Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Nahl Suresi 42. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Ellezine saberu ve ala rabbihim yetevekkelun
O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
1943
Ayet No: 
42

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Eta emrullahi fe la testa'ciluh sübhanehu ve teala amma yüşrikun
Allah'ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan münezzeh ve yücedir.
Yünezzilül melaikete bir ruhi min emrihi ala mey yeşaü min ibadihi en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun
Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkun.
Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yüşrikun
Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
Halekal insane min nutfetin fe iza hüve hasiymün mübiyn
O, insanı bir meniden (spermadan) yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı apaçık bir düşmandır.
Vel en'ame halekaha lemük fiha dif'üv ve menafiu ve minha te'külun
Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.
Ve leküm fiha cemalün hiyne türihune ve hiyne tesrahun
O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.
Ve tahmilü eskaleküm ila beledil lem tekunu baliğiyhi illa bi şikkil enfüs inne rabbeküm le raufür rahiym
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Vel hayle vel biğale vel hamira li terkebuha ve zineh ve yahlüku ma la ta'lemun
Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
Ve alellahi kasdus sebili ve minha cair ve lev şae le hedaküm ecmeiyn
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Hüvellezi enzele mines semai mael leküm minhü şerabüv ve minhü şecerun fihi tüsiymun
Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.
Yümbitü leküm bihiz zer'a vez zeytune ven nehiyle ven a'nabe ve min küllis semarat inne fi zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun
Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.()
Ve sehhara lekümül leyle ven nehara veş şemse vel kaner ven nücumü müsahharatüm bi emrih inne fi zalike le ayatil li kavmiy ya'kilun
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
Ve ma zerae leküm fil erdi muhtelifen elvanüh inne fi zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun
Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
Ve hüvellezi sehharal bahra li te'külu minhü lahmen tariyyev ve testahricu minhü hilyeten telbesuneha ve teral fülke mevahira fihi ve li tebteğu min fadlihi ve lealleküm teşkürun
Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
Ve elka fil erdi ravasiye en temide biküm ve enharav ve sübülel lealleküm tehtedun
Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
Ve alamat ve bin necmi hüm yehtedun
Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
E fe mey yahlüku ke mel la yahluk e fe la tezekkerun
Hiç yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
Ve in teuddu ni'metellahi la tuhsuha innellahe le ğafurur rahiym
Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Vallahü ya'lemü ma tüsirrune ve ma tu'linun
Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
Vellezine yed'une min dunillahi la yahlükune şey'ev ve hüm yuhlekun
Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları (putlar) ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.
Emvatün ğayru ahya' ve ma yeş'urune eyyane yüb'asun
O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
İlahüküm ilahüv vahid fellezine la yü'minune bil ahirati kulubühüm münkiratüv ve hüm müstekbirun
İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
La cerame ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun innehu la yühibbül müstekbirin
Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.
Ve iza kiyle lehüm maza enzele rabbüküm kalu esatiyrul evvelin
Onlara: "Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman "Öncekilerin efsanelerini" dediler.
Li yahmilu evzarahüm kamiletey yevmel kiyameti ve min evzarillezine yüdillunehüm bi ğayri ilm e la sae ma yezirun
Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!
Kad mekarallezine min kablihim fe etellahü bünyanehüm minel kavaidi fe harra aleyhimüs sakfü min fevkihim ve etahümül azabü min haysü la yeş'urun
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.
Sümme yevmel kiyameti yuhzihüm ve yekulü eyne şürakaiyellezine küntüm tüşakkune fihim kalellezine utül ilme innel hizyel yevme ves sue lalel kafirin
Sonra kıyamet günü Allah, O kâfirleri rezil rüsvay edecek ve diyecek ki: "Hani uğrunda müminlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar: "Şüphesiz bugünün rezilliği ve kötülüğü kâfirleredir." diyeceklerdir.
Ellezine teteveffahümül melaiketü zalimi enfüsihim fe elkavüs seleme ma künna na'melü min su' bela innellahe alimüm bima küntüm ta'melun
(O kâfirler), kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar: "Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk." (Onlara): "Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir."
Fedhulu ebvabe cehenneme halidine fiha fe lebi'se mesvel mütekebbirin
"O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin" denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!
