablerinin âyetlerine inananlar,
Vellezine hüm bi rabbihim la yüşrikun
Rablerine ortak tanımayanlar,
Vellezine yü'tune ma atev ve kulubühüm veciletün ennehüm ila rabbihim raciun
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
Ülaike yüsariune fil hayrati ve hüm leha sabikun
İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.
Ve la nükellifü nefsen illa vüs'aha ve ledeyna kitabüy yentiku bil hakki ve hüm la yuzlemun
Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Vel kulubühüm fi ğamratim min haza ve lehüm a'malüm min duni zalike hüm leha amilun
Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.
Hatta iza ehazna mütrafihim bil azabi iza hüm yec'erun
Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
La tec'erul yevme inneküm minna la tünsarun
Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz.
Kad kanet ayati tütla aleyküm fe küntüm ala a'kabiküm tenkisun
Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz.
Müstekbirine bihi samiran tehcürun
Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz.
E fe lem yeddebberul kavle em caehüm ma lem ye'ti abaehümül evvelin
Onlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
Em lem ya'rifu rasulehüm fe hüm lehu münkirun
Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
Em yekulune bihi cinneh bel caehüm bil hakki ve ekseruhüm lil hakki karihun
Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.
Ve levittebeal hakku ehvaehüm le fesedetis semavatü vel erdu ve men fihinn bel eteynahüm bi zekrihim fe hüm an zikrihim mu'ridun
Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.
Em tes'elühüm harcen fe haracü rabbike hayruv ve hüve hayrur razikiyn
(Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Ve inneke le ted'uhüm ila siratim müstekiym
Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
Ve innellezine la yü'minune bil ahirati anis sirati lenakibun
Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.
Ve lev rahimnahüm ve keşefna ma bihim min durril leleccu fi tuğyanihim ya'mehun
Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi.
Ve le kad ehaznahüm bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarraun
Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar.
Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hüm fihi müblisun
Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!
Ve hüvellezi enşee lekümüs sem'a vel ebsara vel ef'ideh kalilem ma teşkürun
Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!
Ve hüvellezi zeraeküm fil erdi ve ileyhi tuhşerun
Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız.
Ve hüvellezi yuhyi ve yümiytü ve lehuhtilafül leyli ven nehar e fe la ta'kilun
Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?
Bel kalu misle ma kalel evvelun
Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.
Kalu e iza mitna ve künna türabev ve izamen e inna le meb'usun
Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?"
Le kad vüidna nahnü ve abaüna haza min kablü in haza illa esatiyrul evvelin
"Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!"
Kul li menil erdu ve men fiha in küntüm ta'lemun
(Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"
Seyekulune lillah kul efela tezekkerun
"Allah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de.
Kul mer rabbüs semavatis seb'i ve rabbul arşil aziym
"Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor.
Seyekulune lillah kul e fe la tettekun
"(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de.
Kul mem bi yedihi melekutü külli şey'iv ve hüve yuciru ve la yücaru aleyhi in küntüm ta'lemun
"Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor.
Seyekulune lillah kul fe enna tüsharu
"(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de.
Bel eteynüham bil hakki ve innehüm le kazibun
Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar.
Mettehazellahü miv velediv ve ma kane meahu min ilahin izel le zehebe küllü ilahüm bima haleka ve leala ba'duhüm ala ba'd sübhanellahi amma yasifun
Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
Alimil ğaybi veş şehadeti fe teala amma yüşrikun
Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
Kur rabbi imma türiyenni ma yuadun
(Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen,
Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin
Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim!
Ve inna ala en nüriyeke ma neidühüm lekadirun
Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
İdfa' billeti hiye ahsenüs seyyieh nahnü a'lemü bi ma yasifun
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Ve kur rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatiyn
Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!
Ve euzü bike rabbi ey yahdurun
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.
Hatta iza cae ehadehümül mevtü kale rabbirciun
Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,"
() Lealli a'melü salihan fima teraktü kella inneha kelimetün hüve kailüha ve miv veraihim berzehun ila yevmi yüb'asun
"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
Fe iza nüfiha fis suri fe la ensabe beynehüm yevmeiziv ve la yetesaelun
Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır.
Fe men sekulet mevazinühu fe ülaike hümül müflihun
Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Ve men haffet mevazinühu fe ülaikellezine hasiru enfüsehüm fi cehenneme halidun
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.
Telfehu vücuhehümün naru ve hüm fiha kalihun
Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.
E lem tekün ayati tütla aleyküm fe küntüm biha tükezzibun
(Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.
Kalu rabbena ğalebet aleyna şikvetüna ve künna kavmen dallin
Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.
Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun
Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.
Kalahşeu fiha ve la tükellimun
(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.
İnnehu kane ferikum min ibadi yekulune rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahimin
Çünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı.
Fettehaz tümuhüm sihriyyen hatta ensevküm zikri ve küntüm minhüm tadhakun
İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.
İnni cezeytühümül yevme bima saberu ennehüm hümül faizun
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.
Kale kem lebistüm fil erdi adede sinin
(Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.
Kalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addin
"Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler.
Kale il lebistüm illa kalilel lev enneküm küntüm ta'lemun
(Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!
E fe hasibtüm ennema halaknaküm abesev ve enneküm ileyna la türceun
Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
Fe teallellahül melikül hakk la ilahe illa hu rabbül arşil kerim
Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir.
Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihi fe innema hisabühu inde rabbih innehu la yüflihul kafirun
Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.
Ve kur rabbiğfir verham ve ente hayrur rahimin
Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin."