Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Ve iza surifet ebsaruhüm tilkae ashabin nari kalu rabbena la tec'alna meal kavmiz zalimin
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de :"Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler.
Ve nada ashabül a'rafi ricaley ya'rifunehüm bisimahüm kalu ma ağna anküm cem'uküm ve ma küntüm testekbirun
A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı".
E haülaillezine aksemtüm la yenalühümüllahü bi rahmeh üdhulül cennete la havfün aleyküm ve la entüm tahzenun
"Allah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz" derler.
Ve nada ashabün nari ashabel cenneti en efidu aleyna minel mai ev mimma razekakümüllah kalu innellahe harramehüma alel kafirin
Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler.
Ellezinettehazu dinehüm lehvev ve leibev ve ğarrathümül hayatüd dünya fel yevme nensahüm kema nesu likae yevmihim haza ve ma kanu bi ayatina yechadun
Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz.
Ve le kad ci'nahüm bi kitabin fassalnahü ala ilmin hüdev ve rahmetel li kavmiy yü'minun
Gerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.
Hel yenzurune illa te'vileh yevme ye'ti te'vilühu yekulüllezine nesuhü min kablü kad caet rusülü rabbina bil hakk fe hel lena min şüfeae fe yeşfeu lena ev nüraddü fe na'mele ğayrallezi künna na'mel kad hasiru enfüsehüm ve dalle anhüm ma kanu yefterun
İlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti.
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasisev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemin
Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.
Üd'u rabbeküm tedarruav ve hufyeh innehu la yühibbül mu'tedin
Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
Ve la tüfsidu fil erdi ba'de islahiha ved'uhü havfev ve tamea inne rahmetellahi karibüm minel muhsinin
Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.
Ve hüvellezi yürsilür riyaha büşram beyne yedey rahmetih hatta iza ekallet sehaben sikalen suknahü li beledim meyyitin fe enzelna bihil mae fe ahracna bihi min küllis semerat kezalike nuhricül mevta lealleküm tezekkerun
Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız.
Vel beledüt tayyibü yahrucü nebatühu bi izni rabbih vellezi habüse la yahrucü illa nekida kezalike nüsarrifül ayati li kavmiy yeşkürun
Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.
Le kad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi'büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh inni ehafü aleyküm azabe yevmin aziym
Andolsun ki Nûh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
Kalel meleü min kavmihi inna li nerake fi dalalim mübin
Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".
Kale ya kavmi leyse bi dalaletüv ve lakinni rasulüm mir rabbil alamin
(Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
Übelliğuküm risalati rabbi ve ensahu leküm ve a'lemü minellahi ma la ta'lemun
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
E ve acibtüm en caeküm zikrüm mir rabbiküm ve li tetteku ve lealleküm türhamun
(Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mı?"
Fe kezzebuhü fe enceynahü vellezine meahu fil fülki ve ağraknellezine kezzebu bi ayatina innehüm kanu kavmen amin
O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.
Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi.
Kalel meleüllezine keferu min kavmihi inna le nerake fi sefahetiv ve inna le nesunnüke minel kazibin
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz."
Kale ya kavmi leyse bi sefahetüv ve lakinni rasulüm mir rabbil alemin
(Hûd), "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi.
Übelliğuküm risalati rabbi ve ene leküm nasihun emin
"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."
E ve acibtüm en caeküm zikrum mir rabbiküm ala racülim minküm li yünziraküm vezküru iz cealeküm hulefae mim ba'di kavmi nuhiv ve zadeküm fil halki bestah fezküru alaellahi lealleküm tüflihun
"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz."
Kalu eci'tena li na'büdellahe vahdehu ve nezera ma kane ya'büdü abaüna fe'tina bima teidüna in künte mines sadikiyn
Dediler ki: "Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir!"
Kale kad vekaa aleyküm mir rabbiküm ricsüv ve ğadab e tücadiluneni fi esmain semmeytümuha entüm ve abaüküm ma nezzelellahü biha min sültan fenteziru inni meaküm minel müntezirin
(Hûd) dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiç bir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!
