Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Tevbe Suresi 18. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

İnnema ya'müru mesacidellahi men amene billahi vel yvmil ahiri ve ekames salate ve atez zekate ve lem yahşe illallahe fe asa ülaike ey yekunu minel mühtedin
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
1253
Ayet No: 
18

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Beraetüm minallahi ve rasulihi ilellezine ahettüm minel müşrikin
Allah'dan ve Resulü'nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere:
Fe siyhu fil erdi erbeate eşhüriv va'lemu enneküm ğayru ma'cizillahi ve ennellahe muhzil kafirin
Bundan böyle yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da bilin ki, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka perişan edecektir.
Ve ezanüm minallahi ve rasulihi ilen nasi yevmel haccil ekberi ennallahe beriüm minel müşrikine ve rasulüh fe in tübtüm fe hüve hayrul leküm ve in tevelleytüm fa'lemu enneküm ğayru mu'cizillah ve beşşirillezine keferu bi azabin elim
Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele.
İllellezine ahettüm minle müşrikine sümme lem yenkusuküm şey'ev ve lem yüzahiru aleyküm ehaden fe etimmu ileyhim ahdehüm ila müddetihim innellahe yühibbül müttekiyn
Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever.
Fe izenselehal eşhürul hurumü faktülül müşrikine hayüs vecedtümuhüm ve huzuhüm vahsuruhüm vak'udu lehüm külle mersad fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe hallu sebilehüm innellahe ğafurur rahiym
Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ve in ehadüm minel müşrikinestecarake fe ecirhü hatta yesmea kelamellahi sümme ebliğhu me'meneh zalik bi ennehüm kavmül la ya'lemun
Eğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'ın kelâmını dinlesin. Sonra onu güvenlik içinde olduğu yere kadar gönder. Çünkü bunlar gerçekten de bilgisiz bir kavimdirler.
Keyfe yekunü lil müşrikine ahdün indellahi ve inde rasulihi illellezine ahettüm indel mescidil haram fe mestekamu leküm festekiymu lehüm innellahe yühibbül mütekeyin
O müşriklerin Allah katında ve Resulü katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız var ki, bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara doğru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette sever.
Keyfe ve iy yazheru aleyküm la yerkubu fiküm illevve la zimmeh yürduneküm bi efvahihim ve te'ba kulubühüm ve ekseruhüm fasikun
Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar.
İşterav ve ayatillahi semenen kalilen fe saddu an sebilih innehüm sae ma kanu ya'melun
Allah'ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de Allah yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fena şeyler yapageldiler.
La yerkubune fi mü'minin illev ve la zimmeh ve laike hümül mu'tedun
Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. Bunlar işte böyle haddi aşan kimselerdir.
Fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe ihvanüküm fid din ve nüfassilül ayati le kavmiy ya'lemun
Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.
Ve in nekesu eymanehüm mim ba'di ahdihim ve taanu fi diniküm fe katilu eimmetel küfri innehüm la eymane lehüm leallehüm yentehun
Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler.
Ela tükatilune kavmen nekesu eymanehüm ve hemmu bi ihracir rasuli ve hüm bedeuküm evvele merrah e tahşevnehüm fellahü ehakku en tahşevhü in küntüm mü'minin
Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'dan korkmalısınız.
Katiluhüm yüazzibhümüllahü bi eydiküm ve yuhzihim ve yensurküm aleyhim ve yeşfi sudura kavmim mü'minin
Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve ... onları rezil ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.
Ve yüzhib ğayza kulubihim ve yetubüllahü ala mey yeşa' vallahü alimün hakim
Ve kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğine tevbeyi nasib eder. Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Em hasibtüm en tütraku ve lemma ya'lemillahüllezine cahedu minküm ve lem yetehizu min dunillahi ve la rasulihi ve lel mü'minine veliceh vallahü habirum bi ma ta'melun
Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ma kane lil müşrikine ey ya'müru mesacidellahi şahidine ala enfüsihm bil küfr ülaike habitat a'malühüm ve fin nari hüm halidun
Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.
E cealtüm sikayetel hacci ve imaratel mescidil harami ke men amen billahi vel yevmil ahiri ve cahede fi sebilillah la yestevune indellah vallahü la yehdil kavmez zalimin
Siz hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram'ı imar etme işiyle Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar. Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.
