Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Sad Suresi 32. Ayet

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Fe kale inni ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbi hatta tevarat bil hicab
"Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.

Sure Adı:

Sure No:

Kur'an-ı Kerim ' de Genel Ayet Sırası: 
4002
Ayet No: 
32

Cüz:

Kur'an-ı Kerim Sayfası:

Sad vel kur'ani ziz zikr
Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!
Belillezine keferu fi izzetiv ve şikkak
O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hiyne mens
Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.
Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahirun kezzab
İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler.
E cealel alihete ilahev vahida inne haza le şey'üy ucab
"İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"
Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy yürad
İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad!"
Ma semi'na bihaza fil milletil ahirah in haza illahtilak
"Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."
E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fi şekkim min zikri bel lemma yezuku azab
"Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.
Em indehüm hazinü rahmeti rabbikel azizil vehhab
Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?
Em lehüm mülküs semavati vel erdi ve ma beynehüma feyerteku fil esbab
Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim!
Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab
Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.
Kezzebet kablehüm kavmü nuhiv ve adüv ve fir'avnü zül evtad
Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.
Ve semudü ve kavmü lutiv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab
Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ikab
Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahidetem ma leha min fevak
Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.
Ve kalu rabbena accil lena kittana kable yevmil hisab
Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.
İsbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab
Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.
İnna sehharnel cibale meahu yüsebbihne bil aşiyyi vel işrak
Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.
Vettayra mahşurah küllül lehu evvab
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
Ve şededna mülehu ve ateynahül hikmete ve faslel hitab
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mihrab
Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'din fahküm beynena bil hakki ve la tüştit vehdina ila sevais sirat
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar.
İnne haza ehiy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahidetün fe kale ekfilniha ve azzeni fil hitab
Biri: "İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı.
Kale le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesiram minel huletai le yebğiy ba'duhüm ala ba'din ilellezine amenu ve amilüs salihati ve kalilüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab
Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.
Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu indena le zülfa ve husne meab
Biz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.
Ya davudü inna cealnake hhalifeten fil erdi fahküm beynen nasi bil hakki ve la tettebiil heva fe yüdilleke an sebilillah innellezine yedillune an sebilillahi lehüm azabün şedidüm bima nesu yevmel hisab (. Ayet secde ayetidir.)
Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.
Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batila zalike zannüllezine keferu fe veylül lillezine keferu minen nar
Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!
Em nec'alüllezine amenu ve amilus salihati kel müfsidine fil erdi em nec'alül müttekiyne kel füccar
Yoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız?
Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihi ve li yetezekkera ülül elbab
Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.
Ve vehebna li davude süleyman ni'mel abdinnehu evvab
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad
Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.
Rudduha aleyy fe tafika mesham bis suki vel a'nak
"Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihi ceseden sümme enab
Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.
Kale rabbiğfir li veheb li mülkel la yembeğiy li ehadim mim ba'di inneke entel vehhab
Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.
Fe sehharna lehür riha tecri bi emrihi ruhaen haysü esab
Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
Veş şeyatiyne küllü bennaiv ve ğavvas
Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
Ve aharine mükarranine fil asfad
Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).
Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hisab
"İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.
Ve inne lehu indena le zülfa ve husne meab
Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır.
Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu enni messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab
Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu."
Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab
(Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab
Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.
Ve huz biyedike diğsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira ni' mel abd innehu evvab
(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
Vezkür ibadena ibrahime ve ishaka ve ya'kube ülil eydi ve ebsar
Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.
İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar
Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
Ve innehüm indena le minel müstefeynel ahyar
Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.
Vezkür ismaiyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar
İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'l-Kifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
Haza zikr ve inne lil müttekiyne le husne meab
İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.
Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab
Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.
Müttekiine fiha yed'une fiha bi fakihetin kesirativ ve şerab
İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.
Ve indehüm kasiratüt türfi etrab
Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.
Haza ma tuadune li yevmil hisab
O hesap günü için size vaad edilen işte budur.
İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad
İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.
Haza ve inne lit tağiyne le şerra meab
Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.
Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad
Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir.
Haza fel yezukuhu hamimüv ve ğassak
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
Ve aharu min şeklihi ezvac
Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır.
Haza fevcüm muktehimüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar
İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.
Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel karar
(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"
Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben di'fen fin nar
"Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.
Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar
Bir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"
Ettehaznahüm sihriyyen em zağat anhümül ebsar
"Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"
İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar
Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.
Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahidül kahhar
De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur."
Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehümel azizül ğaffar
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."
Kul hüve nebün aziym
De ki: "Bu, bir büyük haberdir."
Entüm anhü mu'ridun
"Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
Ma kane liye min ilmin bil meleil a'la iz yahtesimun
"Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"
İy yuha ileyye illa ennema ene nezirum mübin
"Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."
İz kale rabbüke lil melaiketi inni halikum beşeram min tiyn
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."
Fe iza sevveytühu ve nefahtü fihi mir ruhiy fekau lehu sacidin
"Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."
Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun
Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.
İlla iblis istekbera ve kane minel kafirin
Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
Kale ya iblisü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alin
Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.
Kale ene hayrum minh halakteni min nariv ve halaktehu min tiyn
İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
Kale fahruc minha fe inneke racim
Allah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun."
Ve inne aleyke la'neti ila yevmid din
"Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu.
Kale rabbi fe enzirni ila yevmi yüb'asun
İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.
Kale fe inneke minel münzarin
-Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
İla yevmil vaktil ma'mum
-Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
Kale fe bi izzetike le uğviyennehüm ecmeiyn
İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."
İlla ibadeke minhümül muhlesiyn
"Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.
Kale fel hakku vel hakka ekul
Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim."
Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeiyn
"Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."
Kul ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifin
Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum."
İn hüve illa zikrul lil alemin
"O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "
Ve le ta'lemünne nebeehu ba'de hiyn
"Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."