Fe enceynahü vellezine meahü bi rametim minna ve kata'na dabirallezine kezzebu bi ayatina ve ma kanu mü'minin
Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm hazihi nakatüllahi leküm ayeten fe zeruha te'kül fi erdillahi ve la temessuha vi suin fe ye'huzeküm azabün elim
Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar."
Vezküru iz cealeküm hulefae mim ba'di adiv ve bevveeküm fil erdi tettehizune min sühuliha kusurav ve tenhitunel cibale büyuta fezküru alaellahi ve la ta'sev fil erdi müfsidin
Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.
Kalel meleül lezinestekberu min kavmihi lillezines tud'ifu li men amene minhüm eta'lemune enne saliham murselüm mir rabbih kalu inna bima ürsile bihi mü'minun
Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.
Kalellezinestekberu inna billezi amentüm bihi kafirun
Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dediler.
Fe akarun nakate ve atev an emri rabbihim ve kalu ya salihu'tina bima teidüna in künte minel murselin
Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler.
Fe ehazethümür racfetü fe asbehu fi darihim casimin
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Fe tevella anhüm va kale ya kavmi le kad eblağtüküm risalete rabbi ve nesahtü leküm ve lakil la tühibbunen nasihiyn
Sâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
Ve lutan iz kale li kavmihi ete'tunel fahişete ma sebekaküm biha min ehadim minel alemin
Lût'u da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyor sunuz?
İnneküm le te'tuner ricale şehvetem min dunin nisa' bel entüm kavmüm müsrifun
Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz.
Ve ma kane cevabe kavmihi illa en kalu ahricuhüm min karyetiküm innehüm ünasüy yetetahherun
Kavminin cevabı: "Onları (Lût'u ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış! "demelerinden başka bir şey olmadı.
Fe enceynahü ve ehlehu illemraetehu kanet minel ğabirin
Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan oldu.
Ve emtarna aleyhim metara fenzur keyfe kane akibetül mücrimin
Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm fe evfül keyle vel mizane ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la tüfsidu fil erdi ba'de islahiha zaliküm hayrul leküm in küntüm mü'minin
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir!"
Ve la tak'udu bi külli siratin tuidune ve tesuddune an sebilillahi men amene bihi ve tebğuneha iveca vezküru iz küntüm kalilen fe kesseraküm venzuru keyfe kane akibetül müfsidin
Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur.
Ve in kane taifetüm minküm amenu billezi ürsiltü bihi ve taifetül lem yü'minu fasbiru hatta yahkümellahü beynena ve hüve hayrul hakimin
Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Kalel meleüllezinestekberu min kavmihi le nuhricenneke ya şüaybü vellezine amenu meake min karyetina ev leteudünne fi milletina kale e ve lev künna karihin
Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!" Dedi ki; "İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz?)"
Kadifterayna alellahi keziben in udna fi milletiküm ba'de iz neccanellahü minha ve ma yekunü lena en neude fiha illa ey yeşaellahü rabbüna vesia rabbüna külle şey'in ilma alellahi tevekkelna rabbeneftah beynena ve beyne kavmina bil hakki ve ente hayrul fatihiyn
(Andolsun ki), Allah bizi ondan (kâfirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi hali müstesna geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.
Ve kalel meleüllezine keferu min kavmihi le initteba'tüm şüayben inneküm izel le hasirun
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Eğer Şu'ayb'a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız."
Fe ehazethümür racfetü fe asbehu fi darihim casimin
Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Ellezine kezzebu şüayben ke el lem yağnev fihellezine kezzebu şüayben kanu hümül hasirin
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Fe tevella anhüm ve akle ya kavmi le kad eblağtüküm risalati rabbi ve nesahtü leküm fe keyfe asa ala kavmin kafirin
(Şu'ayb) onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?"
Ve ma erselna fi karyetim min nebiyyin illa ehazna ehleha bil be'sai ved darrai leallehüm yeddaraun
Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkınıyalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
Sümme beddelna mekanes seyyietil hasenete hatta afev ve kalu kad messe abaenad darraü ves serraü fe ehaznahüm bağtetev ve hüm la yeş'urun
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu." dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Ve lev enne ehlel kura amenu vettekav le fetahna aleyhim berakatim mines semai vel erdi ve lakin kezzebu fe ehaznahüm bima kanu yeksibun
(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.