Ellezine amenu ve haceru ve cahdu fi sebilillahi bi emvalihim ve enfüsihim a'zamü deracetem indellah ve ülaike hümül faizun
İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır.
Yübeşşiruhüm rabbühüm bi rahmetim minhü ve ridvaniv ve cennatil lehüm fiha neiymüm mükiym
Rab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır.
Halidine fiha ebeda innellahe indehu ecrun aziym
Onlar orada ebedi kalırlar. Çünkü en büyük mükâfat Allah katındadır.
Ya eyyühellezine amenu la tettehizu abaeküm ve ihvaneküm evliyae inistehabbül kküfra alel iman ve mey yetevellehüm minküm fe ülaike hümüz zalimun
Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.
Kul in kane abaüküm ve ebnaüküm ve ihvanüküm ve ezvacüküm ve aşiratüküm ve emvalü nikteraftümuha ve ticaratün tahşevne kesadeha ve mesakinü terdavneha ehabbe ileyküm minallahi ve rasulihi ve cihadin fi sebilihi fe terabbesu hatta ye'tiyallahü bi emrih vallahü la yehdil kavmel fasikiyn
Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.
Le kad nasarakümüllahü fi mevatine kesirativ ve yevme hineynin iz a'cebetküm kesratüküm fe lem tuğni anküm şey'ev ve dakat aleykümül erdu bi ma rahubet sümme velleytüm müdbirin
İnkâr kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çokluğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınız.
Sümme enezlellahü sekinetehu ala rasulihi ve alel mü'minine ve enzele cünudel lem teravha ve azzebellezine keferu ve zalike cezaül kafirin
Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur.
Sümme yetubüllahü min ba'di zalike ala mey yeşa' vallahü ğafurur rahiym
Sonra bütün bu olup bitenlerin arkasından Allah, dilediğine tevbe nasib eder. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Ya eyyühellezine amenu innemel müşrikun necesün fe la yakrabül mescidel haram ba'de amihim haza ve in hiftüm ayleten fe sevfe yuğnikümüllahü min fadlihi in şa' innellahe alimün hakim
Ey iman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediğinde lütuf ve ihsanıyla zenginleştirecektir. Allah gerçekten alîmdir, hakîmdir.
Katilüllezine la yü'minune billahi ve la bil yevmil ahiri ve la yühürrimune ma harremallahü ve rasulühu ve la yedinune dinel hakki minellezine utül kitübe hatta yu'tul cizyete ay yediv vehüm sağirun
Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın.
Ve kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesihubnüllah zalike kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezine keferu min kabl katellehümullahü enna yü'fekun
Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesihabne meryem ve ma ümiru illa li ya'büdu ilahev vahida la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun
Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir.
Yüridune ey yutfiu nurallahi bi efvahihim ve ye'bellahü illa ey yütimme nurahu ve lev kerihel kafirun
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.
Hüvellezi ersele rasulehu bil hüda ve dinil hakki li yuzhirahu aled dini küllihi ve lev kerihel müşrikun
O öyle bir Allah'dır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da.
Ya eyyühellezine amenu inne kesiram minel ahbari ver ruhbani le ye'külune emvalen nasi bil batili ve yesuddune an sebilillah vellezine yeknizunez zehebe vel fiddate ve la yünfikuneha fi sebilillahi fe beşşirhüm bi azabin elim
Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
Yevme yuhma aleyha fi nari cehenneme fe tükva biha cibahühüm ve cünubühüm ve zuhuruhüm haza ma keneztüm li enfüsiküm fe zuku ma küntüm teknizun
O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek.
İnne iddeş şühuri indellahisna aşera şehran fi kitabillahi yevme halekas semavati vel erda miha erbeatüm hurum zaliked dinül kayyimü fe la tazlimu fihinne enfüseküm ve katilül müşrikine kaffeten kema yükatiluneküm kaffeh va'lemu ennallahe meal müttekiyn
Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.
