Buradasınız
Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...
Kur'an-ı Kerim | Türkçe
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
6236 Ayet Bulundu
Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).
Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
Bahçeler var, bağlar var.
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Dopdolu kadehler var.
Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rah-mân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."
Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
Usulcacık çekenlere,
Yüzüp yüzüp gidenlere,
Yarışıp geçenlere,
Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
O gün deprem sarsar,
Onu ikinci bir sarsıntı izler.
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
Gözler kalkmaz saygıdan.
Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
Fakat o bir tek haykırıştır.
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
De ki: İster misin arınasın?
Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
Sonra koşarak dönüp gitti.
Derken adamlarını topladı da bağırdı:
"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Dağlarını oturttu.
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için .
Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
Artık her kim azgınlık etmiş,
Ve dünya hayatını tercih etmişse,
Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
Onun son ilmi Rabbine aittir.
Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Kendisine âmâ geldi, diye.
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
Sen ona yöneliyorsun.
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Ama sana can atarak gelen,
Allah'tan korkarak gelmişken,
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.
Artık dileyen onu düşünür.
O, değerli sahifelerdedir.
Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
Yazıcıların ellerindedir,
Değerli, iyi yazıcıların.
O kahrolası insan, ne nankör şey.
O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.
Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,
Bir de o insan yiyeceğine baksın.
Biz o suyu bol bol döktük.
Sonra toprağı nasıl da yardık.
Bu suretle orada ekinler bitirdik.
Üzümler, yoncalar,
Zeytinlikler, hurmalıklar,
İri ve sık ağaçlı bahçeler,
Meyveler, çayırlar bitirdik.
Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
O gün kişi kaçar, kardeşinden...
Anasından , babasından..
Eşinden ve oğullarından.
Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
Güler, sevinir.
Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
Onları karanlık bürümüş,
İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.