Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Neml Suresi 79. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Fe tevekkel alellah inneke alel hakkil mübin
Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
3238
Ayet No: 
79

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Ta sin tilke ayatül kur'ani ve kitabim mübin
Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
Hüdev ve büşra lil müminin
İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere.
Ellezine yükiymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahirati hüm yukinun
Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
İnnellezine la yü'minune bil ahirati zeyyenna lehüm a'malehüm fe hüm ya'mehun
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
Ulaikellezine lehüm suül azabi ve hüm fil ahirati hümül ahserun
İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
Ve inneke le tülekkal kur'ane mil ledün hakimin alim
(Resulüm!) Şüphesiz ki bu Kur'ân, sana hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından indirilmektedir.
İz kale musa li ehlihi inni anestü nara seatiküm minha bi haberin ev atiküm bi şihabin kabeşil lealleküm tastalun
Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben bir ateş gördüm, (gidip) size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız."
Felemma caeha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve sübhanellahi rabbil alemin
Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"
Ya musa innehu enellahül azizül hakim
"Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"
Ve elki asak felemma raaha tehtezzü ke enneha cannüv vella müdbirav ve lem yüakkib ya musa la tehaf inni la yehafü ledeyyel murselun
"Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
İlla men zaleme sümme beddele husnem ba'de suin fe inni ğafurur rahiym
"Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."
Ve edhil yedeke fi ceybike tahruc beydae min ğayri suin fi tis'i ayatin ila fir'avne ve kavmih innehüm kanu kavmen fasikiyn
"Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
Felemma caethüm ayatüna mübsiraten kalu haza sihrum mübin
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Ve cehadu biha vesteykanetha enfüsühüm zulmev ve ulüvva fenzur keyfe kane akibetül müfsidin
Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Ve le kad ateyna davede ve süleymane ilma ve kalel hamdü lillahillezi faddalena ala kesirim min ibadihil mü'minin
Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler.
Ve verise süleymanü davude ve kale ya eyyühen nasü ullimna mentikat tayri ve utina min külli şey' inne haza le hüvel fadlül mübin
Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
Ve huşira li süleymane cünudühu minel cinni vel insi vet tayri fe hüm yuzeun
Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu.
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtimenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş'urun
Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.
Fe tebesseme dahikem min kavliha ve kale rabbi evzi'ni en eşküra ni'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhilni bi rahmetike fi ibadikes salihiyn
(Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."
Ve tefekkadet tayra fe kale maliye le eral hüdhüde em kane minel ğaibin
(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüd-hüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Le üazzibennehu azaben şediden ev le ezbehannehu ev le ye'tiyenni bi sultanim mübin
"Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!"
Fe mekese ğayra beiydin fe kale ehattü bi ma lem tühit bihi ve ci'tüke min sebeim bi nebiy yekiyn
Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: "Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.
İnni vecedtümraeten temlikühüm ve utiyet min külli şey'iv ve leha arşün aziym
"Gerçekten, onlara (Sebelilere) hükümdarlık eden, kendisine her türlü imkan verilmiş ve büyük bir tahta sahip olan bir kadınla karşılaştım."
Vecedtüha ve kavmeha yescüdune liş şemsi min dunillahi ve zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe saddehüm anis sebili fehüm la yehtedun
"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar."
Ella yescüdu lillahillezi yuhricül hab'e fis semavati vel erdi ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu'linun
"Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmezler."
Allahü la ilahe illa hüve rabbül arşil aziym
"(Halbuki) O büyük Arş'ın sahibi olan Allah'tan başka tapılacak yoktur."
Kale senenzuru e sadakte em künte minel kazibin
(Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız."
İzheb bi kitabi haza fe elkih ileyhim sümme tevelle anhüm fenzur maza yarciun
"Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak."
Kalet ya eyyühel meleü inni ülkiye ileyye kitabün kerim
(Süleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi): "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
İnnehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahiym
"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla (başlamakta)dır. "
Ella ta'lu aleyye ve'tuni müslimin
"Bana karşı baş kaldırmayın, teslimiyet göstererek bana gelin diye (yazmaktadır)."
Kalet ya eyyühel meleü eftuni fi emri ma küntü katiaten emrah hatta teşhedun
(Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam."
Kalu nahnü ülu kuvvetiv ve ülu be'sin şedidiv vel emru ileyki fenzuri maza te'mürin
Onlar, şöyle cevap verdiler: "Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredeceğini düşün taşın."
Kalet innel müluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eizzete ehliha ezilleh ve kezalike yefalun
Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hâle getirirler. (Herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır" dedi.
Ve inni mürsiletün ileyhim bi hedeyyetin fe naziratüm bime yarciul mürselun(. Ayet secde ayetidir.)
"Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler."
