Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Taha Suresi 14. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

İnneni enallahü la ilahe illa ene fa'büdni ve ekimis salate li zikri
Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
2362
Ayet No: 
14

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Taha
Tâ, Hâ,
Ma enzelna aleykel kur'ane li teşka
Ey Muhammed! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
İlla tezkiratel limey yahşa
Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.)
Tenziylem mimmen halekal erda ves semavatil ula
Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.
Errahmanü alel arşisteva
O Rahmân (kudret ve hakimiyyetiyle) Arş'a hakim oldu.
Lehu ma fis semavati ve ma fil erdi ve ma beynehüma ve ma tahtes sera
Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.
Ve in techer bil kavli fe innehu ya'lemüs sirra ve ahfa
Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
Allahü la ilahe illa hu lehül esmaül husna
Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.
Ve hel etake hadiysü musa
(Habîbim!) Musa'nın (başından geçen hayat) hikayesi sana geldi mi?
İz raa naran fe kale li ehlihimküsu inni anestü naral lealli atiküm minha bi kabesin ev ecidü alen nari hüda
Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.
Felemma etaha nudiye ya musa
Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa!
İnni ene rabbüke fahla' na'leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva
"Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."
Ve enahtertüke festemi' lima yuha
"Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
İnnes saate atiyetün ekadü uhfiha li tücza küllü nefsim bi ma tes'a
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
Fe la yesuddenneke anha mel la yü'minü biha vettebea hevahü fe terda
Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
Ve ma tilke bi yeminike ya musa
Ey Musa! Sağ elindeki nedir?
Kale hiye asay etevekkeü aleyha ve ehüşşü biha ala ğanemi ve liye fiha mearibü uhra
Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"
Kale elkiha ya musa
Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.
Fe elkaha fe iza hiye hayyetün tes'a
Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
Kale huzha ve la tehaf se nüiydüha siratehel ula
Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"
Vadmün yedeke ila cenahike tahrüc beydae min ğayri suin ayeten uhra
"Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."
Li nüriyeke min ayatinel kübra
"Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
İzheb ila fir'avne innehu tağa
"Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."
Kale rabbişrah li sadri
Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
Ve yessir li emri
İşimi kolaylaştır,
Vahlül ukdetem mil lisani
Dilimden düğümü çöz
Yefkahu kavli
Ki, sözümü iyi anlasınlar.
Vec'al li veziram min ehli
Bir de bana ailemden bir vezir ver.
Harune ehiy
Kardeşim Harun'u (ver).
Üşdüd bihi ezri
Onunla arkamı kuvvetlendir.
Ve eşrikhü fi emri
(Elçilik) işimde onu bana ortak et.
Key nüsebbihake kesira
Ki seni çok tesbih edelim.
Ve nezkürake kesira
Seni çok analım.
İnneke künte bina besiyra
Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."
Kale kad ütiyte sü'leke ya musa
Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."
Ve lekad menenna aleyke merraten uhra
"And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"
İz evhayna ila ümmike ma yuha
Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
Enikzi fihi fit tabuti fakzi fihi fil yemmi fel yülkihil yemnü bis sahili ye'huzhü adüvvül li ve adüvvül leh ve elkaytü aleyke mehabbetem minni ve li tusnea ala ayni
"Onu (Musa'yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Musa!)
İz temşi uhtüke fe raca'nake ila ümmike key tekarra aynüha ve la tahzen ve katelte nefsen fe necceynake minel ğammi ve fetennake fütunen fe lebiste sinine fi ehli medyene sümme ci'te ala kaderiy ya musa
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
Vastana'tüke li nefsi
Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.
İzheb ente ve ehuke bi ayati ve la teniya fi zikri
Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.
İzheba ila fir'avne innehu tağa
Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.
Fe kula lehu kevlel leyyinel leallehu yetezekkeru ev yahşa
Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.
Kala rabbena innena nehafü ey yefruta aleyna ev ey yatğa
(Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.
Kale la tehafa inneni meaküma esmeu ve era
Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."
