Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Rabbi neccini ve ehli mimma ya'melun
"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
Fe necceynahü ve ehlehu ecmeiyn
Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
İlla acuzen fil ğabirin
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
Sümme demmernel aharin
Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerin
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kezzebe ashabül eyketil murselin
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
İz kale lehüm şüaybün ela tettekun
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
İnni leküm rasulün emin
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
Fettekullahe ve etiy'un
"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Ve ma es'elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemin
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
Evfül keyle ve la tekunu minel muhsirin
"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
Vezinu bil kistasil müstekiym
"Ve doğru terazi ile tartın."
Ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la ta'sev fil erdi müsidin
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Vettekullezi halekaküm vel cibilletel evvelin
"O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
Kalu innema ente minel müsahharin
Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
Ve ma ente illa beşerum mislüna ve in nezunnüke le minel kazibin
"Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
Fe eskit aleyna kisefem mines semai in künte mines sadikiyn
"Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
Kale rabbi a'lemü bi ma ta'melun
Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
Fe kezzebuhü fe ehazehüm azabü yevmiz zulleh innehu kane azabe yevmin aziym
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
İnne fi zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü'minin
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve inne rabbeke le hüvel azizür rahiym
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Ve innehu le tenzilü rabbil alemin
Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
Nezele bihir ruhul emin
(Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;
Ala kalbike li tekune minel münzirin
Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
Bi lisanin arabiyyim mübin
Açık parlak bir Arapça lisan ile.
Ve innehu lefi zübüril evvelin
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
E ve lem yekül lehüm ayeten ey ya'lemehu ulemaü beni israil
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
Ve lev nezzelnahü ala ba'dil a'cemin
Eğer onu Arabca bilmiyenlerin birine indirseydik de
Fe karaehu aleyhim ma kanu bihi mü'minin
Ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.
() Kezalike seleknahü fi kulubil mücrimin
-Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
La yü'minune bihi hatta yeravül azabel elim
İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
Fe ye'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş'urun
O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir.
Fe yekul hel nahnü münzarun
(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
E fe bi azabina yesta'cilun
Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
E feraeyte im metta'nahüm sinin
Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
Sümme caehüm ma kun yuadun
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
Ma ağna anhüm ma kanu yümetteun
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
Ve ma ehlekna min karyetin illa leha münzirun
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
Zikra ve ma künna zalimin
Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
Ve ma tenezzelet bihiş şeyatiyn
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
Ve ma yembeğiy lehüm ve ma yestetiy'un
Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
İnnehüm anis sem'i le ma'zulun
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Fe la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel müazzebin
(Önce) en yakın hısımlarını uyar.
Ve enzir aşiratekel akrabin
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
Vahfid cenahake li menit tebeake minel mü'minin
Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
Fe in asavke fe kul inni beriüm mimma ta'melun
Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
Ve tevekkel alel azizir rahiym
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
Ellezi yerake hiyne tekum
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
Ve tekallübeke fis sacidin
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
İnnehu hüves semiul alim
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
Hel ünebbiüküm ala men tenezzelüş şeyatiyn
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
Tenezzelü ala külli effakin esim
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
Yülkunes sem'a ve ekseruhüm kazibun
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
Veş şüaraü yettebiuhümül ğavun
#AD?
E lem tera ennehüm fi külli vadiy yehimun
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Ve ennehüm yekulune ma la yef'alun
Hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler
İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesirav ventesaru mim ba'di ma zulimu ve seya'lemüllezine zalemu eyye münkalebiy yenkalibun
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Ta sin tilke ayatül kur'ani ve kitabim mübin
Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
Hüdev ve büşra lil müminin
İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere.
Ellezine yükiymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahirati hüm yukinun
Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
İnnellezine la yü'minune bil ahirati zeyyenna lehüm a'malehüm fe hüm ya'mehun
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
Ulaikellezine lehüm suül azabi ve hüm fil ahirati hümül ahserun
İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.
Ve inneke le tülekkal kur'ane mil ledün hakimin alim
(Resulüm!) Şüphesiz ki bu Kur'ân, sana hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından indirilmektedir.
İz kale musa li ehlihi inni anestü nara seatiküm minha bi haberin ev atiküm bi şihabin kabeşil lealleküm tastalun
Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben bir ateş gördüm, (gidip) size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız."
Felemma caeha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve sübhanellahi rabbil alemin
Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"
Ya musa innehu enellahül azizül hakim
"Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"
Ve elki asak felemma raaha tehtezzü ke enneha cannüv vella müdbirav ve lem yüakkib ya musa la tehaf inni la yehafü ledeyyel murselun
"Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
İlla men zaleme sümme beddele husnem ba'de suin fe inni ğafurur rahiym
"Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."
