Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Felemma beleğa mecmea beynihima nesiya hutehüma fettehaze zebilehu fil bahri seraba
Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.
Felemma caveza kaleli fetahü atina ğadaena le kad lekiyna min seferina haza nesaba
İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.
Kale eraeyte iz eveyna iles sahrati fe inni nesitül hute ve ma ensanihü illeş şeytanü en ezkürah vettehaze sebilehu fil bahri aceba
Adam: "Gördün mü! dedi. Kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. Onu hatırlamamı, muhakkak şeytan bana unutturdu. O denizde garip bir yol tutup gitmişti."
Kale zalike ma künna nebği fertedda ala asarihima kasasa
Musa da demişti ki: "İşte aradığımız o idi." Bunun üzerine izlerine dönüp gerisin geri gittiler.
Fe veceda abdem min ibadina ateynahü rahmetem min indina ateynahü rahmetem min indina ve allemnahü mil ledünna ilma
Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Kale lehu musa hel ettebiuke ala en tüallimeni mimma ullimte ruşda
Musa ona: "Allah'ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi.
Kale inneke len testetiy'a meiye sabra
(Hızır) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.
Ve keyfe tasbiru ala ma lem tühit bihi hubra
"İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"
Kale setecidüni in şaellahü sabirav ve la a'siy leke emra
Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi.
Kale fe initteba'teni fe la tes'elni an şey'in hatta uhdise leke minhü zikra
(Hızır) dedi ki: "O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"
Fentaleka hatta iza rakiba fis sefineti harakaha kale eharakteha li tüğrika ehleha le kad ci'te şey'en imra
Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."
Kale e lem e kul inneke len testetiy'a meiye sabra
(Hızır:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Kale la tüahizni bima nesitü ve la türhikni min emri usra
Musa dedi ki: "Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma."
Fentaleka hatta iza lekiya ğulamen fe katellehu kale e katelte nefsen zekiyyetem bi ğayri nefs le kad ci'te şey'en nükra
Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.
Kale elem e kul leke inneke len testetiy'a meiye sabra
Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"
Kale in seeltüke an şey'im ba'deha fe la tüsahibni kad belağte mil ledünni uzra
(Musa) dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.
Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetinistet'ama ehleha fe ebev ey yüdayyifuhüma fe veceda fiha cidaray yüridü ey yenkadda fe ekameh kale lev şi'te lettehazte aleyhi ecra
Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
Kale haza firaku beyni ve beynik se ünebbiüke bi te'vili ma lem testeti' aleyhi sabra
Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."
Emmes sefinetü fe kanet li mesakine ya'melune fil bahri fe eradtü en eiybeha ve kane veraehüm meliküy ye'huzü külle sefinetin ğasba
"Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
Ve emmel ğulamü fekane ebevahü mü'mineyni fe haşina ey yürhikahüma tuğyanev ve küfra
"Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."
Fe eradna ey yübdilehüma rabbühüma hayram minhü zekatev ve akrabe ruhma
"İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin."
Ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetimeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzül lehüma ve kane ebuhüma saliha fe erade rabbüke ey yeblüğa eşüddehüma ve yestahrica kenzehüma rahmetem mir rabbik ve ma fealtühu an emri zalike te'vilü ma lem testi' aleyhi sabra
"Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."
Ve yes'eluneke an zil karneyn kul seetlu aleyküm minhü zikra
Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
İnna mekkenna lehu fil erdi ve ateynahü min külli şey'in sebeba
Gerçekten biz onu (Zülkarneyn'i) yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.
Fe etbea sebeba
Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.
Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fi aynin hamietiv ve vecede indeha kavma kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehize fihim husna
Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."
Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihi fe yüazzibühu azaben nükra
O da demişti ki: "Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır."
Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulü lehu min emrina yüsra
"Amma her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da en güzel mükâfat vardır. Biz ona dünyada kolaylık gösterir zor işlere koşmayız."
Sümme etbea sebeba
Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu.
Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra
Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.
Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra
İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
Sümme etbea sebeba
Sonra yine bir yol tuttu.
Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.
Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdi fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm sedda
Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Onun için, bizimle onlar arasında bir sed yapman şartıyla sana bir vergi versek olur mu?"
Kale ma mekkenni fihi rabbi hayrun fe eiynuni bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma
Dedi ki: "Rabbimin bana vermiş olduğu servet ve saltanat, sizin vereceğiniz şeyden daha hayırlıdır. Bana maddî yardımda bulunun da sizinle onların arasına en sağlam seddi yapayım.
Atuni züberal hadid hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu hatta iza cealehu naran kale atuni üfriğ aleyhi kidra
"Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi.
Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba
Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.
Kale haza rahmetüm mir rabbi fe iza cae va'dü rabbi cealehu dekka' ve kane va'dü rabbi hakka
Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.
Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fi ba'div ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a
Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.
() Ve aradna cehenneme yevmeizil lil kafirine arda
Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!
Ellezine kanet a'yünühüm fi ğitain an zikri ve kanu la yestetiy'une sem'a
Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.
E fe hasibellezine keferu ey yettehizu ibadi min duni evliya' inna a'tedna cehenneme lil kafirinenüzüla
O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.
Kul hel nünebbiüküm bil ahserine a'mala
De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?
Ellezine dalle sa'yühüm fil hayatid dünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhsinune sun'a
Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.
Ülaikellezine keferu bi ayati rabbihim ve likaihi fe habitat a'malühüm fe la nükiymü lehüm yevmel kiyameti vezna
İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız.
Zalike cezaühüm cehennemü bima keferu vettehazu ayati ve rusüli hüzüve
İşte böyle, onların cezaları cehennemdir. Çünkü inkâr etmişler ve benim âyetlerimi, peygamberlerimi alaya almışlardır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati kanet lehüm cennatül firdevsi nüzüla
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için Firdevs cennetleri konak olmuştur.
Halidine fiha la yebğune anha hivela
İçlerinde ebedî olarak kalacaklar, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir. Bu hatırlatma ve uyarmayı yeterli görmeyip de daha fazla açıklama isteyenlere karşı ey Muhammed!
Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatü rabbi ve lev ci'na bi mislihi mededa
Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."
Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahid fe men kane yercu likae rabbihi felya'mel amelen salihav ve la yüşrik bi ibadeti rabbihi ehada
De ki: "Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin."
Kef ha ya ayn sad
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyya
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadır.
İz nada rabbehu nidaen hafiyya
Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (içinden) yalvarmıştı.
Kale rabbi inni vehenel azmü minni veştealer ra'sü şeybev ve lem eküm bi düaike rabbi şekiyya
Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."
Ve inni hiftül mevaliye miv verai ve kanetimraeti akiran feheb li mil ledünke veliyya
"Gerçekten ben, arkamdan yerime geçecek varislerden endişedeyim. Karım da kısır bulunuyor. Onun için katından bana bir çocuk ihsan et."
Yerisüni ve yerisü min ali ya'kube vec'alhü rabbi radiyya
"Ki bana da mirasçı olsun, Yakub ailesine de mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavuştur."
Ya zekeriyya inna nübeşşiruke bi ğulaminismühu yahya lem nec'al lehu min kablü semiyya
(Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."
Kale rabbi enna yekunü li ğulamüv ve kanetimraeti akirav ve kad belağtü minel kiberi itiyya
Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
Kale kezalik kale rabbüke hüve aleyye heyyinüv ve kad halaktüke min kablü ve lem tekü şey'a
(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin."
Kale rabbic'al li ayeh kale ayetüke ella tükellimen nase selase leyalin seviyya
Zekeriyya şöyle dedi: "Rabbim! Bana alâmet ver." Allah: "Senin alâmetin, sapasağlam olduğun halde, üç gün, üç gece insanlarla konuşamaz hale gelmendir." buyurdu.
Fe harace ala kavmihi minel mihrabi fe evha ileyhim en sebbihu bükratev ve aşiyya
Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti.
Ya yahya huzil kitabe bi kuvveh ve ateynahül hukme abiyya
"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.
Ve hananem mil ledünna ve zekah ve kane tekiyya
Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi.
Ve berram bi valideyhi ve lem yekün cebbaran asiyya
Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi.
Ve selamün aleyhi yevme vülide ve yevme yemutü ve yevme yüb'asü hayya
Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.
Vezkür fil kitabi meryem izintebezet min ehliha mekanen şerkiyya
(Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşaren seviyya
Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.
Kalet inni euzü bir rahmani minke in künte tekiyya
Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.
Kale innema ene rasulü rabbiki li ehebe leki ğulamen zekiyya
Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.
Kalet enna yekunü li ğulamüv ve lem yemsesni beşeruv ve lem ekü beğiyya
Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi.
Kale kezalik kale rabbüki hüve aleyye heyyin ve li nec'alehu ayetel linnasi ve rahmetem minna ve kane emram makdiyya
Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.
Fe hamelethü fentebezet bihi mekanen kasiyya
Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.
Fe ecaehel mehadu ila ciz'in nahleh kaletya leyteni mittü kable haza ve küntü nesyem mensiyya
Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.
Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbüki tahteki seriyya
Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."
Ve hüzzi ileyki bi ciz'in nahleti tüsakit aleyki rutaben ceniyya
"Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."
Fe küli veşrabi ve karri ayna fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertü lir rahmani savmen fe len ükellimel yevme insiyya
"Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de.
Fe etet bihi kavmeha tahmilüh kalu ya meryemü le kad ci'ti şey'en feryya
Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."