İnnemen nesiü ziyadetün fil küfri yüdallü bihillezine keferu yühillünehu amev ve yüharrimunehu amel li yüvatiu iddete ma harramellahü fe yühillu ma harremellah züyyine lehüm suü a'malihim vallahü la yehdil kavmel kafirin
O "Nesi'" (denilen bir haram ayı geciktirmek âdeti), olsa olsa küfürde fazlalıktır ki, kâfirler onunla şaşırtılır, onu bir yıl helâl, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allah'ın haram kıldığını helâl kılsınlar. İşte böylece kendilerine kötü işleri güzel gösterildi. Allah da kâfir olan bir kavmi doğru yola iletmez.
Ya eyyühellezine amenu ma leküm iza kiyle lekümünfiru fi sebilillahis sakaltüm ilel ard e radiytüm bil hayatid dünya minel ahirah fe ma metaul hayatid dünya minel ahirah fe ma metaul hayatid dünya fil ahirati illa kalil
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada çıkın." denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir.
İlla tenfiru yüazzibküm azaben elimev ve yestebdil kavmen ğayraküm ve la teduruhu şey'a vallahü ala külli şey'in kadir
Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'ın herşeye gücü yeter.
İlla tensuruhü fe kad nesarahüllahü iz ahracehüllezine keferu saniyesneyni iz hüma fil ğayri iz yekül li sahibihi la tahzen innallahe meana fe enzelellahü sekinetehu aleyhi ve eyyedehu bi cünudil lem teravha ve ceale kelimetellezine keferus süfla ve kelimetüllahi hiyel ulya vallahü azizün hakim
Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
İnfiru hifafev ve sikalev ve cahidu bi emvaliküm ve enfüsiküm fi sebilillah zaliküm hayrul leküm in küntüm ta'lemun
Ey müminler! İster hafif techizatla, ister ağırlıklı olarak seferber olun ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz böylesi sizin için daha hayırlıdır.
Lev kane aradan karibev ve seferan kasidel lettebeuke ve lakim beudet aleyhimüş şükkah ve se yahlifune billahi levisteta'na le haracna meaküm yühlikune enfüsehüm vallahü ya'lemü innehüm le kazibun
Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.
Afallahü ank li me ezinte lehüm hatta yetebeyyene lekellezine sadeku ve ta'lemel kazibin
Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin?
La yeste'zinükellezine yü'minune billahi vel yevmil ahiri ey yücahidu bi emvalihim ve enfüsihim vallahü alimüm bil müttekiyn
Allah'a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi görev bildiklerinden (zaten geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler olduğunu bilir.
İnnema yeste'zinükellezine la yü'minune billahi vel yevmil ahiri vertabet kulubühüm fe hüm fi raybihim yeteraddedun
Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar olabilir. Onların kalbleri hep işkillidir. Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.
Ve lev eradül huruce le eaddu lehu uddetev ve lakin kerihellahümbiasehüm fe sebbetahüm ve kiylek'udu meal kaidin
Eğer sizinle beraber cihada çıkmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takım hazırlıklar yaparlardı. Fakat Allah davranmalarını istemedi de onları yoldan alıkoydu ve (kendilerine): "oturun oturanlarla beraber" denildi.
Lev haracu fiküm ma zaduküm illa habalev ve le evdau hilaleküm yebğunekümül fitneh ve fiküm semmaune lehüm vallahü alimüm biz zalimin
Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir.
Lekadibteğavül fitnete min kablü ve kallebu lekel ümura hatta cael hakku ve zahera emrullahi vehüm karihun
- Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı.
Ve minhüm mey yekulü'zel li ve la teftinni e la fil fitneti sekatu ve inne cehenneme le mühiytatüm bil kafirin
İçlerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başlarını asıl kendileri derde soktular. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirleri elbette kuşatacaktır.
İn tüsibke hasenetün tesü'hüm ve in tüsibke müsiybetüy yekulu kad ehazna emrana min kablü ve yetevellev vehüm ferihun
Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler.
Kul ley yüsiybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun
De ki: "Hiçbir zaman bize Allah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
Kul hel terabbesune bina illa ihdel husneyeyn ve nahnü neterabbesu biküm ey yüsiybekümüllahü bi azabim min indihi ev bi eydina fe terabbesu inna meaküm müterabbisun
De ki: "Siz bizde iki güzelliğin (Zafer veya şehitliğin) birinden başkasını mı gözetirsiniz? Biz ise size Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz."