Fe'tiyahü fe kula inna rasula rabbike fe ersel meana beni israile ve la tüazzibhüm kad ci'nake bi ayetim mir rabbik vesselamü ala menittebeal hüda
Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."
İnna kad uhiye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella
"Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."
Kale fe mer rabbüküma ya musa
Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.
Kale rabbünellezi a'ta külle şey'in halkahu sümme heda
Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.
Kale fema balül kurunil ula
Firavun : "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?" dedi.
Kale ilmüha inde rabbi fi kitab la yedillü rabbi ve la yensa
Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."
Ellezi ceale lekümül erda mehdev ve selek leküm fiha sübülev ve enzele mines semai maa fe ahracna bihi ezvacem min nebatin şetta
"Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.
Külu ver'av en'ameküm inne fi zalike le ayatil li ülin nüha
Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!
Minha halaknaküm ve fiha nüiydüküm ve minha nuhricüküm taraten uhra
Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağız.
Ve lekad eraynahü ayatina külleha fe kezzebe ve eba
And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
Kale ec'tena li tuhricena min erdina bi sihrike ya musa
(Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"
Fe le ne'tiyenneke bi sihrim mislihi fec'al beynena ve belneke mev'idel la nuhlifühu nahnü ve la ente mekanen süva
"O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız); şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."
Kale mev'idüküm yevmüz zinet ve ey yuhşeran nasü duha
Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs (bayramı) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.
Fe tevella fir'avnü fe cemea keydehu sümme eta
Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.
Kale lehüm musa veyleküm la tefteru alellahi keziben fe yüshiteküm bi azab ve kad habe meniftera
Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydur mayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Gerçekten (Allah'a) iftira eden hüsrana uğramıştır."
Fe tenazeu emrahüm beynehüm ve eserrun necva
Sihirbazlar aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular
Kalu in hazani le sahirani yüridani ey yuhricaküm min erdiküm bi sihrihima ve yezheba bi tarikatikümül müsla
(Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u göstererek şöyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve de örnek dininizi yok etmek istiyorlar."
Fe ecmiu keydeküm sümme'tu saffa ve kad eflehal yevme menista'la
"Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."
Kalu ya musa imma en tülkiye ve imma en nekune evvele men elka
Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk atan biz olalım" dediler.
Kale bel elku fe iza hibalühüm ve isiyyühüm yühayyehü ileyhi min sihrihim enneha tes'a
Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi.
Fe evcese fi nefsihi hiyfetem musa
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
Kulna la tehaf inneke entel a'la
Biz dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün (galib geleceksin) "
Ve elki ma fi yeminike telkaf ma saneu innema saneu keydü sahir ve la yüflihus sahirü haysü eta
"Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."
Fe ülkiyes seharatü sücceden kalu amenna bi rabbi harune ve musa
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.
Kale amentüm lehu kable en azene leküm innehu le kebirukümüllezi allemekümüs sihr fe le ükattianne eydiyeküm ve ercüleküm min hilafiv ve le üsallibenneküm fi cüzuin nahli ve le ta'lemünne eyyüna eşeddü azabev ve ebka
Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.
Kalu len nü'sirake ala ma caena minel beyyinati vellazi fetarana fakdi ma ente kad innema takdiy hazihil hayated dünya
(İman eden sihirbazlar şöyle) dediler: "Bize gelen bu açık mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin."
İnna amenna bi rabbina li yağfira lena hatayana ve ma ekrahtena aleyhi mines sihr vallahü hayruv ve ebka
"Doğrusu biz hem günahlarımıza, hem bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabça senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdır."
İnnehu mey ye'ti rabbehu mürimen fe inne lehu cehennem la yemutü fiha ve la yahya
Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.
Ve mey ye'tihi mü'minen kad amiles salihati fe ülaike lehümüd deracatül ula
Kim de ona bir mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.
Cennatü adnin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve zalyike cezaü men tezekka
Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâl-i Şerifi
Ve lekad evhayna ila musa en esri bi ibadi fadrib lehüm tarikan fil bahri yebesa la tehafü derakev ve la tahşa
Gerçekten Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü (Mısır'dan çık) de (asânı vurarak) onlara denizde kuru bir yol aç; (artık firavun tarafından) yetişilmekten korkmazsın ve (boğulmaktan) endişe de etmezsin."