Ve kiyle lillezinettekav maza enzele rabbüküm kalu hayra lillezine ahsenu fi hazihid dünya haseneh ve le darul ahirati hayr ve le ni'me darul müttekiyn
Kötülüklerden sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" denilince: "Hayır indirdi" derler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere güzel bir mükafat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah'tan korkanların yurdu ne güzeldir!
Cennatü adniy yedhuluneha tecri min tahtihel enharu lehüm fiha ma yeşaun kezalike yeczillahül müttekiyn
O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Orada Allah'tan korkanlara diledikleri nimetler vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.
Ellezine teteveffahümül melaiketü tayyibine yekulune selamün aleykümüdhulül cennete bima küntüm ta'melun
Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet'e..." derler.
Hel yenzurune illa en te'tiyehümül melaiketü ev ye'tiye emru rabbik kezalike fealellezine min kablihim ve ma zalemehümüllahü ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Ancak kendilerine, ruhlarını alacak meleklerin gelmesini veya Rabbinin azab emrinin (kıyametin) gelip çatmasını bekliyorlar! Kendilerinden öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi.
Fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun
Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.
Ve kalellezine eşraku lev şaellahü ma abedna min dunihi min şey'in nahnü ve la abaüna ve la harramna min dunihi min şey' kezalike fealellezine min kablihim fe hel aler rusüli illel belağul mübin
Allah'a ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık" Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık-seçik bir tebliğden, ibarettir.
Ve le kad beasna fi külli ümmetir rasulen eni'büdüllahe vectenibüt tağut fe minhüm men hedellahü ve minhüm men hakkat aleyhid dalaleh fe siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetül mükezzibin
Andolsun ki biz her ümmete, "Allah'a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diye bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün?
İn tahris ala hüdahüm fe innellahe la yehdi mey yüdillü ve ma lehüm min nasirin
(Ey Muhammed!) Sen o kâfirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb'asüllahü mey yemut bela va'den aleyhi hakkav ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun
Kâfirler, "Allah ölen kimseyi diriltmez." diye en kuvvetli yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, bu ölüleri diriltmek, Allah'ın kendisine karşı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.
Li yübeyyine lehümüllezi yahtelifune fihi ve li ya'lemellezine keferu ennehüm kanu kazibin
Allah ölüleri diriltecek ki, o kâfirlerin, hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara açıkça göstersin ve bunu inkâr edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler.
İnnema kavlüna li şey'in iza eradnahü en nekule lehu kün fe yekun
Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
Vellezine haceru fillahi mim ba'di ma zulimu le nübevviennehüm fid dünya haseneh ve le ecrul ahirati ekber lev kanu ya'lemun
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dünyada mutlaka onları güzel bir yere yerleştiririz. Halbuki bilirlerse ahiretin mükafatı elbette daha büyüktür.
Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhiy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun
(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.
Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.
E fe eminellezine mekerus seyyiati ey yahsifellahü bihimül erda ev ye'tiyehümül azabü min haysü la yaş'urun
Sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçiremeyeceğinden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Ev ye'huzehüm fi tekallübihim fe ma hüm bi mu'cizin
Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah'ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir.
Ev ye'huzehüm ala tehavvüf fe inne rabbeküm le raufür rahiym
Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
E ve lem yerav ila ma halekallahü min şey'iy yetefeyyeü zilalühu anil yemini veş şemaili süccedel lillahi ve hüm dahirun
Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.
Ve lillahi yescüdü ma fis semavati ve ma fil erdi min dabbetiv vel melaiketüe hüm la yestekbirun
Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler.
Yehafune rabbehüm min fevkihim ve yef'alune ma yü'merun
Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar.
Ve kalellahü la tettehizu ilaheynisneyn innema hüve ilahüv vahid fe iyyaye ferhebun
Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun.
Ve lehu ma fis semavati vel erdi ve lehüd dinü vasiba e fe ğayrallahi tettekun
Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O'nundur. Din de daima O'nundur. Böyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkarsınız?
Ve ma büküm min ni'metin fe minellahi sümme iza messekümüd durru fe ileyhi tec'erun
Sizde nimet namına ne varsa hep Allah dandır. Sonra size sıkıntı dokununca Allah a feryad edersiniz.
Sümme iza keşefed durra anküm iza ferikum minküm bi rabbihim yüşrikun (.ayet secde ayetedir.)
Sonra Allah bu sıkıntıyı sizden kaldırdığı zaman, bir de bakarsınız ki, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak koşarlar.
Li yekfüru bima ateynahüm fe temetteu fe sevfe ta'lemun
Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz.