Felemma cae süleymane kale etümidduneni bi malin fema ataniyellahü hayrum mimma ataküm bel entüm bi hediyyetiküm tefrahun
(Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz."
İrci'ileyhim fe lene'tiyennehüm bi cünudil la kibele lehüm biha ve le nuhricennehüm minha ezilletev ve hüm sağirun
"(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"
Kale ya eyyühel meleü eyyüküm ye'tini bi arşiha kable ey ye'tuni müslimin
(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o Melike'nin tahtını bana getirebilir?"
Kale ifritüm minel cinni ene atike bihi kable en tekume mim mekamik ve inni aleyhi le kaviyyün emin
Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi.
Kalellezi indehu ilmüm minel kitabi ene atike bihi kable ey yertedde ileyke tarfük felmma raahü müstekirran indehu kale haza min fadli rabbi li yeblüveni e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbi ğaniyyün kerim
Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."
Kale nekkiru leha arşeha nenzur e tehtedi em tekunü minellezine la yehtedun
(Süleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?"
Felemma caet kiyle e hakeza arşük kalet keennehu hu ve utinel ilme min kabliha ve künna müslimin
Melike gelince, "Senin tahtın da böyle mi?" dendi. O şöyle cevap verdi: "Tıpkı o! Zaten bize daha önce bilgi verilmiş ve biz teslimiyet göstermiştik."
Ve saddeha ma kanet ta'büdü min dunillah inneha kanet min kavmin kafirin
O'nu, Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.
Kiyle lehedhulis sarh felemma raethü hasibethü lüccetev ve keşefet an sakayha kale innehu sarhum mümerradüm min kavarir kalet rabbi inni zalemtü nefsi ve eslemtü mea süleymane lillahi rabbil alemin
Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."
Ve le kad erselna ila semude ehahüm salihan eni'büdüllahe fe izahüm ferikani yahtesimun
Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.
Kale ya kavmi lime testa'cilune bis seyyieti kablel haseneh lev la testağfirunellahe lealleküm türhamun
Salih dedi ki: "Ey benim kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Ne olur Allah'a istiğfar etseniz, belki rahmetine ulaşırdınız."
Kalüt tayyerna bike ve bi mem meak kale tairuküm indellahi bel entüm kavmün tüftenun
Cevap verdiler: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih: "Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)-dır. Belki siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi.
Ve kane fil medineti tis'atü rahtiy yüfsidune fil erdi ve la yuslihun
O şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.
Kalu tekasemu billahi le nübeyyitennehu ve ehlehu sümme le nekullenne li veliyyihi ma şehidna mehlike ehlihi ve inna le sadikin
Allah'a and içerek birbirlerine şöyle dediler: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım; sonra da velisine, 'Biz o ailenin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz' diyelim."
Ve mekeru mekrav ve mekerna mekrav ve hüm la yeş'urun
Onlar böyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.
Fenzur keyfe kane akibetü mekrihim enna demmernahüm ve kavmehüm ecmeiyn
İşte bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helak ettik.
Fe tilke büyutühüm haviyetem bima zalemu inne fi zalike le ayetel li kavmiy ya'lemun
İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Bilen bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.
Ve enceynellezine amenu ve kanu yettekun
İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınanları da kurtardık.
Ve lutan iz kale li kavmihi ete'tunel fahişete ve entüm tübsirun
Lût'u da (peygamber olarak kavmine gönderdik). O, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre hala o hayasızlığı yapacak mısınız?"
E inneküm le te'tuner ricale şehvetem min dunin nisa' bel entüm kavmün techelun
"Siz ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!"
Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu ahricu ale lutim min karyetiküm innehüm ünasüy yetetahherun
Buna kavminin cevabı sadece: "Lût ailesini memleketinizden çıkarın; baksanıza onlar (bizim yaptıklarımızdan) temiz kalmak isteyen insanlarmış!" demelerinden ibaret oldu.
Fe enceynahü ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel ğabirin
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerin
Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru!
Kulil hümdü lillahi ve selamün ala ibadihillezinastafa allahü hayrun emma yüşrikun
(Resulüm!) de ki: "Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?"
Emmen halekas semavati vel erda ve enzele leküm mines semai maa fe embetna bihi hadaika zate behceh ma kane leküm en tümbitu şeceraha e ilahüm meallah bel hüm kavmüy ya'dilun
(Onlar mı hayırlı) yoksa, gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? Çünkü biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir. Allah'la beraber başka bir ilâh mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir güruhtur.
Emmen ceallel erda kararav ve cealle hilaleha enharav ve ceale leha ravasiye ve ceale beynel bahrayni haciza e ilahüm meallah bel ekseruhüm la ya'lemun
(Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Hayır onların çoğu (hakikatları) bilmiyorlar.
