Buradasınız
Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...
Kur'an-ı Kerim | Türkçe
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
6236 Ayet Bulundu
"Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.
Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.
Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.
Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.
Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.
Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.
Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.
Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.
Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.
Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.
Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.
Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.
(Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."
Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.
O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.
Sabahakşam Rabbinin ismini an.
Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).
Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.
Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.
İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.
Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
Büküp devirenlere,
Yaydıkça yayanlara,
Seçip ayıranlara,
Bir öğüt bırakanlara,
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.
Hani o yıldızlar silindiği zaman,
Gök yarıldığı zaman,
Dağlar savrulduğu zaman,
Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,
Bunlar hangi güne ertelendiler?
Hüküm gününe..
Bildin mi, nedir o hüküm günü?
O gün yalanlayanların vay haline!
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Sonra geridekileri de onlara katarız.
Biz suçlulara böyle yaparız.
O gün yalanlayanların vah haline!
Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
Onu sağlam bir yerde oturttuk.
Belli bir süreye kadar.
Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.
O gün yalanlayanların vay haline!
Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
Gerek diriler, gerekse ölüler için.
Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
O gün yalanlayanların vay haline!
(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."
"Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."
O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.
O, saray gibi kıvılcımlar atar.
Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
O gün yalanlayanların vay haline!
Bugün, konuşamıyacakları gündür.
Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
O gün yalanlayanların vay haline!
Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
Bir hileniz varsa beni atlatın.
O gün yalanlayanların vay haline!
Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.
(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).
İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
O gün yalanlayanların vay haline!
Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
O gün yalanlayanların vay haline!
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
Vay haline o gün yalanlayanların!
Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?
Birbirlerine neyi soruyorlar?
O büyük haberden (kıyametten) mi?
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Hayır, ilerde bilecekler.
Hayır hayır, ilerde bilecekler.
Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
Dağları da birer kazık kılmadık mı?
Sizleri çift çift yarattık.
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Geceyi bir örtü yaptık.
Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
Orada çağlarca kalacaklardır.
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.