Ve yec'alune li ma la yalemune nasiybem mimma razaknahüm tellahi le tüs'elünne amma küntüm tefterun
Bir de müşrikler kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz.
Ve yec'alune lillahil benati sübhanehu ve lehüm ma yeştehun
Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler.
Ve iza büşşira ehadühüm bil ünsa zalle vechühu müsveddev ve hüve keziym
Halbuki onlardan birine, kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilir.
Yetevara minel kavmi min sui ma büşşira bih e yümsikühu ala hunin em yedüssühu fit türab e la sae ma yahkümun
Kendisine verilen müjdenin kötülüğü, dolayısıyla kavminden gizlenir. Şimdi acaba o çocuğu zillet ve horluğa katlanarak saklayacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat edin verdikleri hüküm ne kötüdür!
Lillezine la yü'minine bel ahirate meselüs sev' ve lillahil meselül a'la ve hüvel azizül hakim
Ahirete iman etmeyenler için kötü sıfatlar var. En yüce sıfatlar ise, Allah'ındır. O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ve lev yüahizüllahün nase bi zulmihim ma terake aleyha min dabbetiv ve lakiy yüehhiruhüm ila ecelim müsemma fe iza cae ecelühüm la yeste'hirune saatev ve la yestakdimun
Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Ve yec'alune lillahi ma yekrahune ve tesifü elsinetühümül kezibe enne lehümül husna la cerame enne lehümün nara ve ennehüm müfratun
Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.
Tellahi le kad erselna ila ümemim min kablike fe zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe hüve veliyyühümül yevme ve lehüm azabün elim
Allah'a yemin olsun ki, biz senden önce bir çok ümmetlere peygamberler gönderdik. Ne var ki şeytan, onlara amellerini bezeyip süslü gösterdi. Bugün de o şeytan, kâfirlerin dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.
Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tübeyyine lehümüllezihtelefu fihi ve hüdev ve rahmetel li kavmiy yü'mininun
(Ey Resulüm!) Biz, sana bu kitabı (Kur'ânı) sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik.
Vallahü enzele mines semai maen fe ahya bihil erda ba'de mevtiha inne fi zalike le ayatel li kavmiy yesmeun
Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır.
Ve inne leküm fil en'ami le ibrah nüskiyküm mimma fi bütunihi mim beyni fersiv ve demil lebenen halisan saiğal liş şaribin
Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz.
Ve min semaratin nehiyli vel a'nabi tettehizune minhü sekerav ve rizkan hasena inne fi zalike le ayetel li kavmiy ya'kilun
Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Ve evha rabbüke ilen nahli enittehizi minel cibali büyutev ve mineş şeceri ve mimma ya'rişun
Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Sümme küli min külles semarati feslüki sübüle rabbiki zülüla yahrucü mim butuniha şerabüm muhtelifün elvanühu fihi şifaül linnas inne fi zalike le ayatel li kavmiy yetefekkerun
Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.
Vallahü halekaküm sümme yeteveffaküm ve minküm mey yüraddü ila erzelil umuri li keyla ya'leme ba'de ilmin şey'a innellahe alimün kadir
Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de, biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir.
Vallahü faddale ba'daküm ala ba'din fir rizk femellezine füddilu bi raddi rizkihim ala ma meleket eymanühüm fe hüm fihi seva' ife bi ni'metillahi yechadun
Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Vallahü ceale leküm min enfüsiküm ezvacev ve ceale leküm min ezvaciküm benine ve hafedetev ve razekaküm minet tayyibat e fe bil batili yü'minune ve bi ni'metillahi hüm yekfurun
Allah, size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel gıdalarla rızıklandırdı. Onlar, hâlâ batıla mı inanıyorlar? ve Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Ve ya'büdune min dunillahi ma la yemlikü lehüm rizskam mines semavati vel erdi şey'ev ve la yestetiy'un
Müşrikler, Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar.
Fe la tadribu lillahil emsal innellahe ya'lemü ve entüm la ta'lemun
Artık Allah'a ortaklar koşmayın. Çünkü Allah, (eşi bulunmadığını) bilir, siz bilmezsiniz.
Darabellahü meselen abdem memlukel la yakdiru ala şey'iv ve mer razaknahü minna zirkan hasenen fe hüve yünfiku minhü sirrav ve cehra hel yestevun elhamdü lillah bel ekseruhüm la ya'lemun
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler.