Emmey yücibül mudtarra iza deahü ve yekşifüs sue ve yec'alüküm hulefael ard e ilahüm meallah kalilem ma tezekkerun
(Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardığı zaman bunalmışa karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri yapan mı? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Ne kıt düşünüyorsunuz!
Emmey yehdiküm fi zulümatil berri vel bahri ve mey yursilür riyaha büşram beyne yedey rahmetih e ilahüm meallah tealellahü amma yüşrikun
(Onlar mı hayırlı) yoksa, karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Allah onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir.
Emmey yebdeül halka sümme yüiydühu ve mey yerzükuküm mines semai vel ard e ilahüm meallah kul hatu bürhaneküm in küntüm sadikiyn
(Onlar mı hayırlı) yoksa, önce yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten, hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız, siz kesin delilinizi getirin haydi!
Kul la ya'lemü men fis semavati vel erdil ğaybe illellah ve ma yeş'urune eyyane yüb'asun
De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Belid darake ilmühüm fil ahirati bel hüm fi şekkim minha bel hüm minha amiun
Fakat ahiret hakkında bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir şüphe içindedirler. Çünkü onlar bundan yana kördürler.
Ve kalellezine keferu e iza künna türabev ve abaüna einna le muhracun
İnkârcılar dediler ki: "Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?"
Le kad vüidna haza nahnü ve abaüna min kablü in haza illa esatiyrul evvelin
"And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
Kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetül mücrimin
De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
Ve la tahzen aleyhim ve la tekün fi daykim mimma yemkürun
(Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!
Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikiyn
Bir de, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?" derler.
Kul asa ey yekune radife leküm ba'dullezi testa'cilun
De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
Ve inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la yeşkürun
Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
Ve inne rabbeke le ya'lemü ma tükinnü suduruhüm ve ma yu'linun
Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Ve ma min ğaibetin fis semai vel erdi illa fi kitabim mübin
Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmasın.
İnne hazel kur'ane yekussu ala beni israile ekserallezi hüm fihi yahtelifun
Haberiniz olsun ki bu Kur'ân, İsrail oğullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Ve innehu lehüdev ve rahmetül lil müminin
Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
İnne rabbeke yakdiy beynehüm bi hukmih ve hüvel azizül alim
Rabbin şüphesiz, onlar arasında kendi hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
İnneke la tüsmiul mevta ve la tüsmius summed düae iza vellev müdbirin
Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Ve ma ente bi hadil umyi an dalaletihim in tüsmiu illa mey yü'minü bi ayatina fe hüm müslimun
Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getirecek değilsin. Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
Ve iza vekaal kavlü aleyhim ahracna lehüm dabbetem minel erdi tükellimühüm ennen nase kanu bi ayatina la yukinun
Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Ve yevme nahşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükezzibü bi ayatina fehüm yuzeun
Ve her ümmetin âyetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacağımız gün, artık onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevkedilirler.
Hatta iza cau kale e kezzebtüm bi ayati ve lem tühiytu biha ilmen emma za küntüm ta'melun
Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: "Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?"
Ve vekaal kavlü aleyhim bima zalemu fe hüm la yentikun
Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.
E lem yerav enna cealnel leyle li yeskünu fihi ven nehara mübsira inne fi zalike le ayatil li kavmiy yü'minun
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (çalışsınlar diye) gündüzü apaydınlık yaptık. İman eden bir kavim için elbette bunda ibretler vardır.
Ve yevme yünfehu fis suri fe fezia men fis semavati ve men fil erdi illa men şaellah ve küllün etevhü dahirin
Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.
Ve teral cibale tahsebüha camidetev ve hiye temürru merras sehab sun'allahillezi etkane külle şey' innehu habirum bima tefalun
Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.
Men cae bil haseneti fe lehu hayrum minha ve hüm min fezeiy yevmeizin aminin
Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan da emin kalırlar.
Ve men cae bis seyyieti fe kübbet vücuhühüm fin nar hel tüczevne ila ma küntüm ta'melun
Her kim de kötülükle gelirse artık yüzleri ateşte sürtülür. "Başka değil ancak yaptığınız amellerin cezasını çekeceksiniz." (denir).
İnnema ümirtü en a'büde rabbe hazihil beldetillezi harrameha ve lehu küllü şey'iv ve ümirtü en ekune minel müslimin
(De ki): "Ben ancak her şeyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana müslümanlardan olmam emredildi."
Ve en etlüvel kur'an fe menihteda fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe kul innema ene minel münzirin
"Ve Kur'ân'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."
Ve kulil hamdü lillahi seyüriküm ayatihi fe ta'rifuneha ve ma rabbüke bi ğafilin amma ta'melun
Ve şöyle de: Hamd, Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.