Ya uhte harune ma kane ebukimrae sev'iv ve ma kanet ümmüki beğiyya
"Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi."
Fe eşarat ileyhi kalu keyfe nükelimü men kane fil mehdi sabiyya
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
Kale inni abdüllahi ataniyel kitabe ve cealeni nebiyya
(Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."
Ve cealeni mübaraken eyne ma küntü ve evsani bis salati vez zekati ma dümtü hayya
"Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."
Ve berram bi valideti ve lem yec'alni cebbaran şekiyya
"Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı."
Vesselamü aleyye yevme vülidtü ve yevme emutü ve yevme üb'asü hayya
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."
Zalike iysebnü meryem kavlel hakkillezi fihi yemterun
İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.
Ma kane lillahi ey yettehize miv veledin sübhaneh iza kada emran fe innema yekulü lehu küm fe yekun
Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
Ve innellahe rabbi ve rabbüküm fa'büduh haza siratum müstekiym
"Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur."
Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezine keferu mim meşhedi yevmin aziym
Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
Esmi'bihim ve ebsir yevme ye'tunena lakiniz zalimunel yevme fi dalalim mübin
Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Ve enzirhüm yevmel hasrati iz kudiyel emr ve hüm fi ğafletiv ve hüm la yü'minun
(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.
İnna nahnü nerisül erda ve men aleyha ve ileyna yürceun
Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir. {*} İşte budur, ta beşikten tekrar dirilmesine kadar öyle doğan ve o sözleri söyleyen bir kuldur. {*} Hakk (olan Allah)ın bildirdiğine göre Meryem'in oğlu İsa {*} ki hakkında tartışıp duruyorlar. Görülüyor ki sûrenin başından beri ve buradan da sonuna kadar âyetler, hep elif fâsılasıyla biterken, sûrenin bu bölümünde yalnız yedi âyet "Nûn ve Mim" fâsılasıyla işlenmiş bir çerçeve içine alınmıştır. Bu da gösterir ki bu âyetler, bu sûrenin asıl maksadını anlatan karar mahiyetindeki âyetlerdir ki, başta Allah'a çocuk isnadını {*} "Allah'ın çocuk edinmesi hiçbir zaman olur şey değildir. O'nu tenzih ederiz." âyetiyle reddedip Allah'ı tenzih etmekte ve İsa'nın dilinden de {*} "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz. İşte bu doğru bir yoldur." demek suretiyle tevhide davet etmektedir. Bu âyet, ta yukarıdaki {*} "Ben Allah'ın kuluyum." (/) cümlesine atfedilmiştir. Dolayısıyla {*} "Allah, benim Rabbimdir, dedi" demek olup İsa'nın konuşmasının bir devamıdır (Âl-i İmran Sûresi'nde geçen benzeri âyetin tefsirine de bkz: /). Eldeki İncillerde de kendisine yer verilen bu söz, onun peygamberliğinde, davetinin özünü teşkil ettiği ve tevhid inancını net bir şekilde ifade ettiği için, burada tekrar sözkonusu yapılmıştır. {*} Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Yahudiler bir türlü söyledi. Hıristiyanların kendi fırkaları da değişik tartışmaların içine girdiler; bir kısmı Allah'ın oğlu dediler, bir kısmı da Allah'ın kendisidir, yere indi sonra göğe çıktı dediler; diğer bir kısmı ise üçün biri dediler. Sağlam bir grup da Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu tasdik ettiler. {*} "Vay haline o küfreden kimselerin!{*}"
Vezkür fil kitabi ibrahim innehu kane siddikan nebiyya
Kur'ân'da İbrahim'i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.
İz kale li ebihi ya ebeti lime ta'büdü ma la yesmeu ve la yübsiru ve la yuğni anke şey'a
O, bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
Ya ebeti inni kad caeni minel ilmi ma lem ye'tike fettebi'ni ehdike siratan seviyya
"Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim."
Ya ebeti la ta'büdiş şeytan inneş şeytane kane lir rahmani asiyya
"Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu."
Ya ebeti nini ehafü ey yemesseke azabüm miner rahmani fe tekune liş şeytani veliyya
"Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân'dan bir azab dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun."
Kale erağibün ente an aliheti ya ibrahim leil lem tentehi le ercümenneke vehcürni meliyya
Babası "Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçektenveya söz ile- sana taş atarım). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi.
Kale selamün aleyk se estağfiru leke rabbi innehu kane bi hafiyya
İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır."
Ve a'tezilüküm ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi asa ella ekune bi düai rabbi şekiyya
"Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."
Felemma'tezelehüm ve ma ya'büdune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve küllen cealna nebiyya
İbrahim, kavminden ve onların Allah'tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık.
Ve vehebna lehüm mir rahmetina ve cealna lehüm lisane sidkin aliyya
Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.

Sayfalar