Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Zariyat Suresi 6. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Ve inned dine le vaki'
Ceza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
4681
Ayet No: 
6

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Vezzariyati zerva
O tozdurup savuranlara,
Fel hamilati vikra
Derken bir ağırlık taşıyanlara,
Fel cariyati yusra
Derken bir kolaylıkla akanlara,
Fel mukassimati emra
Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
İnnema tuadune le sadik
O size vaad edilen elbette doğrudur.
Ves semai zatil hubuk
Yollara sahip göğe andolsun ki,
İnnekum le fi kavlim muhtelif
Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.
Yu'feku anhu men ufik
Ondan çevrilen (imana) çevrilir.
Kutilel harrasun
Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!
Ellezine hum fi ğamratin sahun
Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
Yes'elune eyyane yevmud din
Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
Yevme hum alen nari yuftenun
O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
Zuku fitnetekum hazellezi kuntum bihi testa'cilun
Onlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir.
İnnel muttekiyne fi cennativ ve uyun
#AD?
Ahizine ma atahum rabbuhum innehum kanu kable zalike muhsinin
#AD?
Kanu kalilem minel leyli ma yehceun
Onlar geceleyin pek az uyurlardı.
Ve bil eshari hum yestağfirun
Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi.
Ve fi emvalihim hakkul lis saili vel mahrum
Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
Ve fil erdi ayatul lil mukinin
-Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
Ve fi enfusikum e fe la tubrirun
-Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
Ve fis semai rizkukum ve ma tuadun
Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.
Fe ve rabbis semai vel erdi innehu lehakkum misle ma ennekum tentikun
Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Hel etake hadisu dayfi ibrahimel mukramin
Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
İz dehalu aleyhi fe kalu selama kale selam kavmum munkerun
Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.
Ferağa ila ehlihi fe cae bi iclin semin
İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.
Fe karrabehu ileyhim kale e la te'kulun
Onu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.
Fe evcese minhum hiyfeh kalu la tehaf ve beşşeruhu bi ğulamin alim
Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
Fe akbeletimraetuhu fi sarratin fe sakket vecheha ve kalet acuzun akiym
Bunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?" dedi.
Kalu kezaliki kale rabbuk innehu huvel hakimul alim
Misafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir." dediler.
Kale fema hatbukum eyyuhel murselun
İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
Kalu inna ursilna ila kavmim mucrimin
Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
Li nursile aleyhim hicaratem min tiyn
Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
Musevvemeten inde rabbike lil musrifin
O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.
Fe ahracna men kane fiha minel mu'minin
Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.
Fe ma vecedna fiha ğayra beytim minel muslimin
Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
Ve terakna fiha ayetel lillezine yehafunel azabel elim
Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.
Ve fi musa iz erselnahu ila fir'avne bi sultanim mubin
Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.
Fe tevella bi ruknihi ve kale sahirun ev mecnun
Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.
Fe ehaznahu ve cunudehu fe nebeznahum fil yemmi ve huve mulim
Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
Ve fi adin iz erselna aleyhimur rihal akiym
Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
Ma tezeru min şey'in etet aleyhi illa cealethu kir ramim
O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
Ve fi semude iz kiyle lehum temetteu hatta hiyn
Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.
Fe atev an emri rabbihim fe ehazethumus saikatu ve hum yenzurun
Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
Femestetau min kiyamiv ve ma kanu muntesirin
Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.
Ve kavme nuhim min kabl innehum kanu kavmen fasikiyn
Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
Ves semae beneynaha bi eydiv ve inna le musiun
Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
Vel erda feraşnaha fe ni'mel mahidun
Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!
Ve min kulli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun
Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.
Fe firru ilallah inni lekum minhu nezirum mubin
Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Ve la tec'alu meallahi ilahen ahar inni lekum minhu nezirum mubin.
Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Kezalike ma etellezine min kablihim mir rasulin illa kalu sahirun ev mecnun
Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.
E tevasav bih bel hum kavmun tağun
Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.
Fe tevelle anhum fe ma ente bi melun
Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
Ve zekkir fe innez zikra tenfeul mu'minin
Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
Ve ma halaktul cinne vel inse illa li ya'budun
Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ma uridu minhum mir rizkiv ve ma uridu ey yut'imun
Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.
İnnellahe huver razzaku zul kuvvetil metin
Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.
Fe inne lellezine zalemu zenubem misle zenubi ashabihim fe la yesta'cilun
Şüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.
Fe veylul lillezine keferu miy yevmihimullezi yuadun
Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.