Buradasınız

Suara Suresi 51. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

İnna natmeu ey yağfira lena rabbüna hatayana en künna evvelel mü'minin
"Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
2983
Ayet No: 
51

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Ta sim mim
Tâ, Sîn, Mîm.
Tilke ayatül kitabil mübin
Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.
Lealleke baniun nefseke ella yekunu mü'minin
(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!
İn neşe' nünezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhüm leha hadiiyn
Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.
Ve ma ye'tihim min zikrim miner rahmani muhdesin illa kanu anhü mu'ridiyn
Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.
Fe kad kezzebu fe seye'tihim embaü ma kanu bihi yestehziun
Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
E ve lem yerav ilel erdi kem embetna fiha min külli zevcin kerim
Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve iz nada rabbüke musa eni'til kavmez zalimin
Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.
Kavme fir'avn e la yettekun
"Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"
Kale rabbi inni ehafü ey yükezzibun
(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."
Ve yediyku sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harun
"Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."
Ve le hüm aleyye zembün fe ehafü ey yaktülun
"Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."
Kale kella fezheba bi ayatina inna meaküm müstemiun
(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."
Fe'tiya fir'avne fe kula inna rasulü rabbil alemin
"Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
En ersil meana beni israiyl
İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."
Kale e lem nürabbike fina velidev ve lebiste fina min umürike sinin
"Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
Ve fealte fa'letekelleti fealte ve ente minel kafirin
"Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"
Kale fealtüha izev ve ene mined dallin
Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."
Fe ferartü minküm lemma hiftüküm fe vehebe li rabbi hukmev ve cealeni minel murselin
"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."
Ve tilke ni'metün temünnüha aleyye en abbedte beni israil
"O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "
Kale fir'avnü ve ma rabbül alemin
Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"
Kale rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma inküntüm mukinin
Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."
Kale li men havlehu ela testemiun
(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
Kale rabbüküm ve rabbü abaikümül evvelin
Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."
Kale inne rasulekümüllezi ürsile ileyküm le mecnun
(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
Kale rabbül mesriki vel mağribi ve ma beynehüma in küntüm ta'kilun
Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."
Kale leinittehazte ilahen ğayri le ec'alenneke minel mescunin
Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.
Kale e ve lev ci'tüke bi şey'im mübin
Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
Kale fe'ti bihi in künte mines sadikiyn
Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.
Fe elka asahü fe iza hiye sü'banüm mübin
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
Ve nezea yedehu fe iza hiye beydaü lin nazirin
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
Kale lil melei havlehu inne haza lesahirun alim
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
Yüridü ey yuhriceküm min erdiküm bi sihrihi fe maza te'mürun
"Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
Kalu ercih ve ehahü veb'as fil medaini haşirin
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."
Ye'tuke bi külli sehharin alim
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
Fe cümias seharatü li mikati yevmim ma'lun
Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
Ve kiyle lin nasi hel entüm müctemiun
Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
Leallena nettebius seharate in kanuhümül ğalibin
"Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.
Fe lemma caes seharatü kalu li fir'avne einne lena le ecran in künna nahnül ğalibin
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.
Kale neam ve inneküm izel le minel mükarrabin
Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
Kale lehüm musa elku ma entüm mülkun
Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.
Fe elkav hibalehüm ve isiyyehüm ve kalu bi izzeti fir'avne inna le nahnül ğalibun
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.
Fe elka musa asahü fe iza hiye telkafü ma ye'fikun
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
Fe ülkiyes seharatü sacidin
Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
Kalu amenna bi rabbil alemin
"İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "
Rabbi musa ve harun
"Musa ve Harun'un Rabbine!"
Kale amentüm lehu kable en azene leküm innehu le kebirukümüllezi allemekümüs sihr fe le sevfe ta'lemun le ükattianne eydiyeküm ve ercüleküm min hilafiv ve la üzallibenneküm ecmeiyn
Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"
Kalu la dayra inna ila rabbina münkalibun
"Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."
Ve evhayna ila musa en esri bi ibadi inneküm müttebeun
Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.
Fe ersele fir'avnü fil medaini haşirin
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
İnne haülai le şirzimetün kalilun
"Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."
Ve innehüm lena le ğaizun
"(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "
Ve inna le cemiun hazirun
"Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)
Fe ahracnahüm min cennativ ve uyun
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
Ve künuziv ve mekamin kerim
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
Kezalik ve evrasnaha beni israil
Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.
Fe etbeuhüm müşrikiyn
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
Felemma terael cem'ani kale ashabü musa inna le müdrakun
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.