Kul enfiku tav'an ev kerhel len yütekabbele minküm inneküm küntüm kavmen fasikiyn
O münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.
Ve ma meneahüm en tukbele minhüm nefekatühüm illa ennehüm keferu billahi ve bi rasulihi ve la ye'tunes salate illa vehüm küsala ve la yünfikune illa vehüm karihun
İnfakların onlardan kabul olunmamasına sebep, gerçekte Allah'a ve Resulüne inanmamaları, namaza ancak üşene üşene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.
Fe la tü'cibke emvalühüm ve la evladühüm innema yüridüllahü li yüazzibehüm biha fil hayatid dünya ve tezheka enfüsühm ve hüm kafirun
Onların malları da, evlatları da sakın seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah'ın onları dünya hayatında bu gibi şeylerle azaba uğratmasından ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murat etmiş olmasından başka birşey değildir.
Ve yahlifune billahi innehüm le minküm ve ma hüm minküm ve lakinnehüm kavmüy yefrakun
Hiç şüphesiz onlar, sizden olduklarına dair yemin de ederler. Halbuki sizden değildirler. Fakat onlar öyle bir kavimdirler ki, korkudan ödleri patlıyor.
Lev yecidune melceen ev meğaratin ev müddehalel le vellev ileyhi vehüm yecmehun
Eğer sığınacak bir yer veya barınacak mağaralar veyahut girilecek bir delik bulsalardı başlarını diker o tarafa doğru koşarlardı.
Ve minhüm mey yelmizüke fis sadekat fe in u'tu minha radu ve il lem yu'tav minha iza hüm yeshatun
İçlerinde (topladığın) sadakalar hakkında sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. Eğer o sadakalardan kendilerine verilmişse hoşnut olurlar, verilmemişse hemen kızarlar.
Ve lev ennehüm radu ma atahümlahü ve rasulühu ve kalu hasbünallahü se yü'tinellahü min fadlihi ye rasulühu inna ilallahi rağibun
Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olsalar da "Bize Allah yeter. Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır" deselerdi.
İnnemas sadekatü lil fükarai vel mesakini vel amiline aleyha vel müellefeti kulubühüm ve firrikabi vle ğarimine ve fi sebilillahi vebnis sebil feridatem minallah vallahü alimün hakim
Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ve minhümüllezine yü'zunen nebiyye ve yekulune hüve üzün kul üzünü hayril leküm yü'minü billahi ve yü'minü lil mü'minine ve rahmetül lillezine amenu minküm vellezine yü'zune rasulellahi lehüm azabün elim
Yine onların içinde öyleleri vardır ki, Peygamber'i incitiyorlar ve "O her söyleneni dinleyen bir kulaktır." diyorlar. De ki; "Sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a inanır, müminlere inanır, ayrıca sizden iman edenlere de bir rahmettir". Allah'ın Resulünü incitenlere acıklı bir azap vardır.
Yahlifune billahi leküm li yürduküm vallahü ve rasulühu ehakku ey yürduhü in kanu mü'minin
Gönlünüzü hoş etmek için gelir size yemin ederler. Bunlar eğer mümin iseler Allah'ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur.
E lem ya'lemu ennehu mey yühadidillahe ve rasulehu fe enne lehu nara cehenneme haliden fiha zalikel hizyül aziym
Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.
Yahzerul münafikune en tünezzele aleyhim suratün tünebbiühüm bi ma fi kulubihim kulistehziu innellahe muhricüm ma tahzerun
Münafıklar, kalblerindekileri bütünüyle haber verecek bir sûrenin tepelerine inmesinden çekinirler. De ki, alay edip durun bakalım, Allah o sizin çekindiğiniz şeyi kesinlikle ortaya çıkaracaktır.
Ve lein seeltehüm le yekulünne innema künna nehudu ve nel'ab kul e billahi ve ayatihi ve rasulihi küntüm testehziun
Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, âyetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?"
La ta'teziru kad kefartüm ba'de imaniküm in na'fü an taifetim minküm nüazzib taifetem bi ennehüm kanu mücrimin
Boşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağız.
