Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Ve ma kane hazel kur'anü ey yüftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tefsiylel kitabi la raybe fihi mir rabbil alemin
Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Em yekulunefterah kul fe'tu bi suratim mislihi ved'u menisteta'tüm min dunillahi in küntüm sadikiyn
"Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah'dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın).
Bel kezzebu bima lem yühiytu bi ilmihi ve lemma ye'tihim te'vilüh kezalike kezzebellezine min kablihim fenzur keyfe kane akibetüz zalimin
Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.
Ve minhüm mey yü'minü bihi ve minhüm mel la yü'minü bih ve rübbüke a'lemü bil müfsidin
Onlardan ona (Kur'ân'a) inanacaklar da var, inanmayacaklar da var. Rabbin fesatçıları en iyi bilendir.
Ve in kezzebuke fe kul li ameli ve leküm amelüküm entüm beriune mimma a'melü ve ene beriüm mimma ta'melun
Eğer seni inkâr etmeyi sürdürürlerse, de ki; "Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapacağım sizi ilgilendirmez, sizin yapacağınız da beni ilgilendirmez."
Ve minhüm mey yestemiune ileyk e fe ente tüsmius summe ve lev kanu la ya'kilun
İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sağırlara, üstelik akılsız da olanlara dinletebilir misin?
Ve minhüm mey yenzuru ileyk e fe ente tehdil umye ve lev kanu la yübsirun
İçlerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, körlere, üstelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol gösterebilecek misin?
İnnellahe la yazlimün nase şey'ev ve lakinnen nase enfüsehüm yazlimun
Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.
Ve yevme yahşüruhüm keel lem yelbesu illa saatem minen nehar iyetearafune beynehüm kad hasirallezine kezzebu bi likaillahi ve ma kanu mühtedin
Allah'ın onları haşredip toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışmışlar gibi olacak. Allah'ın huzuruna çıkacaklarına inanmamış ve doğru yolu tutmamış olanlar hiç şüphesiz en büyük ziyana uğramış olacaklar.
Ve imma nüriyenneke ba'dallezi neidühüm ev neteveffeyenneke fe ileyna merciuhüm sümmellahü şehidün ala ma yef'alun
Onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onların dönüşü bize olacak. Sonra onların ne yapacaklarına Allah şahit olacaktır.
Ve likülli ümmetir rasul fe iza cae rasulühüm kudiye beynehüm bil kisti ve hüm la yuzlemun
Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler.
Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikiyn
Onlar, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad ne zaman yerine gelecek?" diyorlar.
Kul la emlikü li nefsi darrav ve la nef'an illa ma şaellah likülli ümmetinecel iza cae ecelühüm fe la yeste'hirune saatev ve la yestakdimun
De ki, "Ben, Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim". Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.
Kul eraeytüm in etaküm azabühu beyaten ev neharam maza yesta'cilü minhül mücrimun
De ki: "O'nun azabı size geceleyin uykuda veya güpe gündüz gelecek olsa, ne dersiniz? Günahkârların onu alelacele istemeleri için ne sebep vardır?"
E sümme iza ma vekaa amentüm bih al ane ve kad küntüm bihi testa'cilun
Bu azap meydana geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? Halbuki onun çarçabuk gelmesini istiyordunuz.
Sümme kiyle lillezine zalemu zuku azabel huld hel tüczevne illa bima küntüm teksibun
Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"
Ve yestembiuneke ehakkun hu kul i ve rabbi innehu lehakkuv ve ma entüm bi mu'cizin
"O azap gerçek mi?" diye sana soruyorlar. De ki; "Evet. Rabbim hakkı için o kesin bir gerçektir. Ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız."
Ve lev enne li külli nefsin zalemet ma fil erdi leftedet bih ve eserrun nedamete lemma raevül azab ve kudiye beynehüm bil kisti ve hüm la yuzlemun
Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.
