Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
() İnnema sültanühu alellezine yetevellevnehu vellezine hüm bihi müşrikun
Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır.
Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahü a'lemü bima yünezzilü kalu innema ente müfter bel ekseruhüm la ya'lemun
Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
Kul nezzelehu ruhul kudüsi mir rabbike bil hakki li yüsebbitellezine amenu ve hüdev ve büşra lil müslimin
(Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.
Ve le kad na'lemü ennehüm yekulune innema yüallimühu beşar lisanüllezi yulhidune ileyhi a'cemiyyüv ve haza lisanün arabiyyüm mübin
Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
İnnellezine la yü'minune bi ayatillahi la yehdihimüllahü ve lehüm azabün elim
Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.
İnnema yefteril kezibellezine la yü'minune bi ayatillah ve ülaike hümül kazibun
Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.
Men kefera billahi mim ba'di imanihi illa men ükrihe ve kalbühu mutmeinüm bil imani ve lakim men şeraha bil küfri sadran fe aleyhim ğadabüm minellah ve lehüm azabün aziym
Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
Zalike bi ennehümüstehabbül hayated dünya alel ahiratü ve ennellahe la yehdil kavmel kafirin
Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
Ülaikellezine tabeallahü ala kulubihim ve sem'ihim ve ebsarihim ve ülaike hümül ğafilun
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
La cerame ennehüm fil ahirati hümül hasirun
Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Sümme inne rabbeke lillezine haceru mim ba'di ma fütinu sümme cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahiym
Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Yevme te'ti küllü nefsin tücadilü an nefsiha ve tüveffa küllü nefsim ma amilet ve hüm la yuzlemun
O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.
Ve darabellahü meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye'tiha rizkuha rağadem min külli mekanin fe keferat bi en'umillahi fe ezakahallahü libasel cui vel havfi bima kanu yasneun
Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.
Ve le kad caehüm rasulüm minhüm fe kezzebuhü fe ehazehümül azabü ve hüm zalimun
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
Fe külu mimma razekakümüllahü halalen tayyibev veşküru ni'metellahi in küntüm iyyahü ta'büdun
Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.
İnnema harrama aleykümül meytete ved deme ve lahmel hinziri ve ma ühille li ğayrillahi bih fe menidturra ğayra bağiv ve la adin fe innellahe ğafurur rahiym
O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Ve la tekulu lima tesifü elsinetükümül kezibe haza halalüv ve haza haramül li tefteru alellahil kezib innellezine yefterune alellahil kezibe la yüflihun
Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
Metaun kalilüv ve lehüm azabün elim
Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
Ve alellezine hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Sümme inne rabbeke lillezine amilüs sue bi cehaletin sümme tabu mim ba'di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahiym
Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.)
İnne ibrahime kane ümmeten kanitel lillahi hanifa ve lem yekü minel müşrikin
Şüphesiz İbrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
Şakiral li en'umih ictebahü ve hedahü ila siratim müstekiym
Allah'ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
Ve ateynahü fid dünya haseneh ve innehu fil ahirati le mines salihiyn
Ve biz ona (İbrahim'e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.
Sümme evhayna ileyke enittebi' millete ibrahime hanifa ve ma kane minel müşrikin
Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.
İnnema cüiles sebtü alellezinahtelefu fih ve inne rabbeke le yahkümü beynehüm yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun
Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.
Üd'u ila sebili rabbike bil hikmeti vel mev'izatil haseneti ve cadilhüm billeti hiye ahsen inne rabbeke hüve a'lemü bi men dalle an sebilihi ve hüve a'lemü bil mühtedin
(Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.
Ve in akabtüm fe akibu bi misli ma ukibtüm bih ve lein sabertüm le hüve hayrul lissabirin
Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la tekü fi daykim mimma yemkürum
(Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!
İnnellahe meallezinettekav vellezine hüm muhsinun
Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.
Sübhanellezi esra bi abdihi leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barakna havlehu li nüriyehu min ayatina innehu hüves semiul besiyr
Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.
Ve ateyna musel kitabe ve cealnahü hüdel li beni israiyle ella tettehizu min duni vekila
Musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.
Zürriyyete men hamelna mea nuh innehu kane abden şekura
Ey Nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.
Ve kadayna ila beni israiyle fil kitabi le tüfsidünne fil erdi merrateyni ve le ta'lünne ulüvven kebira
Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."
Fe iza cae va'dü ulahüme beasna aleyküm ibadel lena üli be'sin şedidin fe casu hilaled diyar ve kane va'dem mef'ula
Birincisinin zamanı gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Sümme radedna lekümül kerrate aleyhim ve emdednaküm bi emvaliv ve benine ve cealnaküm eksera nefira
Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.
İn ahsentüm ahsentüm li enfüsiküm ve in ese'tüm feleha fe iz cae va'dül ahirati li yesuu vücuheküm ve li yedhulül mescide kema dehaluhü evvele merrativ ve liyütebbiru ma alev tetbira
Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.
Asa rabbüküm ey yerhameküm ve in udtüm udna ve cealna cehenneme lil kafirine hasiyra
Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık.
İnne hazel kur'ane yehdi lilleti hiye akvemü ve yübeşşirul mü'mininellezine ya'melunes salihati enne lehüm ecran kebira
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
Ve ennellezine la yü'minune bil ahirati a'tedna lehüm azaben elima
#AD?
Ve yed'ul insanü biş şerri düaehu bil hayr ve kanel insanü acula
İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir.
Ve cealnel leyle ven nehara ayeteyni fe mehavna ayetel leyli ve cealna ayeten nehari mübsiratel li tebteğu fadlem mir rabbiküm ve li ta'lemu adedes sinine vel hisab ve külle şey'in fassalnahü tefsiyla
Biz geceyi ve gündüzü varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine) eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz her şeyi uzun uzadıya anlattık.
Ve külle insanin elzemnahü tairahu fi unukih ve nuhricü lehu yevmel kiyameti kitabey yelkahü menşura
Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.
İkra' kitabek kefa bi nefsikel yevme aleyke hasiba
"Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" deriz.
Menihteda fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe innema yedillü aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra ve ma künna müazzibine hatt neb'ase rasula
Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.
Ve iza eradna en nühlike karyeten emarna mütrafiha fe fesku fiha fe hakka aleyhel kavlü fe demmernaha tedmira
Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.
Ve kem ehlena minel kuruni mim ba'di nuh ve kefa bi rabbike bi zünubi ibadihi habiram besiyra
Hem Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını bilmek ve görmekte Rabbin yeter.
Men kane yüridül acilete accelna lehu fiha ma neşaü li men nüridü sümme cealna lehu cehennem yaslaha mezmumem medhura
Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.
Ve men eradel ahirate ve sea leha sa'yeha ve hüve mü'minün fe ülaike kane sa'yühüm meşkura
Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Küllen nümiddü haülai ve haülai min atai rabbik ve ma kane ataü rabbike mahzura
Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.
Ünzur keyfe faddalna ba'dahüm ala ba'd ve lel ahiratü ekberu deracativ ve ekberu tefdiyla
Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
La tec'al meallahi ilahen ahara fe tak'ude mezmumem mahzula
Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.
Ve kada rabbüke elle ta'büdu illa iyyahü ve bil valedeyni ihsana imma yeblüğanne indekel kibera ehadühüma ev kilahüma fe la tekul lehüma üffiv ve la tenher hüma ve kul lehüma kavlen kerima
Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.
Vahfid lehüma cenahaz zülli miner rahmeti ve kur rabbirhamhüma kema rabbeyani sağiyra
İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."
Rabbüküm a'lemü bima fi nüfusiküm in tekunu salihiyne fe innehu kane lil evvabine ğafura
Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.
Ve ati zel kurba hakkahu vel miskine vebnes sebili ve la tübezzir tebzira
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.
İnnel mübezzirine kanu ihvaneş şeyatiyn ve kaneş şeytanü li rabbihi kefura
Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
Ve imma tu'ridanne anhümübtiğae rahmetim mir rabbike tercuha fe kul lehüm kavlem meysura
Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.
Ve la tec'al yedek mağluleten ila unukike ve la tebsutha küllel beşti fe tak'ude melumem mahsura
Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.
İnne rabbeke yebsütur riska li mey yeşaü ve yakdir innehu kane bi ibadihi habiram besiyra
Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir.
Ve la taktülu evladeküm haşyete imlak nahnü nerzükuhüm ve iyyaküm inne katlehüm kane hit'en kebira
Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.
Ve la takrabüz zina innehu kane fahişeh ve sae sebila
Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.
Ve la taktülün nefselleti harramellahü illa bil hakk ve men kutile mazlumen fe kad cealna li veliyyihi sültanen fe la yüsrif fil katl innehu kane mensura
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.
Ve la takrabu malel yetimi illa billeti hiye ahsenü hatta yeblüğa eşüddehu ve evfu bil ahd innel ahde kane mes'ula
Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.
Ve evfül keyle iza kiltüm vesinu bil kistasil müstekiym zalike hayruv ve hasenü te'vila
Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir.
Ve la takfü ma leyse leke bihi ilm innes sem'a vel besara vel füade küllü ülaike kane anhü mes'ula
Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
Ve la temşi fil erdi merah inneka len tahrikal erda ve len teblüğal cibale tula
Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.
Küllü zalike kane seyyiühu inde rabbike mekruha
Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.
Zalike mimma evha ileyke rabbüke minel hikmeh ve la tec'al meallahi ilahen ahara fe tülka fi cehenneme melumem medhura
İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah'la beraber başka bir ilâh uydurma. Aksi halde kötülenmiş ve Allah'-ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
E fe asfaküm rabbüküm bil benine vettehaze minel melaiketi inasa innekü le tekulune kavlen aziyma
Rabbiniz, size oğulları tahsis etti de, kendisi meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz.
Ve le kad sarrafna fi hazel kur'ani li yezzekkeru ve ma yezidühüm illa nüfura
Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
Kul lev kane meahu alihetün kema yekulune izel lebteğav ila zil arşi sebila
(Ey Muhammed!) De ki: "Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı."
Sübhanehu ve teala amma yekulune ulüvven kebira
Allah, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedir.
Tüsebbihu lehüs semavatüs seb'u vel erdu ve men fihinn ve im min şey'in illa yüsebbihu bi hamdihi ve lakil la tefkahune tesbihahüm innehu kane halimen ğafura
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.
Ve iza kara'tel kur'ane cealna beyneke ve beynellezine la yü'minune bil ahirati hicabem mestura
Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.
Ve cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fi azanihim vakra ve iza zekerte rabbeke fil kur'ani vahdehu vellev ala edbarihim nüfura
Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.
Nahnü a'lemü bima yestemiune bihi iz yestemiune ileyke ve iz hüm necva iz yekulüz zalimune in tetteiune illa racülem meshura
Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi biliriz.
Ünzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fela yestetfy'une sebila
Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.
Ve kalu e iza künna izamev ve rufaten en inna le meb'usune halkan cedida
Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?
Kul kunu hicareten ev hadida
De ki: "İster taş olun, ister demir..."
Ev halkam mimma yekbüru fi suduriküm fe seyekulune mey yüiydüna kulillezi fetaraküm evvele merrah feseyünğidune ileyke ruusehüm ve yekulune meta hu kul asa ey yekune kariba
"İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekir!".
Yevme yed'uküm fe testecibune bi hamdihi ve tezunnune il lebistüm illa kalila
(Allah) sizi çağıracağı gün, tam bir hürmetle onun emrine koşacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir müddet kaldınız.
Ve kul li ibadi yekulülleti hiye ahsen inneş şeytane yenzeğu beynehüm inneş şeytane kane lil insani adüvvem mübina
Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.
Rabbüküm a'lemü bilküm iy yeşe' yerhamküm ev iy yeşe' yüazzibküm ve ma erselnake aleyhim vekila
Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik.
Ve rabbüke a'lemü bi men fis semavati vel ard ve le kad faddalna ba'dan nebiyyine ala ba'div ve ateyna davude zebura
Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
Kulid'ullezine zeamtaüm min dunihi fe la yemlikune keşfed durri anküm ve la tahvila
De ki: "Allah'tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.
Ülaikellezine yed'une yebteğune illa rabbihimül vesilete eyyühüm akrabü ve yercune rahmetehu ve yehafune azabeh inne azabe rabbike kane mahzura
Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
Ve im min karyetin illa nahnü mühlikuha kable yevmil kiyameti ev müazzibuha azaben şedida kane zalike fil kitabi mestura
Hiç bir şehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuzda) yazılıdır.
Ve ma meneana en nürsile bil ayati illa en kezzebe bihel evvelun ve ateyna semuden nakate mübsiraten fe zalemu biha ve ma nürsilü bil ayati illa tahvifa
Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.
Ve iz kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma cealner ru'yelleti eraynake illa fitnetel linnasi veş şeceratel mel'unete fil kur'an ve nühavvifühüm fe ma yezidühüm illa tuğyanen kebira
Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblis kale e escüdü li men halakte tiyna
(Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Âdem'e secde edin" demiştik. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?" demişti.
Kale e raeyteke hazellezi kerramte aleyye le in ehherteni ila yevmil kiyameti le ahtenikenne zürriyyetehu illa kalila
(Yine İblis) dedi ki: "Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım."
Kalezheb fe men tebiake minhüm fe inne cehenneme ceazüküm cezaem mevfura
Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. "
Vestefziz menisteta'te minhüm bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve şarikhüm fil emvali vel evladi veidhüm ve ma yeidühümüş şeytanü illa ğurura
"Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.
İnne ibadi leyse leke aleyhim sültan ve kefa bi rabbike vekila
Doğrusu benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.
Rabbükümüllezi yüzci lekümül fülke fil bahri li tebteğu min fadlih innehu kane bi küm rahiyma
Rabbiniz, lütfundan nasib arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Şüphesiz O, size çok merhametlidir.
Ve iza messekümüd durru fil bahri dalle men ted'une illa iyyah felemma neccaküm ilel berri a'radtüm ve kanel insanü kefura
Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
E fe emintüm ey yahsife biküm canibel berri ev yürsile aleyküm hasiben sümme la tecidu leküm vekila
(Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
Em emintüm ey yüiydekim fihi taraten uhra fe yürsile aleyküm kasifem miner rihi fe yuğrikaküm bima kefartüm sümme la tecidu leküm aleyna bihi tebia
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız.
Ve le kad kerramna beni ademe ve hamelnahüm fil berri vel bahri ve razaknahüm minet tayyibati ve faddalnahüm ala kesirim mimmen halakna tefdiyla
Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Yevme ned'u külle ünasim bi imamihim fe men utiye kitabehu bi yeminihi fe ülaike yakraune kitabehüm ve la yuzlemune fetila
Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

Sayfalar