El münafikun vel münafikatü ba'duhüm min ba'd ye'mürune bil münkeri ve yenhevne anil ma'rufi ve yakbidune eydiyehüm nesüllahe fe nesiyehüm innel münafikiyne hümül fasikun
Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular da, Allah da onları unuttu. Gerçekten de münafıklar hep fâsık kimselerdir.
Veadellahül münafikiyne vel münafikati vel küffara nara cehenneme halidine fiha hiye hasbühüm ve leanehümüllah ve lehüm azabüm mükiym
Allah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.
Kellezine min kabliküm kanu eşedde minküm kuvvetev ve eksera emvalev ve evlada festemteu bi halakihim festemta'tüm bi halaiküm kemestem teallazine min kabliküm bi halakihüm ve hudtüm kellezi hadu ülaike habitat a'malühüm fid dünya vel ahirah ve ülaike hümül hasirun
(Ey münafıklar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler. Dünya nimetlerinden paylarına düşen kadar zevk sürdüler. Sizden öncekiler kısmetlerine düşen kadarıyla nasıl zevk sürmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize düşen kadarıyla zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa dalanlar gibi batağa daldınız. İşte bunların dünyada ve ahirette bütün amelleri heder olup gitti ve işte bunlar hep hüsran içinde kalanlardır.
E lem ye'tihim nebüllezine min kablihim kavmi nuhiv ve adiv ve semude ve kavmi ibrahime ve ashabi medyene vel mü'tefikat etethüm rusülühüm bil beyyinat fe ma kanellahü li yazlimehüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Vel mü'minune vel mü'miratü ba'duhüm evliyaü ba'd ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münkeri ve yükiymunes salate ve yü'tunez zekate ve yütiy'unellahe ve rasuleh ülaike se yerhamühümüllah innellaha azizün hakim
Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.
Veadellahül mü'minine vel mü'minati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve mesakine teyyibeten fi cennati adn ve ridvanüm minallahi ekber zalike hüvel fevzül aziym
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.
Ya eyyühen nebiyyü cahidil küffara vel münafikiyne vağluz aleyhim ve me'vahüm cehennem ve bi'sel mesiyr
Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.
Yahlifune billahi ma kalu ve le kad kalu kelimetel küfri ve keferu ba'de islamihim ve hemmu bi ma lem yenalu ve ma nekamu illa en ağnahümüllahü ve rasulühu min fadlih fe iy yetubu yekü hayral lehüm ve iy yetevellev yüazzibhümüllahü azaben elimen fid dünya vel ahirah ve ma lehüm fil erdi miv veliyyiv ve la nasiyr
Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz.
Ve minhüm men ahedellahe le in atana min fadlihi le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihiyn
Yine onlardan kimi de Allah'a şöyle ahdetmişlerdi: "Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekâtı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz." diye söz vermişlerdi.
Felemma atahüm min fadlihi behilu bihi ve tevellev ve hüm mu'ridun
Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.
Fe a'kabehüm nifakan fi kulubihim ila yevmi yelkavnehu bi ma ahlefüllahe ma veaduhü ve bi ma kanu yekzibun
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gününe kadar yüreklerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdi.
E lem ya'lemu ennellahe ya'lemü sirrahüm ve necvahüm ve ennellahe allamül ğuyub
Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi?
Ellezine yelmizunel mütteavviiyne minel mü'minine fis sadekati vellezine la yecidune illa cühdehüm fe yesharune minhüm sehirallahü minhüm ve lehüm azabün elim
Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır.
İstağfir lehüm ev la testağfir lehüm in testağfir lehüm seb'iyne merraten fe ley yağfirallahü lehüm zalike bi ennehüm keferu billahi ve rasulih vallahü la yehdil kavmel fasikiyn
Onlar için Allah'dan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayı böyledir. Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez.
Ferihal mühallefune bi mak'adihim hilafe rasulillahi ve kerehu ey yücahidu bi emvalihim ve enfüsihim fi sebilillahi ve kalu la tenfiru fil harr kul naru cehenneme eşddü harra lev kanu yefkahun
Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
Fel yadhaku kalilev vel yebku kezira cezaem bi ma kanu yeksibun
Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
Fe ir raceakellahü ila taifetim minhüm feste'zenuke lil huruci fe kul len tahrucu meiye ebedev ve len tükatilu meiye adüvva inneküm radiytüm bil kuudi evvele merratin fak'udu meal halifin
Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."