Kale kella inne meiye rabbi seyehdin
Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."
Fe evhayna ila masa enidrib bi asakel bahr fenfeleka fe kane küllü firkin ket tavdil aziym
Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,
Ve ezlefna semmel aharin
Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
Ve enceyna musa ve mem meahu ecmeiyn
Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,
Sümme ağraknel aharin
Sonra da ötekileri suda boğduk.
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Vetlü aleyhim nebee ibrahim
(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
İz kale li ebihi ve kavmihi ma ta'büdun
Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
Kalu na'büdü asnamen fe nezallü leha akifin
"Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
Kale hel yesmeuneküm iz ted'un
İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
Ev yenfeuneküm ev yedurrun
"Veya size fayda veya zararları olur mu?"
Kalu bel vecedna abaena kezalike yef'alun
"Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
Kale e feraeytüm ma küntüm ta'büdun
-Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı
Entüm ve abaükümül akdemun
Sizin ve eski atalarınızın?
Fe innehüm adüvvül li illa rabbel alemin
"Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
Ellezi halekani fe hüve yehdin
"O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
Vellezi hüve yut'imüni ve yeskiyn
"Beni yediren, içirendir,"
Ve iza meridtü fe hüve yeşfin
"Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
Vellezi yümitüni sümme yuhyin
"O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
Vellezi at'meu ey yağfira li hatiy'eti yevmeddin
"Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
Rabbi heb li hukmev ve elhikni bis salihiyn
"Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."
Vec'al li lisane sidkin fil ahirin
"Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"
Vec'alni miv veraseti cennetin neiym
"Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"
Vağfir li ebi innehu kane mined dallin
"Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "
Ve la tuhzini yevme yüb'asun
"(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."
Yevme la yenfeu malüv ve la benun
"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
İlla men etellahe bi kalbin selim
"Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."
Ve üzlifetil cennetü lil müttekiyn
(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.
Ve bürrizetil cehiymü li ğavin
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
Ve kiyle lehüm eyne ma küntüm ta'büdun
-Ve onlara, “Tapınmakta olduklarınız nerede?” denilir.
Min dunillah hel yensuruneküm ev yentesirun
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
Fe kübkibu fihahüm vel ğavun
Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
Ve cünudü iblise ecmeun
- Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
Kalu ve hüm fiha yahtesimun
Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
Tellahi in künna le fi dalalim mübin
"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
İz nüsevviküm bi rabbil alemin
"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
Ve ma edalleha illel mücrimun
"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
() Fe ma lena min şafiiyn
"Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
Ve la sadikin hamim
"Ne de yakın bir dost."
Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mü'minin
"Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebet kavmü nuhinil murselin
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm ehuhüm nuhun ela tettekun
Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Kalu enü'minü leke vettebeakel erzelun
"Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"
Kale vema ilmi bima kanu ya'melun
Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
İn hisabühüm illa ala rabbi lev teş'urun
"Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
Ve ma ene bi taridil mü'minin
"Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."
İn ene illa nezirum mübin
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Kalu le il lem tentehi ya nuhu le tekunenne minel mercumin
Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
Kale rabbi inne kavmi kezzebun
Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
Fettah beyni ve beynehüm fethav ve neccini ve mem meiye minel mü'minin
"Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
Fe enceynahü ve mem meahu fil fülkil meşhun
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Sümme ağrakna ba'dül bakiyn
Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
İnne fi zalik le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebet adünil murselin
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm ehuhüm hudün ela tettekun
Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
E tebnune bi külli riy'in ayeten ta'besun
"Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
Ve tettehizune mesania lealleküm tahlüdun
"Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
Ve iza betaştüm betaştüm cebbarin
"Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
Fettekullahe ve etiy'un
"Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Vettekullezi emeddeküm bima ta'lemun
"O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
Emeddeküm bi en'amiv ve benin
"Davarlar, oğullar,"
Ve cennativ ve uyun
"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
İnni ehafü aleyküm azabe yevmin aziym
"Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
Kalu sevaün aleyna e veazte em lem teküm minel vaiziyn
"Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
İn haza illa hulükul evvelin
"Bu sırf eskilerin âdetidir."
Ve ma nahnü bi müazzebin
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
Fe kezzebuhü fe ehleknahüm inne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebet semudül murselin
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm ehuhüm salihun ela tettekun
Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve ma es'elüküm aleyhi men ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
E tütrakune fi ma hahüna aminin
"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
Fi cennativ ve uyun
"Bahçelerin, pınarların içinde,"
Ve züruiv ve nahlin tal'uha hediym
"Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
Ve tenhitune minel cibali büyuten farihin
Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
Ve la tütiy'u emral müsrifin
﴾151-152﴿ Yeryüzünde düzeni bozan ama düzeltmeye yanaşmayan aşırıların istediklerini yapmayın."