E la inne lillahi ma fis semavati vel ard e la inne va'dellahi hakkuv ve lakinne ekserahüm la ya'lemun
Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Açın gözünüzü, Allah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.
Hüve yuhyi ve yümitü ve ileyhi türceun
O, hem can veren, hem can alandır. Ve hepiniz O'na döndürülüp götürüleceksiniz.
Ya eyyühen nasü kad caetküm mev'izatüm mir rabbiküm ve şifaül lima fis suduri ve hüdev ve rahmetül lil mü'minin
Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi.
Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihi fe bi zalike felyefrahu hüve hayrum mimma yecmeun
De ki, "Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle, yalnızca bunlarla sevinç duysunlar. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır."
Kul e raeytüm ma enzelellahü leküm mir rizkin fe cealtüm minhü haramev ve halala kul allahü ezine leküm em alellahi tefterun
De ki, "Baksanıza, Allah sizin için nice rızıklar indirdi, siz onlardan bir kısmını haram, bir kısmını helâl yaptınız". De ki, "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
Ve ma zannüllezine yefterune alellahil kezibe yevmel kiyameh innellahe lezu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la yeşkürun
Allah'a yalanı iftira edenler kıyamet gününü ne sanıyorlar? Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler.
Ve ma tekunü fi şe'niv ve ma tetlu minhü min kur'aniv ve la ta'melune min amelin illa künna aleyküm şühuden iz tüfidune fih ve ma ya'zübü ar rabbike mim miskali zirratin fil erdi ve la fis semai ve la asğara min zalike ve la ekbera illa fi kitabim mubin
Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.
E la inne evliyaellahi la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.
Ellezine amenu ve kanu yettekun
Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır.
Lehümül büşra fil hayated dünya ve fil ahirah la tebdile li kelimatillah zalike hüvel fevzül aziym
Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur.
Ve la yahzünke kavlühüm innel izzete lillahi cemia hüves semiul alim
Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor.
E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard ve ma yettebiullezine yed'une min dunillahi şüraka' iy yettebiune illez zanne ve in hüm illa yahrusun
Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'ındır. Allah'dan başkasına tapanlar dahi, Allah'a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Hüvellezi ceale lekümül leyle li zalike le ayatil li kavmiy yesmeun
O, öyle bir Allah'dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır.
Kalüttehazellahü veleden sübhaneh hüvel ğaniyy lehu ma fis semavati ve ma fil ard in indeküm min sültanim bi haza e tekulune alellahi ma la ta'lemun
Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz?
Kul innillezine yefterune alellahil kezibe la yüflihun
De ki: Allah'a iftira edenler elbette felah bulmazlar.
Metaun fid dünya sümme ileyna merciuhum sümme nüzikuhümül azabeş şedide bima kanu yekfürun
Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.
Vetlü aleyhim nebee nuh iz kale li kavmihi ya kavmi in kane kebüra aleyküm mekami ve tezkirii bi ayatillahi fe alellahi tevekkeltü fe ecmiu emraküm ve şürakaeküm sümme la yekün emruküm ve şürakaeküm sümme la yekün emruküm aleyküm ğummeten sümmakdu ileyye ve la tünzirun
Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin".
Fe in tevelleytüm fe ma seeltüküm mir ecrv in ecriye illa alellahi ve ümirtü en ekune minel müslimin
Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.
Fe kezzebuhü fe necceynahü ve min meahu fil fülki ve cealnahüm halaife ve ağraknellezine kezzebu bi ayatina fenzur keyfe kane akibetül münzerin
Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.
Sümme beasna mim ba'dihi rusülen ila kavmihim fe cauhüm bil beyyinati fe ma kanu li yü'minu bima kezzebu bihi min kabl kezalike natbeu ala kulubil mu'tedin
Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Sümme beasna mim ba'dihim musa ve harune ila fir'avne ve meleihi bi ayatina festekberu ve kanu kavmem mücrimin
Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldular.
Fe lemma caehümül hakku min indina kalu inne haza le sihrum mübin
Kendilerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediler.