E fe emine ehlül kura ey ye'tiyehüm be'süna beyatev ve hüm naimun
Acaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
E ve emine ehlül kura ey ye'tiyehüm be'süna duhav ve hüm yel'abun
Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
E fe eminu mekrallah fe la ye'menü mekrallahi illel kavmül hasirun
Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağından emin olmaz.
E ve lem yehdi lillezine yerisunel erda mim ba'di ehliha el lev neşaü esabnahüm bi zünubihim ve natbeu ala kulubihim fe hüm la yesmeun
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.
Tilkel kura nekussu aleyke min embaiha ve le kad caethüm rusülühüm bil beyyinat fe ma kanu li yü'minu bima kezzebu min kabl kezalike yatbeullahü ala kulubil kafirin
İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Ve ma vecedna li ekserihim min ahd ve ev vecedna ekserahüm le fasikiyn
Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
Sümme beasna mim ba'dihim musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihi fe zalemu biha fenzur keyfe kane akibetül müfsidin
Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu!
Ve kale musa ya fir'avnü inni rasulüm mir rabbil alemin
Musa: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi.
Hakiykun ala el la ekule alellahi illel hakk kad ci'tümü bi beyyinetim mir rabbiküm fe ersil meiye beni israil
Allah'a karşı ilk görevim, hak olandan başka bir şey söylemememdir. Gerçekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık İsrailoğullarını benimle gönder.
Kale in künte ci'te bi ayetin fe'ti biha in künte mines sadikiyn
Firavun: "Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster" dedi.
Fe elka asahü fe iza hiye su'banüm mübin
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
Ve nezea yedehu fe iza hiye beydaü lin nazirin
Ve Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu.
Kalel meleü min kavmi fir'avne inne haza le sahirun alim
Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler.
Yüridü ey yuhriceküm min erdiküm fe maza te'mürun
O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi.
Kalu ercih ve ehahü ve ersil fil medaini haşirin
Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.
Ye'tuke bi külli sahirin alim
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
Ve caes seharatü fir'avne kalu inne lena le ecran in künna nahnül ğalibin
O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dediler.
Kale neam ve inneküm le minel mükarrabin
"Evet" dedi (Firavun), "Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."
Kalu ya musa imma en tülkiye ve imma en nekune nahnül mülkiy
Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.
Kale elku fe lemma elkav seharu a'yünen nasi vesterhebuhüm ve cau bi sihrin aziym
Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler.
Ve evhayna ila musa en elki asak fe iza hiye telkafü ma ye'fikin
Biz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver." diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.
Fe vekaal hakku ve betale ma kanu ya'melun
Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.
Fe ğulibu hünalike venkalebu sağirin
Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.
Ve ülkiyes seharatü sacidin
Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.
Kalu amenna bi rabbil alemin
"Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler.
Rabbi musa ve harun
"Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
Kale fir'avnü amentüm bihi kable en azene leküm inne haza le mekrum mekertümuhü fil medineti li tuhricu minha ehleha fe sevfe ta'lemun
Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
Le ükattianne eydiyeküm ve ercüleküm min hilafin sümme le üsallibenneküm ecmeiyn
"Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."
Kalu inna ila rabbina münkalibun
Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.
Ve ma tenkimü minna illa en amenna bi ayati rabbina lemma caetna rabbena efriğ aleyna sabrav ve teveffena müslimin
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.
Ve kalel meleü min kavmi fir'avne e etezru musa ve kavmehu li yüfsidu fil erdi ve yezerake ve alihetek kale senükattilü ebnaehüm ve nestahyi nisaehüm ve inna fevkahüm kahirun
Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."
Kale musa li kavmihisteiynu billahi vasbiru innel erda lillah yurisüha mey yeşaü min ibadih vel akibetü lil müttekiyn
Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."