Ve la tüsalli ala ehadim minhüm mate ebedev ve la tekum ala kabrih innehüm keferu billahi ve rasulihi ve matu ve hüm fasikun
Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.
Ve la tu'cibke emvalühüm ve evladühüm innema yüridüllahü ey yüazzibehüm biha fid dünya ve tezheka enfüsühüm ve hüm kafirun
Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları dünyada bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murad ediyor, başka değil.
Ve iza ünzilet suratün en aminu billahi ve cahidu mea rasulihiste'zeneke ülüt tavli minhüm ve kalu zerna neküm meal kaidin
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
Radu bi ey yekunu meal havalifi ve tubia ala kulubihim fehüm la yefkahun
Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar.
Lakinir rasulü vellezine amenu meahu cahedu bi emvalihim ve enfüsihim ve ülaike lehümül hayratü ve ülaikehümül müflihun
Fakat Peygamber ve onunla beraber olan müminler mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır. Murada erenler de işte onlardır.
Eaddellahü lehüm cennati tecri min tahtihel enharu halidine fiha zalikel fevzül aziym
Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur.
Ve cael müazzirune minel a'rabi li yü'zene lehüm ve kaadellezine kezebüllahe ve rasuleh se yüsiybüllezine keferu minhüm azabün elim
Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.
Leyse aled duafai ve la alel merda ve la alellezine la yecidune me yünfikune haracün iza nesahu lillahi ve rasulih ma alel muhsinine min sebil vallahü ğafurur rahiym
Allah ve Resulü adına nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara, ne hastalara, ne de verecek birşey bulamayan yoksullara savaştan kalmaktan dolayı bir günah yoktur. İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahîmdir.
Ve la alellezine iza ma etevke li tahmilehüm kulte la ecidü ma ahmilüküm aleyhi tevellev ve a'yünühüm tefidu mined dem'i hazenen ella yecidu ma yünfikun
Kendilerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüllü olarak sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek birşey bulamıyorum." dediğin zaman, bu uğurda harcayacakları birşey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözlerinden yaş döke döke geri dönüp gidenlere de bir günah yoktur.
İnnemes sebilü alellezine yeste'zinuneke ve hüm ağniya' radu bi ey yekunu meal havalifi ve tabeallahü ala kulubihim fehüm la ya'lemun
Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezler.
Ya'tezirune ilyküm iza raca'tüm ileyhim kul la ta'teziru len nü'mine leküm kad nebbeenellahü min ahbariküm ve se yerallahü ameleküm ve rasulühu sümme türaddune ila alimil ğaybi veş şehadeti fe yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun
Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektir.
Se yahlifune billahi leküm izenkalebtüm ileyhim li tu'ridu anhüm fe a'ridu anhüm innehüm ricsüv ve me'vahüm cehennem cezaem bi ma kanu yeksibun
Dönüp de yanlarına geldiğinizde kendilerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdar kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak nihayet varacakları yer cehennemdir.
Yahlifune leküm li terdav anhüm fe in terdav anhüm fe innellahe la yerda anil kavmil fasikiyn
Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Eğer siz onlardan razı olursanız, şunu bilin ki Allah, o fasıklar güruhundan kesinlikle razı olmaz.
El a'rabü eşeddü küfrav ve nifakav ve ecderu ella ya'lemu hudude ma enzelellahü ala rasulih vallahü alimün hakim
Bedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah'ın, Resulüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alîmdir, hakîmdir,
Ve minel a'rabi mey yettehizü ma yünfiku mağramev ve yeterabbesu bikümüd devair aleyhim dairatüs sev' vallahü semiun alim
Bedevilerden kimi de var ki, verdiğini angarya sayar ve sizin üzerinize belalar gelmesini bekler. O çirkin belalar kendi başlarına olsun! Allah herşeyi işitendir, bilendir.