Fe etbeahüm fir'avnü bi cünudihi fe ğaşiyehüm minel yemmi ma ğaşiyehüm
Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunç boğulma) sarıverdi
Ve edalle fir'avnü kavmehu ve ma heda
Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.
Ya beni israile kad enceynaküm min adüvviküm ve vaadnaküm canibet turil eymene ve nezzelna aleykümül menne ves selva
Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.
Külu min tayyibati ma razaknnaküm ve la tatğav fihi fe yehille aleyküm ğadabi ve mey yahlil aleyhi ğadabi fe kad heva
Size verdiğimiz rızıkların en temizlerinden yiyin ve bunda taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kimin üzerine de gazabım inerse, muhakkak o mahvolur.
Ve inni le ğaffarul limen tabe ve amene ve amile salihan sümmehteda
Bununla beraber, şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.
Ve am a'celek an kavmike ya musa
"Ey Musa! Seni kavminden (ayırıp) daha çabuk (gelmeye) sevkeden nedir?" (dedik.)
Kale hüm ülai ala eseri ve aciltü ileyke rabbi li terda
Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın" dedi.
Kale fe inna kad fetenna kavmeke mim ba'dike ve edallehümüs samiriyy
Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.
Fe racea musa ila kavmihi ğadbane esifa kale ya kavmi elem yeidküm rabbüküm va'den hasena e fe tale aleykümül ahdü em eradtüm ey yehille aleyküm ğadabüm mir rabbiküm fe ahleftüm mev'idi
Hemen Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü (onlara şöyle) dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad ile söz vermedi mi? Size bu süre mi çok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?"
Kalu ma ahlefna mev'ideke bi melkina velakinna hummilna evzaram min zinetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy
Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."
Fe ahrace lehüm iclen cesedel lehu huvarun fe kalu haza ilahüküm ve ilahü musa fe nesiy
Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.
E fe la yeravne ella yarciu ileyhim kavlev ve la yemlikü lehüm darrav ve la nef'a
Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.
Ve le kad kale lehüm harunü min kablü ya kavmi innema fütintüm bih ve inne rabbekümür rahmanü fettebiuni ve etiy'u emri
And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.
Kalu len nebreha aleyhi akifine hatta yarcia ileyna musa
Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."
Kale ya harunü ma meneake iz raeytehüm dallu
(Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"
Ella tettebian e fe esayte emri
"(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"
Kale yebneümme la te'huz bi lihyeti ve la bi ra'si inni haşitü en tekule ferrakte beyne beni israile ve lem terkub kavli
Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.
Kale fe ma hatbüke ya samiriyy
(Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
Kale besurtü bi ma lem yebsuru bihi fe kabadtü kabdatem min eserir rasuli fe nebeztüha ve kezalike sevvelet li nefsi
Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.
Kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev'idel len tuhlefeh venzur ila ilahikellezi zalte aleyhi akifale nüharrikannehu sümme le nensifennehu fil yemmi nesfa
(Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."
İnnema ilahükümüllahüllezi la ilahe illa hu vesia külle şey'in ilma
Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Kezalike nekussu aleyke min embai ma kad sebak ve kad ateynake mil ledünna zikra
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.
() Men a'rada anhü fe innehu yahmilü yevmel kiyameti vizra
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.
Halidine fih ve sae lehüm yevmel kiyameti himla
Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için, bu ne fena bir yüktür!
Yevme yünfehu fis suri ve nahşürul mücrimine yevmeizin zürka
Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
Yetehafetune beynehüm il lebistüm illa aşra
"Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
Nahnü a'lemü bima yekulune iz yekulü emselühüm tarikaten il lebistüm illa yevma
Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.
Ve yes'eluneke anil cibali fe kul yensifüha rabbi nesfa
(Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
Fe yezeruha kaan safsafa
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
La tera fiha ivecev ve la emta
"Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin."