Kale musa e tekulune lil hakki lemma caeküm e sihrun haza ve la yüflihus sahirun
Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona böyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar.
Kalu e ci'tena li telfitena amma vecedna aleyhi abaena ve tekune lekümel kibriyaü fil ard ve ma nahnü leküma bi mü'minin
Dediler ki: "Sen bizi, atalarımızdan kalan yoldan çeviresin de yeryüzünde saltanat ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız".
Ve kale fir'avnü'tuni bi külli sahirin alim
Firavun da: "Bana bütün bilgili sihirbazları toplayıp getirin!" dedi.
Felemma caes seharatü kale lehüm musa elku ma entüm mülkun
Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Ortaya ne atacaksanız atın!" dedi.
Fe lemma elkav kale musa ma ci'tüm bihis sihr innellahe seyübtilüh innellahe la yuslihu amelel müfsidin
Onlar ortaya atınca Musa dedi ki, "Sizin yaptığınız şey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. Şüphe yok ki, Allah fesatçıların işlerini düze çıkarmaz."
Ve yühikkullahül hakka bi kelimatihi ve lev kerihel mücrimun
Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de
Fe ma amene li musa illa zürriyyetüm min kavmihi ala havfim min fir'avne ve meleihim ey yeftinehüm ve inne fir'avne lealin fil ard ve innehu le minel müsrifin
Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandı.
Ve kale musa ya kavmi in küntüm amentüm billahi fealleyhi tevekkelu in küntüm müslimin
Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gerçekten Allah'a iman ettinizse, O'na samimiyetle teslim olan müslümanlardan oldunuzsa artık O'na güvenin!"
Fe kalu alellahi tevekkelna rabbena la tec'alna fitnetel lil kavmiz zalimin
Onlar da: "Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uğratma!" dediler.
Ve neccina bi rahmetike minel kavmil kafirun
"Bizi rahmetinle o kâfir kavmin elinden kurtar!"
Ve evhayna ila musa ve ehiyhi en tebevvea likavmiküma bi misra büyutev vec'alu büyuteküm kibletev ve ekiymus salah ve beşşiril mü'minin
Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karşı yapın ve namazı kılın ve müminlere müjde verin."
Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir'avne ve melehu zinetev ve emvalen fil hayetid dünya rabbena li yüdillu an sebilik rabbenatmis ala emvalihim veşdüd ala kulubihim fe la yü'minu hatta yeravül azabel elim
Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Kale kad ücibet da'vetüküma festekiyma ve la tettebianni sebilellezine la ya'lemun
Allah buyurdu: "Her ikinizin de duası kesinlikle kabul olundu. Siz yine doğru ve dürüst olmaya devam edin. Kendini bilmeyenlerin yoluna sakın uymayın."
Ve cavezna bi beni israilil bahra fe etbeahüm fir'avnü ve cünudühu bağyev ve adva hatta iza edrakehül ğaraku kale amentü ennehu la ilahe illezi amenet bihi benu israile ve ene minel müslimin
Ve sonra İsrailoğulları'nı denizden aşırdık. Firavun, düşmanca saldırmak için derhal adamlarını ve askerlerini arkalarına düşürdü. Ta ki, suda boğulmaya başlayınca "İnandım, gerçekten de İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka tanrı yoktur. Ben de ona teslim olanlardanım." dedi.
Al ane ve kad asayte kablü ve künte minel müfsidin
Şimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiştin ve fesatçılardan idin.
Fel yevme nüneccike bi bedenike li tekune limen halfeke ayeh ve inne kesiram minen nasi an ayatina le ğafilun
Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu âyetlerimizden yine de gafildirler.
Ve le kad bevve'na beni israile mübevvee sidkiv ve razaknahüm minet tayyibat femahtelefu hatta caehümül ilm inne rabbeke yakdiy beynehüm yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun
Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Fe in künte fi şekkim mimma enzelna ileyke fes'elillezine yakraunel kitab min kablike le kad caekel hakku mir rabbike fe la tekununne minel mümterin
Sana indirdiklerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. Sakın şüphe edenlerden olma!
Ve la tekunenne minellezine kezzebu bi ayatillahi fe tekune minel hasirin
Ve sakın Allah'ın âyetlerini inkar edenlerden olma, sonra hüsrana uğrayanlardan olursun.
İnnellezine hakkat aleyhim kelimetü rabbike la yü'minun
Doğrusu, aleyhlerinde Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar imana gelmezler.
Ve lev caethüm küllü ayetin hatta yeravül azabel elim
Onlara bütün mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar.
Fe lev la kanet karyetün amenet fe nefealna imanüha illa kavme yunüs lemma amenu keşefna anhüm azabel hizyi fil hayatid dünya ve metta'nahüm ila hiyn
Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırmış ve bir süre onları rahata kavuşturmuştuk.
Ve lev şae rabbüke le amene men fil erdi küllühüm cemia e fe ente tükrihün nase hatta yekunu mü'minin
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
() Ve ma kane li nefsin en tü'mine illa bi iznillah ve yec'alür ricse alellezine la ya'kilun
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.
Kulinzuru maza fis semavati vel ard ve ma tuğnil ayatü ven nüzüru an kavmil la yü'minun
De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!
Fe hel yentezirune illa misle eyyamillezine halev min kablihim kul fentezuru inni meaküm minel müntezirin
Onlar, kendilerinden önce gelmiş geçmiş olanların uğradıkları felaket günleri gibisinden başkasını mı bekliyorlar? De ki, "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olacağım."
Sümme nünecci rusülena vellezine amenü kezalik hakkan aleyna nüncil mü'minin
Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.
Kul ya eyyühen nasü in küntüm fi şekkim min dini fe la a'büdüllezine ta'büdune min dunillahi ve lakin a'büdüllahellezi yeteveffaküm ve ümirtü en ekune minel mü'minun
De ki: "Ey insanlar! Eğer benim dinimde bir şüpheniz varsa, şunu bilin ki, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Lâkin sizin de canınızı alacak olan Allah'a taparım. Bana müminlerden olmam emredilmiştir".
Ve en ekim vecheke lid dini hanifa ve la tekunenne minel müşrikin
"Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşriklerden olma!" (diye emrolundum).
Ve la ted'u min dunillahi ma la yenfeuke ve la yedurruk fe in fealte fe inneke izem minez zalimin
"Ve Allah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer yalvarırsan, o zaman hiç şüphesiz sen zalimlerden olursun.
Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsiybü bihi mey yeşaü min ibadih ve hüvel ğafurur rahiym
Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Kul ya eyyühen nasü kad caekümül hakku mir rabbiküm fe menihteda fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe innema yedillü aleyha ve ma ene aleyküm bi vekil
De ki: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden hak geldi. Artık kim hidayeti kabul ederse kendi canı için kabul etmiş olur. Kim sapıklık ederse kendi zararına sapıklık etmiş olur. Ve ben sizin üzerinize vekil değilim."
Vettebi'ma yuha ileyke vasbir hatta yahkümellah ve hüve hayrul hakimin
Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Elif lam ra kitabün uhkimet ayatühu sümme füssilet mil ledün hakimin habir
Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Ella ta'büdu illellah inneni leküm minhü neziruv ve beşir
(Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
Ve enistağfiru rabbeküm sümme tubu ileyhi yümetti'küm metaan hasenen ila ecelim müsemmev ve yü'ti külle zi fadlin fadleh ve in tevellev fe inni ehafü aleyküm azabe yevmin kebir
Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
İlellahi merciuküm ve hüve ala külli şey'in kadir
Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.
E la ninehüm yesunu sudurahüm li yestahfu minh e la hiyne yestağşune siyabehüm ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun innehu alimüm bi zatis sudur
Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir.