Ve minel a'rabi mey yü'minü billahi vel yevmil ahiri ve yettehizü ma yünfiku kurubatin indellahi ve salevatir rasul ela inneha kurbetül lehüm se yüdhilühümüllahü fi rahmetih innellahe ğafurur rahiym
Yine bedevilerden kimi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklara ve Peygamber'in dualarını almaya vesile sayar. Gerçekten de bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti içine koyacaktır. Şüphesiz ki, Allah bağışlayıcıdır ve rahmet edicidir.
() Ves sabikunel evvelune minel mühacirine vel ensari vellezinettebeuhüm bi ihsanir radiyallahü anhüm ve radu anhü ve eadde lehüm cennatin tecri tahtehel enharu halidine fiha ebeda zalikel fevzül aziym
Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur.
Ve mimmen havleküm minel a'rabi münafikun ve min ehlil medineti meradu alen nifaki la ta'lemühüm nahnü na'lemühüm se nüazzibühüm merrateyni sümme yüraddune ila azabin aziym
Hem çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var, hem de Medine halkından münafıklıkta ısrar edenler var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itilecekler.
Ve aharuna'terafu bi zünubbihim haletu amelen salihav ve ahara seyyia asellahü ey yetube aleyhim innellahe ğafurur rahiym
Onlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir.
Huz min emvalihim sadekaten tütahhiruhüm ve tüzekkihim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenül lehüm vallahü semiun alim
Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklarında hayır dua et. Çünkü senin duan kalblerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir.
E lem ya'lemu ennellahe hüve yakbelüt tevbete an ibadihi ve ye'huzüs sadekati ve ennellahe hüvet tevvabür rahiym
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları da alır. Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.
Ve kuli'melu fe se yerallahü ameleküm ve rasulühu vel mü'minun ve se türaddune ila alimil ğaybi veş şehadeti fe yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun
Ve de ki; "Çalışın! Yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de müminler görecektir. Sonra da gizliyi ve açığı bilen Allah'ın huzuruna iletileceksiniz. İşte o zaman, neler yaptığınızı size O bildirecektir.
Ve aharune mürcevne li emrillahi imma yüazzibühüm ve imma yetubü aleyhim vallahü alimün hakim
Savaşa katılmayanlardan diğer bir kısmının affı da Allah'ın emrini beklemek için geri bırakılmıştır. Ya kendilerini cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir, hakîmdir.
Vellezinettehazu mesciden dirarav ve küfrav ve tefrikam beynel mü'minine ve irsadel li men habellahe ve rasulehu min kabl ve le yahlifünne in eradna illel husna vallahü yeşhedü innehüm le kazibun
Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir.
La tekum fihi ebeda le mescidün üssise alet takva min evveli yevmin ehakku en tekume fih fihi ricalüy yühibbune ey yetetahheru vallahü yühibbül müttahhirin
O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever.
E fe men essese bünyanehu ala katva minallahi ve ridvanin hayrun em men essese bünyanehu ala şefacürufin harin fenhara bihi fi nari cehennem vallahü la yehdil havmez zalimin
O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı? Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
La yezalü bünyanühümlezi benev ribeten fi kulubihim illa en tekattaa kulubühüm yallahü alimün hakim
Onların kurmuş oldukları bu türlü binalar, kalpleri parça parça olmadıkça, kalblerinde bir nifak düğümü olup kalacaktır. Allah, alîmdir, hakîmdir.
İnnellaheştera minel mü'minine enfüshehüm ve emvalehüm bi enne lehümül cenneh yükatilune fi sebilillahi fe yaktülune ve yuktelune va'den aleyhi hakkan fit tevrati vel incili vel kur'an ve men evfa bi ahdihi festebşiru bi bey'ikümlezi bay'tüm bih ve zalike hümvel fevzül aziym
Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.
Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma'rufi ven nahune anil mümkeri vel hafizune li hududillah ve beşşiril mü'minin
(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!
Ma kane lin nebiyyi vellezine amenu ey yestağfiru lil müşrikine velev kanu üli kurba mim ba'di ma tebeyyene lehüm ennehüm ashabül cehiym
Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur.
Ve ma kanestiğfaru ibrahime li ebihi illa am mev'idetiv veadeha iyyah felemma tebeyyene lehu ennehu adüvvül lilhahi teberrae minh inne ibrahime le evvahün halim
İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi.