Yevmeiziy yettebiuned daiye la ivece leh ve haşeatil asvatü lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa
O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.
Yevmeizil la tenfeuş şefaatü illa men ezine lehür rahmanü ve radiye lehu kavla
O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
Ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm ve la yühiytune bihi ilma
Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.
Ve anetil vücuhü lil hayyil kayyum ve kad habe men hamele zulma
Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.
Ve mey ya'mel mines salihüti ve hüve mü'minün fe la yehafü zulmev ve la hadma
Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.
Ve kezalike enzelnahü kur'anen arabiyyev ve sarrafna fihi minel veiydi leallehüm yettekune ev yuhdisü lehüm zikra
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.
Fe teallellahül melikül hakk ve la ta'cel bil kur'ani min kabli ey yukda ileyke vahyühu ve kur rabbi zidni ilma
Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.
Ve lekad ahidna ila ademe min kablü fe nesiye ve lem necid lehu azma
Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblis eba
Bir vakit meleklere: "Âdem(e hürmet) için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
Fe kulna ya ademü inne haza adüvvül leke ve li zevcike fe la yuhricenneküma minel cenneti fe teşka
Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun)."
İnne leke ella tecua fiha ve la ta'ra
"Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
Ve enneke la tazmeü fiha ve la tadha
Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"
Fe vesvese ileyhiş şeytanü kale ya ademü hel edüllüke ala şeceratil huldi ve mülkil la yebla
Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
Fe ekela minha fe bedet lehüma sev'atühüma ve tafika yahsifani aleyhima miv verakil cenneti ve asa ademü rabbehu fe ğava
Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.
Sümmectebahü rabbühu fe tabe aleyhi ve heda
Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.
Kelehbita minha cemiam ba'duküm li ba'din adüvv fe imma ye'tiyenneküm minni hüden fe menittebea hüdaye fe la yedillü ve la yeşka
Allah (onlara) şöyle dedi: "Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.
Ve men a'rada an zikri fe innel lehu meiyşeten dankev ve nahşüruhu yevmel kiyameti a'ma
Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
Kale rabbi lime haşerteni a'ma ve kad küntü besiyra
(O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.
Kale kezalike etetke ayatüna fe nesiteha ve kezalikel yevme tünsa
Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
Ve kezalike neczi men esrafe ve lem yü'mim bi ayati rabbih ve le azabül ahirati eşeddü ve ebka
İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki ahiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.
E fe lem yehdi lehüm kem ehleknü kablehüm minel kuruni yemşune fi mesakinihim inne fi zalike le ayatil li ülin nüha
Onları, yerlerinde gezip durdukları şu kendilerinden önce yok ettiğimiz bunca nesiller(in o korkunç akibeti) doğru yola sevk etmedi mi? Doğrusu bunda ibret alacak aklı olanlar için nice deliller vardır.
Velev la kelimetün sebekat mir rabbike le kane lizamev ve ecelüm müsemma
Eğer Rabbinin verdiği bir hüküm ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.
Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluiş şemsi ve kable ğurubiha ve min anail leyli fe sebbih ve atrafen nehari lealleke terda
O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.
Ve la temüddenne aynelke ila ma metta'na bihi ezvacem minhüm zehratel hayatid dünya li neftinehüm fih ve rizku rabbike hayrun ve beka
Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
Ve'mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes'elüke rizka nahnü nerzükuk vel akibetü lit takva
(Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.
Ve kalu lev la ye'tiyna bi ayetim mir rabbih e ve lem te'tihim beyyinetü ma fis suhufil ula
(İnkâr edenler): "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" dediler. Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?
Ve lev enna ehleknahüm bi azabim min kablihi le kalu rabbena lev la erselte ileyna rasulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza
Eğer biz, onları bundan (peygamber veya Kur'ân'dan) önce bir azab ile yok etseydik, muhakkak "Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.
Kul küllüm müterabbisun fe terabbesu fe se ta'lemune men ashabüs siratis seviyyi ve menihteda
De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu yakında bileceksiniz.