Ve ma min dabbetin fil erdi illa alellahi rizkuha ve ya'lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabim mübin
Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.
Ve hüvellezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamiv ve kane arşühu alel mai li yeblüveküm eyyüküm ahsenü amela ve le in kulte inneküm meb'usune mim ba'dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrum mübin
O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyecekler.
Ve le in ehharna anhümül azabe ila ümmetim ma'dudetil le yekulünne ma yahbisüh e la yevme ye'tihim leyse masrufen anhüm ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun
Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.
Ve lein ezaknel insane minna rahmeten sümme neza'naha minh innehu leyeusün kefur
Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur.
Ve lein ezaknahü na'mae ba'de darrae messethü le yekulenne zehebes seyyiatü anni innehu le ferihun fe hur
Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.
İllellezine saberu ve amilus salihat ülaike lehüm mağfiratüv ve ecrun kebir
Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
Fe lealleke tarikum ba'da ma yuha ileyke ve daikum bihi sadruke ey yekulu lev la ünzile aleyhi kenzün ev cae meahu melek innema ente nezir vallahü ala külli şey'iv vekil
(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Em yekulunefterah kul fe'tu bi aşri süverim mislihi müfterayativ ved'u menisteta'tüm min dunillahi in küntüm sadikiyn
Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).
Fe illem yestecibu leküm fa'lemu ennema ünzile bi ilmillahi ve el la ilahe illa hu fe hel entüm müslimun
Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?
Men kane yüridül hayated dünya ve zineteha nüveffi ileyhim a'malehüm fiha ve hüm fiha la yübhasun
Her kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz.
Ülaikellezine leyse lehüm fil ahirati illen nar ve habita ma saneu fiha ve batilüm ma kanu ya'm'lun
Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır.
E fe men kane ala beyyinetim mir rabbihi ve yetluhü şahidüm minhü ve min kablihi kitabü musa imamev ve rahmeh ülaike yü'minune bih ve mey yekfür bihi minel ahzabi fen naru mev'idüh fe la tekü fi miryetim minhü innehül hakku mir rabbike ve lakinne ekseran nasi la yü'minun
O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
Ve men azlemü mimmeniftera alellahi keziba ülaike yu'radune ala rabbihim ve yekulül eşhadü haülaillezine kezebu ala rabbihim e la la'netüllahi alez zalimin
Üstelik bir yalanı Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir". İyi bilin ki: Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.
Ellezine yesuddune an sebilillahi ve yebğuneha iveca ve hüm bil ahirati hüm kafirun
Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar.
Ülaike lem yekunu mu'cizine fil erdi ve ma kane lehüm min dunillahi min evliya' yüdaafü lehümül azabv ma kanu yestetiy'unes sem'a ve ma kanu yübsirun
Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.
Ülaikellezine hasiru enfüsehüm ve dalle anhüm ma kanu yefterun
Onlar kendilerine yazık etmiş olan kimselerdir. O iftira edip uydurdukları da kendilerinden yüz çevirip gitmişlerdir.
La cerame ennehüm fil ahirati hümül ahserun
Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ülaike ashabül cenneh hüm fiha halidun
Fakat iman edip salih amel işleyenler ve Rablerine karşı edepli olanlar, güvenen ve itaat edenler var ya, işte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar.
Meselül ferikayni kel a'ma vel esammi vel baiyri ves semiy' hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun
Bu iki ayrı grubun meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hâlâ düşünmeyecek misiniz?
Ve le kad erselna nuhan ila kamihi inni leküm nezirum mübin
Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
El la ta'büdu illellah inni ehafü aleyküm azabe yevmin elim
"Allah'dan başkasına ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acı bir günün azabından korkarım."
Fe kalel meleüllezine keferu min kavmihi ma nerake illa beşeram mislena ve ma neraket tebeake ilellezine hüm erazilüna bediyer ra'y ve ma nera leküm aleyna min fadlim bel nezunüküm kazibin
Buna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz."

Sayfalar