Ve darabellahü meseler racüleyni ehadühüma ebkemü la yakdiru ala şey'iv ve hüve kellün ala mevlahü eynema yüveccihhü la ye'ti bi hayr hel yestevi hüve ve mey ye'müru bil adli ve hüve ala siratim müstekiym
Allah şu iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur mu?
Ve lillahi ğaybüs semavati vel ard ve ma emrus saati illa ke lemhil besari ev hüve akrab innellahe ala külli şey'in kadir
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Vallahü ahraceküm mim bütuni ümmehatiküm la ta'lemune şey'ev ve ceale lekümüs sem'a vel ebsara vel ef'idete lealleküm teşkürun
Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme (duygusu), gözler ve gönüller verdi.
E lem yerav ilet tayri müsehharatin fi cevvis sema' ma yümsikühünne illellah inne fi zalike le ayatil li kavmiy yü'minun
Göğün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşlara bakmadılar mı? Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler (ibretler) vardır.
Vallahü ceale leküm min cüludil en'ami büyuten testehiffuneha yevme za'niküm ve yevme ikametiküm ve min asvafiha ve evbariha ve eş'ariha esasev ve metaan ila hiyn
Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız hafif evler (çadırlar v.s.) ve yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (giyinecek, kuşanacak, serilecek ve döşenecek) bir eşya ve ticaret malı yaptı.
Vallahü ceale leküm mimma haleka zilalev ve ceale leküm minel cibali eknanev ve ceale leküm serabiyle tekiykümül harra ve serabiyle tekiyküm be'seküm kezalike yütimmü ni'metehu aleyküm lealleküm tüslimun
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) yarattı. İşte böylece Allah müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadır.
Fe in tevellev fe innemü aleykel belağul mübin
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.
Ya'rifune ni'metellahi sümme yünkiruneha ve ekseruhümül kafirun
Hem Allah'ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfir kimselerdir.
Ve yevme neb'asü min külli ümmetin şehiden sümme la yü'zenü lillezine keferu ve la hüm yüsta'tebun
Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir.
Ve iza raellezine zalemül azabe fe la yühaffefü anhüm ve la hüm yünzarun
O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.
Ve iza raellezine eşraku şürakaehüm kalu rabbena haülai şürakaünellezine künna ned'u min dunik fe elkav ileyhimül kavle inneküm le kazibun
Ve o Allah'a ortak koşanlar, ortak koştuklarını (putları) gördükleri zaman: "Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır" diyecekler. Koştukları ortaklar da onlara; "Siz mutlaka yalancılarsınız" diye söz atarlar.
Ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme ve dalle anhüm ma kanu yefterun
O gün Allah'a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
Ellezine keferu ve saddu an sebilillahi zidnahüm azaben fevkal azabi bima kanu yüfsidun
İnkâr eden ve (insanları) Allah yolundan çevirenler, diğer kimseleri de bozdukları için onlara azab üstüne azab artırdık.
Ve yevme neb'azü fi külli ümmetin şehiden ala haüla' ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likülli şey'iv ve hüdev ve rahmetev ve büşra lil müslimin
Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.
İnnellahe ye'müru bil adli vel ihsani ve itai zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeizüküm lealleküm tezekkerun
Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.
Ve evfu bi ahdillahi iza ahettüm ve la tenkudul eymane ba'de tevkidiha ve kad cealtümüllahe aleyküm kefila innellahe ya'lemü ma tef'alun
Bir de anlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah'ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.
Ve la tekunu kelleti nekadat ğazleha mim ba'di kuvvetin enkasa tettehizune eymaneküm dehalem beyneküm en tekune ümmetün hiye erba min ümmeh innema yeblukümüllahü bih ve le yübeyyinenne leküm yevmel kiyameti ma küntüm fihi tahtelifun
Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.
Ve lev şaellahü le cealleküm ümmetev vahidetev ve lakiy yüdillü mey yeşaü ve yehdoi mey yeşa' ve le tüs'elünne amma küntüm ta'melun
Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Şüphesiz ki, (kıyamet gününde) bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.
Ve la tettehizu eymaneküm dehalem beyneküm fe tezille kademüm ba'de sübutiha ve tezukus sue bima sadedtüm an sebilillah ve leküm azabüm aziym
Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olur.