Ellezine yüfsidune fil erdi ve la yuslihun
Yer yüzünü gesada verirler de islâh etmezler
Kalu innema ente minel müsahharin
"Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"
Ma ente illa beşerum mislüna fe'ti bi ayetin in künte mines sadikiyn
"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."
Kale hazihi nakatül leha şirbüv ve leküm şirbü yevmim ma'lum
Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
Ve la temessuha bi suin fe ye'huzeküm azabü yevmin aziym
"Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."
Fe akaruha fe asbehu nadimin
Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
Fe ehazehümül azab inne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebet kavmü lutinil murselun
Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm ehuhüm lutun ela tettekun
Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
E te'tunez zükrane minel alemin
"İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"
Ve tezerune ma haleka leküm rabbüküm min ezvaciküm bel entüm kavmün adun
"Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"
Kalu leil lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracin
Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
Kale inni li ameliküm minel kalin
Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
Rabbi neccini ve ehli mimma ya'melun
"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
Fe necceynahü ve ehlehu ecmeiyn
Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
İlla acuzen fil ğabirin
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
Sümme demmernel aharin
Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerin
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebe ashabül eyketil murselin
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm şüaybün ela tettekun
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
Evfül keyle ve la tekunu minel muhsirin
"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
Vezinu bil kistasil müstekiym
"Ve doğru terazi ile tartın."
Ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la ta'sev fil erdi müsidin
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Vettekullezi halekaküm vel cibilletel evvelin
"O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
Kalu innema ente minel müsahharin
Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
Ve ma ente illa beşerum mislüna ve in nezunnüke le minel kazibin
"Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
Fe eskit aleyna kisefem mines semai in künte mines sadikiyn
"Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
Kale rabbi a'lemü bi ma ta'melun
Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
Fe kezzebuhü fe ehazehüm azabü yevmiz zulleh innehu kane azabe yevmin aziym
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve innehu le tenzilü rabbil alemin
Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
Nezele bihir ruhul emin
(Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;
Ala kalbike li tekune minel münzirin
Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
Bi lisanin arabiyyim mübin
Açık parlak bir Arapça lisan ile.
Ve innehu lefi zübüril evvelin
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
E ve lem yekül lehüm ayeten ey ya'lemehu ulemaü beni israil
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
Ve lev nezzelnahü ala ba'dil a'cemin
Eğer onu Arabca bilmiyenlerin birine indirseydik de
Fe karaehu aleyhim ma kanu bihi mü'minin
Ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.
() Kezalike seleknahü fi kulubil mücrimin
-Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
La yü'minune bihi hatta yeravül azabel elim
İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Fe ye'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş'urun
O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir.
Fe yekul hel nahnü münzarun
(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
E fe bi azabina yesta'cilun
Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
E feraeyte im metta'nahüm sinin
Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
Sümme caehüm ma kun yuadun
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
Ma ağna anhüm ma kanu yümetteun
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
Ve ma ehlekna min karyetin illa leha münzirun
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
Zikra ve ma künna zalimin
Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
Ve ma tenezzelet bihiş şeyatiyn
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
Ve ma yembeğiy lehüm ve ma yestetiy'un
Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
İnnehüm anis sem'i le ma'zulun
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Fe la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel müazzebin
(Önce) en yakın hısımlarını uyar.
Ve enzir aşiratekel akrabin
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
Vahfid cenahake li menit tebeake minel mü'minin
Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
Fe in asavke fe kul inni beriüm mimma ta'melun
Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
Ve tevekkel alel azizir rahiym
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
Ellezi yerake hiyne tekum
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
Ve tekallübeke fis sacidin
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
İnnehu hüves semiul alim
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Hel ünebbiüküm ala men tenezzelüş şeyatiyn
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
Tenezzelü ala külli effakin esim
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
Yülkunes sem'a ve ekseruhüm kazibun
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
Veş şüaraü yettebiuhümül ğavun
#AD?
E lem tera ennehüm fi külli vadiy yehimun
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Ve ennehüm yekulune ma la yef'alun
Hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler
İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesirav ventesaru mim ba'di ma zulimu ve seya'lemüllezine zalemu eyye münkalebiy yenkalibun
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.