Kalu uzina min kabli en te'tiyena ve mim ba'di ma ci'tena kale asa rabbüküm ey yühlike adüvveküm ve yestahlifeküm fil erdi fe yenzura keyfe ta'melun
Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır."
Ve le kad ehazna ale fir'avne bis sinine ve naksim mines semerati leallehüm yezzekkerun
Gerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlar.
Fe iza caethümül hasenetü kalu lena hazih ve in tüsibhüm seyyietüy yettayyeru bi musa ve mem meah e la innema tairuhüm indellahi ve lakinne ekserahüm la ya'lemun
Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler.
Ve kalu mehma te'tina bihi min ayetil li tesharana biha fe ma nahnü leke bi mü'minin
"Ve sen büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz," dediler.
Fe erselna aleyhimüt tufane vel cerade vel kummele ved dafadia ved deme ayatim müfessalatin festekberu ve kanu kavmem mücrimin
Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.
Ve lemma vekaa aleyhimür riczü kalu ya mused'u lena rabbeke bima ahide indek le in keşefte annar ricze le nü'minenne leke ve le nürsilenne meake beni israil
Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz."
Felemma keşefna anhümür ricze ila ecelin hüm baliğuhü iza hüm yenküsun
Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.
Fentekamna minhüm fe ağraknahüm fil yemmi bi ennehüm kezzebu bi ayatina ve kanu anha ğafilin
Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.
Ve evrasnel kavmellezine kanu yüstad'afune meşarikal erdi ve meğaribehelleti barakna fiha ve temmet kelimetü rabbikel husna ala beni israile bima saberu ve demmerna ma kane yesneu fir'avnü ve kavmühu ve ma kanu ya'rişun
Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.
Ve cavezna bi beni israilel bahra fe etev ala kavmiy ya'küfune ala asnamil lehüm kalu ya musec'al lena ilahen kema lehüm aliheh kale inneküm kavmün techelun
Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.
İnne haülai mütebberum ma hüm fihi ve batilüm ma kanu ya'melun
Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkûmdur ve bütün yaptıkları batıldır.
Kale eğayrallahi ebğiyküm ilahev ve hüve feddaleküm alel alemin
Sizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu halde, ben size O'ndan başka ilâh mı arayayım! dedi.
Ve iz enceynaküm min ali fir'avne yesumuneküm suel azab yükattilune ebnaeküm ve yestahyune nisaeküm ve fi zaliküm belaüm mir rabbiküm aziym
Hani sizi, Firavun sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihan vardı.
Ve vaadna musa selasine leyletev ve etmemnaha bi aşrin fe temme mikatü rabbihi erbeiyne leyleh ve kale musa li ehiyhi harunahlüfni fi kavmi ve aslih ve la tettebi' sebilel müfsidin
Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme!
Ve lemma cae musa li mikatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erini enzir ileyk kale len terani ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe terani felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saika felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü'minin
Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi.
Kale ya musa innistafeytüke alen nasi bi risalati ve bi kelami fe huz ma ateytüke ve küm mineş şakirin
Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden ol!
Ve ketebna lehufil elvahi min külli şey'im mev'izatev ve tefsiylel li külli şey' fe huzha bi kuvvetiv ve'mür kavmeke ye'huzha bi ahseniha seüriküm daral fasikiyn
Ve onun için o levhalarda her şeyden yazdık, nasihat ve hükümlerin ayrıntılarına ait herşeyi (belirttik). Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en güzeline sarılsınlar. Size yakında o fasıkların yurdunu göstereceğim.
Seasrifü an ayatiyellezine yetekebberune fil erdi bi ğayril hakk ve iy yerav külle ayetil la yü'minu biha ve iy yerav sebiler rüşdi la yettehizuhü sebila ve iy yerav sebilel ğayyi yettehizuhü sebila zalike bi ennehüm kezzebu bi ayatina ve kanu anha ğafilin
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizi anlamaktan uzak tutacağım. Onlar ki, bütün âyetlerimizi görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutup gitmezler. Eğer sapıklık yolunu görürlerse tutar onu izlerler. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmeyi âdet edinmişler ve onlardan hep gafil olagelmişlerdir.

Sayfalar