Ve la teşteru bi ahdillahi semenen kalila innema indellahi hüve hayrul leküm in küntüm ta'lemun
Allah'ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.
Ma indeküm yenfedü ve ma indellahi bak ve le necziyennellezine saberu ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun
Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
Men amile saliham min zekerin ev ünsa ve hüve mü'minün fe le nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la necziyennehüm ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun
Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükafatlarını elbette vereceğiz.
Fe iza kara'tel kur'ane festeiz billahi mineş şeytanir racim
Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
İnnehu leyse lehu sültanün alellezine amenu ve ala rabbihim yetevekkelun
Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.
() İnnema sültanühu alellezine yetevellevnehu vellezine hüm bihi müşrikun
Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır.
Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahü a'lemü bima yünezzilü kalu innema ente müfter bel ekseruhüm la ya'lemun
Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
Kul nezzelehu ruhul kudüsi mir rabbike bil hakki li yüsebbitellezine amenu ve hüdev ve büşra lil müslimin
(Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.
Ve le kad na'lemü ennehüm yekulune innema yüallimühu beşar lisanüllezi yulhidune ileyhi a'cemiyyüv ve haza lisanün arabiyyüm mübin
Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
İnnellezine la yü'minune bi ayatillahi la yehdihimüllahü ve lehüm azabün elim
Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.
İnnema yefteril kezibellezine la yü'minune bi ayatillah ve ülaike hümül kazibun
Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.
Men kefera billahi mim ba'di imanihi illa men ükrihe ve kalbühu mutmeinüm bil imani ve lakim men şeraha bil küfri sadran fe aleyhim ğadabüm minellah ve lehüm azabün aziym
Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
Zalike bi ennehümüstehabbül hayated dünya alel ahiratü ve ennellahe la yehdil kavmel kafirin
Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
Ülaikellezine tabeallahü ala kulubihim ve sem'ihim ve ebsarihim ve ülaike hümül ğafilun
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
La cerame ennehüm fil ahirati hümül hasirun
Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Sümme inne rabbeke lillezine haceru mim ba'di ma fütinu sümme cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahiym
Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Yevme te'ti küllü nefsin tücadilü an nefsiha ve tüveffa küllü nefsim ma amilet ve hüm la yuzlemun
O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.
Ve darabellahü meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye'tiha rizkuha rağadem min külli mekanin fe keferat bi en'umillahi fe ezakahallahü libasel cui vel havfi bima kanu yasneun
Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.
Ve le kad caehüm rasulüm minhüm fe kezzebuhü fe ehazehümül azabü ve hüm zalimun
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
Fe külu mimma razekakümüllahü halalen tayyibev veşküru ni'metellahi in küntüm iyyahü ta'büdun
Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.
İnnema harrama aleykümül meytete ved deme ve lahmel hinziri ve ma ühille li ğayrillahi bih fe menidturra ğayra bağiv ve la adin fe innellahe ğafurur rahiym
O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Ve la tekulu lima tesifü elsinetükümül kezibe haza halalüv ve haza haramül li tefteru alellahil kezib innellezine yefterune alellahil kezibe la yüflihun
Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
Metaun kalilüv ve lehüm azabün elim
Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
Ve alellezine hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Sümme inne rabbeke lillezine amilüs sue bi cehaletin sümme tabu mim ba'di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahiym
Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.)
İnne ibrahime kane ümmeten kanitel lillahi hanifa ve lem yekü minel müşrikin
Şüphesiz İbrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
Şakiral li en'umih ictebahü ve hedahü ila siratim müstekiym
Allah'ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
Ve ateynahü fid dünya haseneh ve innehu fil ahirati le mines salihiyn
Ve biz ona (İbrahim'e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.
Sümme evhayna ileyke enittebi' millete ibrahime hanifa ve ma kane minel müşrikin
Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.
İnnema cüiles sebtü alellezinahtelefu fih ve inne rabbeke le yahkümü beynehüm yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun
Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.
Üd'u ila sebili rabbike bil hikmeti vel mev'izatil haseneti ve cadilhüm billeti hiye ahsen inne rabbeke hüve a'lemü bi men dalle an sebilihi ve hüve a'lemü bil mühtedin
(Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.
Ve in akabtüm fe akibu bi misli ma ukibtüm bih ve lein sabertüm le hüve hayrul lissabirin
Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la tekü fi daykim mimma yemkürum
(Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!
İnnellahe meallezinettekav vellezine hüm muhsinun
Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.