Ve ma kanellahü li yüdille kavmem ba'de iz hedahüm hatta yübeyyine lehüm ma yettekun innellahe bi külli şey'in alim
Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice açıklamadıkça dalalete düşürmez. Gerçek şu ki, Allah her şeyi bilir.
İnnellahe lehu mülküs semavati vel ard yuhyi ve yümit ve ma leküm min dunillahi miv veliyyiv ve la nasiyr
Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.
Le kad tabellahü alen nebiyyi vel mühacirine vel ensarillezinettebeuhü fi saatil usrati mim ba'di ma kade yeziğu kulubü ferikim minhüm sümme tabe aleyhim innehu bihim raufür rahiym
Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.
Ve ales selasetillezine hulifu hatta iza dakat aleyhimül erdu bi ma rahubet ve dakat aleyhim enfüsühüm ve zannu el la melcee minallahi illa ileyh sümme tabe aleyhim li yetubu innellahe hüvet tevvabür rahiym
Allah, haklarında hüküm beklenen o üç kişiyi de bağışladı. Çünkü o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmeye başlamıştı, vicdanları da kendilerini sıkıntıya sokmuştu. Allah'dan kurtuluşun, ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardı. Sonra da Allah, onları tevbekâr olmaya muvaffak kıldı da tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok çok kabul edendir, çok merhametli olandır.
Ya eyyühellezine amenüttekullahe ve kunu meas sadikiyn
Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun.
Ma kane li ehlil medineti ve men havlehüm minel a'rabi ey yetehallefu ar rasulillahi ve la yerğabu bi enfüsihim an nefsih zalike bi ennehüm la yüsiybühüm zameüv ve la nesabü v ve la mahmesatün fi sebilillahi ve la yetaune mevtiey yeğiyzul küffara ve la yenalune min adüvvin neylen illa kütibe lehüm bihi amelün salih innellahe la yüdiy'u ecral muhsinin
Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş yapanların mükafatını zayi etmez.
Ve la yünfikune nefekaten sağiyratev ve la kebiratev ve la kebiratev ve la yaktaune vadiyen illa kütibe lehüm li yecziyehümullahü ahsene ma kanu ya'melun
Onların, Allah yolunda yaptıkları küçük veya büyük her harcama veya geçtikleri her vadi karşılığında, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini mükâfatlandırması için sevap yazılmaması mümkün değildir.
Ve ma kanel mü'minune li yenfiru kaffeh fe lev la nefera min külli firkatim minhüm taifetül li yetefekkahu fid dini ve li yünziru kavmehüm iza raceu ileyhim leallehüm yahzerun
Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlar.
Ya eyyühellezine amenu katilüllezine yaluneküm minel küffari vel yecidu fiküm ğilzah va'lemu ennallahe meal müttekiyn
Ey iman edenler, önce yakın çevrenizdeki kâfirlerle savaşın ki, sizde bir güç ve kuvvet olduğunu görsünler. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.
Ve iza ma ünzilet zuratün fe minhüm mey yekulü eyyüküm zadethü hazihi imana fe emmellezine amenu fe zadethüm imanev vehüm yestebşirun
Bir sûre indirildiği zaman, içlerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminlere gelince, aslında her inen sûre onların imanını arttırmıştır ve onlar sürekli olarak müjdelenip duruyorlar.
Ve emmellezine fi kulubihim meradnu fe zadethüm ricsen ila ricsihim ve matu ve hüm kafirun
Kalblerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına (küfürlerine) murdarlık (küfür) katmıştır ve kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.
E ve la yeravne ennehüm yüftenune fi külli amim merraten ev merrateyni sümme la yetubune ve la hüm yezzekkerun
Onlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar.
Ve iza ma ünzilet suratün nezara ba'duhüm ila ba'd hel yeraküm min ehadin sümmensarafu sarafellahü kulubehüm bi ennehüm kavmül la yefkahun
Aleyhlerinde bir sûre indirilince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler.
Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azizün aleyhi ma anittüm harisun aleyküm bil mü'minine raufür rahiym
Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.
Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym
Eğer aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir.