Buradasınız
Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...
Kur'an-ı Kerim
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
6236 Ayet Bulundu
Bel nakzifü bil hakki alel batili fe yedmeğuhu fe iza hüve zahik ve lekümül veylü mimma tesifun
Hayır, biz hakkı batılın başına çarparız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü size yazıklar olsun.
Ve lehu men fis semavati vel ard ve men indehu la yestekbirune an ibadetihi ve la yestahsirun
Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.
Yüsebbihunelleyle ven nehara la yeftürun
Gece gündüz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlar.
Emittehazu alihetem minel erdi hüm yünşirun
Yoksa (Mekke müşrikleri) birtakım ilâhlar edindiler de yerden ölüleri onlar mı diriltecekler?
Lev kane fihima alihetün ilellahü lefesedeta fe sübhanellahi rabbil arşi amma yasifun
Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtir.
La yüs'elü amma yef'alü ve hüm yüs'elun
O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
Emittehazu min dunihi aliheh kul hatu bürhanekümv haza zikru mem meiye ve zikru men kabli bel ekseruhüm la ya'lemunel hakka fehüm mu'ridun
Yoksa O'ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı." Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.
Ve ma erselna min kablike mir rasulin illa nuhiy ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa'düdun
Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet edin."
Ve kalüttehazer rahmanü veleden sübhaneh bel ibadüm mükramun
Böyle iken dediler ki: "Rahmân çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (Allah'ın çocukları değil.) ikram olunmuş kullardır.
La yesbikunehu bil kavli ve hüm bi emrihi ya'melun
Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
Ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm ve la yeşfeune illa li menirteda ve hüm min haşyetihi müşfikun
Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
Ve mey yekul minhüm inni ilahüm min dunihi fe zalike neczihi cehennem kezalike necziz zalimin
İçlerinden kim: "Ben, O'ndan başka bir ilâhım" derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.
E ve lem yerallezine keferu ennes semavati vel erda kaneta ratkan fe fetaknahüma ve cealna minel mai külle şey'in hayy e fe la yü'minun
O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
Ve cealna fiha ficacen sübülel leallehüm yehtedun
Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
Ve cealnes semae sakfem mahfusa ve hüm an ayatiha mu'ridun
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah'ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar.
Ve hüvellezi halekal leyle ven nehara veş şemse vel kamer küllün fi felekiy yesbehun
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.
Ve ma cealna li beşerim min kablikel huld efeim mitte fehümül halidun
Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar?
Küllü nefsin zaikatül mevt ve nebluküm biş şerri vel hayri fitneh ve ileyna türceun
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.
Ve iza raakellezine keferu iy yettehizuneke illa hüzüva e hazellezi yezküru aliheteküm ve hüm bi zikrir rahmani hüm kafirun
O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar.
Hulikal insanü min acel se üriküm ayati fe la testa'cilun
İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin.
Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikiyn
"Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler.
Lev ya'lemüllezine keferu hiyne la yeküffune av vücuhihimün nara ve la an zuhurihim ve la hüm yünsarun
Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilseler!
Bel te'tihim bağteten fe tebhetühüm fe la yestetiy'une raddeha ve la hüm yünzarun
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Ve le kadistühzie bi rusülim min kablike fe haka billezine sehiru minhüm ma kanu bihi yestehziun
Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.
Kul mey yekleüküm bil leyli vne nehari miner rahmanv bel hüm an zikri rabbihim mu'ridun
De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin kitabından yüz çevirmektedirler.
Em lehüm alihetün metneuhüm min dunina la yestetiy'une nasra enfüsihim ve la hüm minna yushabun
Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk görmezler.
Bel metta'na haülai ve abaehüm hatta tale aleyhimül umür e fela yeravne enna ne'til erda nenkusuha min atrafiha e fehümül ğalibun
Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?
Kul innema ünziruküm bil vahyi ve la yesmeus summüd düae iza ma yünzerun
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Ve leim messethüm nefhatüm min azabi rabbike le yekulünne ya veylena inna künna zalimin
Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir şey onlara dokunursa, muhakkak "Vay bizlere, biz gerçekten zalimlerdik" diyeceklerdir.
Ve nedaul mevazinel kista li yevmil kiyameti fe la tuzlemü nefsün şey'a ve in kane miskale habbetim min hardelin eteyna biha ve kefa bina hasibin
Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz.
Ve le kad ateyna musa ve harunel fürkane ve diyaev ve zikral lil müttekiyn
Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Ellezine yahşevne rabbehüm bil ğaybi ve hüm mines saati müşfikun
Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler.
Ve haza zikrum mübarakün enzelnah e fe entüm lehu münkirun
İşte bu (Kur'ân) da indirdiğimiz kutsal bir kitaptır. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
Ve lekad ateyna ibrahime ruşdehu min kablü ve künna bihi alimin
And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
İz kale li ebihi ve kavmihi ma hazihit teemasilülleti entüm leha akifun
O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
Kau vecedna abaena leha abidin
Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
Kale le kad küntüm entüm ve abaüküm fi dalalim mübin
İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Kalu ec'tena bil hakki em ente minel laibin
Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
Kale ber rabbüküm rabbüs semavati vel erdillezi fetarahünne ve ene ala zaliküm mineş şahidin
O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
Ve tellahi le ekidenne asnameküm ba'de en tüvlelu müdbirin
"Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
Fe cealehüm cüzazen illa kebiral lehüm leallehüm ileyhi yarciun
Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
Kalu men feale haza bi alihetina innehu le minez zalimin
(Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.
Kalu semi'na fetey yezküruhüm yükalü lehu ibrahim
(Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.
Kalu fe'tu bihi ala a'yünin nasi leallehüm yeşhedun
"O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.
Kalu e ente fealte haza bialihetina ya ibrahim
(İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler
Kale bel fealehu kebiruhüm haza fes'eluhüm in kanu yentikun
İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
Fe raceu ila enfüsihim fe kalu inneküm entümüz zalimun
Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."
Sümme nükisu ala ruusihim lekad alimte ma haülai yentikun
Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.
Kale efeta'büdune min dunillahi ma la yenfeuküm şey'ev ve la yedurruküm
(İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"
Üffil leküm ve li ma ta'büdune min dunillah efela ta'kilun
"Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
Kalu harrikuhü vensuru aliheteküm in küntüm failin
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
Kulna ya naru kuni berdev ve selamen ala ibrahim
Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
Ve eradu bihi keyden fe cealnahümül ahserin
Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
Ve necceynahü ve lutan ilel erdilleti birakna fiha lil alemin
Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.
Ve vehebna lehu ishak ve ya'kube nafileh ve küllen cealna salihiyn
Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.
Ve cealna hüm eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fi'lel hayrati ve ikames salati ve itaez zekah ve kanu lena abidin
Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
Ve lutan ateynahü hukmev ve ilmev ve necceynahü minel karyetilleti kanet ta'melül habis innehüm kanu kavme sev'in fasikiyn
Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.
Ve edhalnahü fi rahmetina innehu mines salihiyn
Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.
Ve nuhan iz nada min kablü festecebna lehu fenecceynahü ve ehlehu minel kerbil aziym
Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ve nasarnahü minel kavmillezine kezzebu bi ayatina innehüm kanu kavme sev'in fe ağraknahüm ecmeyin
Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.
Ve davude ve süleymane iz yahkümani fil harsi iz nefeşet fihi ğanemül kavm ve künna li hukmihim şahidin
Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.
Fe fehhemnaha süleyman ve küllen ateyna hukmev ve ilmev ve sehharna mea davudel cibale yüsebbihne vet tayr ve künna failin
Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.
Ve allemnahü san'ate lebusil leküm li tuhsineküm mim be'siküm fe hel entüm şakirun
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
Ve li süleymaner riha asifeten tecri bi emrihi ilel erdilleti barakna fiha ve künna bi külli şey'in alimin
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
Ve mineş şeyatiyni mey yeğusune lehu ve ya'melune amelen dune zalik ve künna lehüm hafiziyn
Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
Ve eyyube iz nada rabbehu enni messeniyed durru ve ente erhamür rahimin
Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.
Festecebna lehu fe keşefna ma bihi min durriv ve ateynahü ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem min indina ve zikra lil abidin
Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .
Ve ismaiyle ve idrise ve zel kifl küllüm mines sabirin
İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
Ve edhalnahüm fi rahmetina innehüm mines salihiyn
Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.
Ve zen nuni iz zehebe müğadiben fe zanne el len nakdira aleyhi fe nada fiz zulümati el la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin
Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.
Festecebna lehu ve necceynahü minel ğamm ve kezalike nüncil mü'minin
Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezerni fardev ve ente hayrul varisin
Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.
Festecebna lehu ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh innehüm kanu yüsariune fil hayrati ve yed'unena rağabev ve raheba ve kanu lena haşiiyn
Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
Velleti ahsanet ferceha fe nefahna fiha mir ruhina ve cealnaha vebneha ayetel lil alemin
Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
İnne hazihi ümmetüküm ümmetev vahidetev ve ene rabbüküm fa'büdun
Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.
Ve tekattau emrahüm beynehüm küllün ileyna raciun
Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.
Fe mey ya'mel minas salihati ve hüve mü'minün fe la küfrane li sa'yih ve inna lehu katibun
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.
Ve haramün ala karyetin ehleknaha ennahüm la yarciun
Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.
Hatta iza fütihat ye'cucü ve me'cucü ve hüm min külli hadebiy yensilun
Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.
Vakterabel va'dül hakku fe iza hiye şahisatün ebsarullezine keferu ya veylena kad künna fi ğafletim min haza bel künna zalimin
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
İnneküm ve ma ta'büdune min dunillahi hasabü cehennem entüm leha varidun
Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
Lev kane haülai alihetem ma veraduha ve küllün fiha halidun
Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.
() Lemüm fiha zefiruv ve hüm fiha la yesmeun
Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.
İnnellezine sebekat lehüm minel husna ülaike anha müb'adun
Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.
La yesmeune hasiseha ve hüm fi meştehet enfüsühüm halidun
Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
La yahzünülümül fezeul ekberu ve tetelekkahümül melaikeh haza yevmükümüllezi küntüm tuadun
O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
Yevme natvis semae ke tayyis sicililli lil kütüb kema bede'na evvele halkin nüiydüh va'den aleyna inna künna failin
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
Ve le kad ketabna fiz zeburi mim ba'diz zikri ennel erda yerisüha ibadiyas salihun
And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
İnne fi haza le belağal li kavmil abidin
Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.
Ve ma erselnake illa rahmetel lil alemin
(Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Kul innema yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahid fe hel entüm müslimun
De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"
Fe in tevellev fe kul azentüküm ala seva' ve in edri e karibün em beiydüm ma tuadun
Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."
İnnehu ya'lemü ma tektümun
Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Ve in edri leallehu fitnetül leküm ve metaun ila hiyn
Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
Kale rabbihküm bil hakk ve rabbüner rahmanül müsteanü ala ma tesifu
(Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "
Ya eyyühen nasütteku rabbeküm inne zelzeletes saati şey'ün aziym
Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
Yevme teravneha tezhelü küllü mürdiatin amma erdaat ve tedau küllü zati hamlin hamleha ve teran nase sükara ve ma hüm bi sükara ve lakinne azabellahi şedid
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer. Ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Ve minen nasi mey yücadilü fillahi bi ğayri ilmiv ve yettebiu külle şeytanim merid
İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı şeytanın ardına düşer.
Kütibe aleyhi ennehu men tevellahü fe ennehu yüdillühu ve yehdihi ila azabis seiyr
(O şeytanki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.
Ya eyyühen nasü in küntüm fi raybim minel ba'si fe inna halaknaküm min türabin sümme min nutfetin sümme min alekatin sümme mim mudğatim muhallekativ ve ğayri muhallekatil li nübeyyine leküm ve nükirru fil erhami ma neşaü ila ecelim müsemmen sümme nuhricüküm tiflen sümme li teblüğu eşüddeküm ve minküm mey yüteveffa ve minküm mey yürüddü ila erzelil umüri li keyla ya'leme mim ba'di ilmin şey'a ve teral erda hamideten fe iza enzelna aleyhel maehtezzet ve rabet ve embetet min külli zevcim behic
Ey insanlar ! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.