Ve edhil yedeke fi ceybike tahruc beydae min ğayri suin fi tis'i ayatin ila fir'avne ve kavmih innehüm kanu kavmen fasikiyn
"Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
Felemma caethüm ayatüna mübsiraten kalu haza sihrum mübin
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Ve cehadu biha vesteykanetha enfüsühüm zulmev ve ulüvva fenzur keyfe kane akibetül müfsidin
Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Ve le kad ateyna davede ve süleymane ilma ve kalel hamdü lillahillezi faddalena ala kesirim min ibadihil mü'minin
Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler.
Ve verise süleymanü davude ve kale ya eyyühen nasü ullimna mentikat tayri ve utina min külli şey' inne haza le hüvel fadlül mübin
Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."
Ve huşira li süleymane cünudühu minel cinni vel insi vet tayri fe hüm yuzeun
Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu.
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtimenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş'urun
Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.
Fe tebesseme dahikem min kavliha ve kale rabbi evzi'ni en eşküra ni'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhilni bi rahmetike fi ibadikes salihiyn
(Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."
Ve tefekkadet tayra fe kale maliye le eral hüdhüde em kane minel ğaibin
(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüd-hüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Le üazzibennehu azaben şediden ev le ezbehannehu ev le ye'tiyenni bi sultanim mübin
"Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!"
Fe mekese ğayra beiydin fe kale ehattü bi ma lem tühit bihi ve ci'tüke min sebeim bi nebiy yekiyn
Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: "Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.
İnni vecedtümraeten temlikühüm ve utiyet min külli şey'iv ve leha arşün aziym
"Gerçekten, onlara (Sebelilere) hükümdarlık eden, kendisine her türlü imkan verilmiş ve büyük bir tahta sahip olan bir kadınla karşılaştım."
Vecedtüha ve kavmeha yescüdune liş şemsi min dunillahi ve zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe saddehüm anis sebili fehüm la yehtedun
"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar."
Ella yescüdu lillahillezi yuhricül hab'e fis semavati vel erdi ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu'linun
"Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmezler."
Allahü la ilahe illa hüve rabbül arşil aziym
"(Halbuki) O büyük Arş'ın sahibi olan Allah'tan başka tapılacak yoktur."
Kale senenzuru e sadakte em künte minel kazibin
(Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız."
İzheb bi kitabi haza fe elkih ileyhim sümme tevelle anhüm fenzur maza yarciun
"Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak."
Kalet ya eyyühel meleü inni ülkiye ileyye kitabün kerim
(Süleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi): "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
İnnehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahiym
"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla (başlamakta)dır. "
Ella ta'lu aleyye ve'tuni müslimin
"Bana karşı baş kaldırmayın, teslimiyet göstererek bana gelin diye (yazmaktadır)."
Kalet ya eyyühel meleü eftuni fi emri ma küntü katiaten emrah hatta teşhedun
(Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam."
Kalu nahnü ülu kuvvetiv ve ülu be'sin şedidiv vel emru ileyki fenzuri maza te'mürin
Onlar, şöyle cevap verdiler: "Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredeceğini düşün taşın."
Kalet innel müluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eizzete ehliha ezilleh ve kezalike yefalun
Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hâle getirirler. (Herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır" dedi.
Ve inni mürsiletün ileyhim bi hedeyyetin fe naziratüm bime yarciul mürselun(. Ayet secde ayetidir.)
"Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler."
Felemma cae süleymane kale etümidduneni bi malin fema ataniyellahü hayrum mimma ataküm bel entüm bi hediyyetiküm tefrahun
(Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz."
İrci'ileyhim fe lene'tiyennehüm bi cünudil la kibele lehüm biha ve le nuhricennehüm minha ezilletev ve hüm sağirun
"(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"
Kale ya eyyühel meleü eyyüküm ye'tini bi arşiha kable ey ye'tuni müslimin
(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o Melike'nin tahtını bana getirebilir?"
Kale ifritüm minel cinni ene atike bihi kable en tekume mim mekamik ve inni aleyhi le kaviyyün emin
Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi.
Kalellezi indehu ilmüm minel kitabi ene atike bihi kable ey yertedde ileyke tarfük felmma raahü müstekirran indehu kale haza min fadli rabbi li yeblüveni e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbi ğaniyyün kerim
Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."
Kale nekkiru leha arşeha nenzur e tehtedi em tekunü minellezine la yehtedun
(Süleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?"

Sayfalar