Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Rabbena atihim di'feyni minel azabi vel'anhüm la'nen kebira
Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle."
Ya eyyühellezine amenu la tekunu kellezine azev musa fe berraehüllahü mimma kalu ve kane indellahi veciha
Ey iman edenler: Sizler Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de Allah onu, onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah yanında mevki sahibi idi.
Ya eyyühellezine amenüttekullahe ve kulu kavlen sedida
Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sağlam söz söyleyin,
Yuslih leküm a'maleküm ve yağfir leküm zünubeküm ve mey yütiillahe ve rasulehu fe kad faze fevzen aziyma
Ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.
İnna aradnel emanete ales semavati vel erdi vel cibali fe ebeyne ey yahmilneha ve eşfakne minha ve hamelehel insan innehu kane zalumen cehula
Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.
Li yüazzibellahül münafikiyne vel münafikati vel müşrikine vel müşrikati ve yetubellahü alel mü'minine vel mü'minat ve kanellahü ğafurar rahiyma
Çünkü Allah münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azab edecek, mümin erkeklerle mümin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Elhamdü lillahillezi lehu ma fis semavati ve ma fil erdi ve lehüm hamdü fil ahirah ve hüvel hakimül habir
Hamd, o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır.
Ya'lemü ma yelicü fil erdi ve ma yahrucü minha ve ma yenzilü mines semai ve ma ya'rucü fiha ve hüver rahiymül ğafur
Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O çok merhamet edicidir. Çok bağışlayıcıdır.
Ve kalellesine keferu la te'tines saah kul bela ve rabbi le te'tiyenneküm alimil ğayb la ya'zübü anhü miskalü zerratin fis semavati ve la fil erdi ve la asğaru min zalike ve la ekberu illa fi kitabim mübin
İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."
Li yecziyellezine amenu ve amilus salihüt ülaike lehüm mağfiratüv ve rizkun kerim
Çünkü Allah iman edip iyi ameller işleyenlere mükafat verecektir. İşte onlar için bir mağfiret ve cömertçe verilmiş bol rızık vardır.
Vellezine seav fi ayatina müacizine ülaike lehüm azabüm mir riczin elim
Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, onlar için de pek kötü ve elem verici bir azab vardır.
Ve yerallezine ütül ilmellezi ünzile ileyke mir rabbike hüvel hakka ve yehdi ila siratil azizil hamid
Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur'ân, hakkın kendisidir. O, gücüne nihayet olmayan, her hamde lâyık bulunan Allah'ın yolunu gösteriyor.
Ve kalellezine keferu hel nedüllüküm ala racüliy yünebbiüküm iza müzziktüm külle mümezzekin inneküm lefi halkin cedid
Böyle iken inkâr edenler şöyle dediler: "Siz öldükten sonra, didik didik parçalandığınız vakit, yeniden bir yaratılış içinde bulunacaksınız diye, size birtakım haberler veren kişiyi gösterelim mi?"
Eftera alellahi keziben em bihi cinneh belillezine la yü'minune bil ahirati fil azabi ved dalalil beiyd
O, bir yalanı Allah'a iftira mı etti, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, doğrusu âhirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azab içindedirler.
E fe lem yerav ila ma beyne eydihim ve ma halfehüm mines semai vel ard in neşe' nahsif bihimül erda ev nüskit aleyhim kisefem mines sema' inne fi zalike le ayetel li külli abdim münib
Ya gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geçiriveririz. Yahut gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz. Şüphesiz bunda Allah'a yönelen (hakka gönül veren) her kul için bir ibret vardır.
Ve le kad ateyna davude minna fadla ya cibalü evvibi meahu vet tayr ve elenna lehül hadid
Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.
Eni'mel sabiğativ ve kaddir fis serdi va'melu saliha inni bima ta'melune besiyr
Bol bol zırhlar yap ve biçimlemede ölçüyü gözet dedik. Siz de iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum.
Ve li süleymaner riha ğudüvvüha şehruv ve ravahuha şehr ve erselna lehu aynel kitr ve minel cinni mey ya'melü beyne yedeyhi bi izni rabbih ve mey yeziğ minhüm an emrina nüzikhü min azabis seiyr
Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü bir aylık yol idi. Erimiş bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem Rabbi'nin izniyle elinin altında cinlerden de çalışan vardı. Onlardan da kim emrimizden dışarı çıkarsa ona ateş azabından tattırırdık.
Ya'melune lehu ma yeşaü mim meharibe ve temasile ve cifanin kel cevabi ve kudurir rasiyat i'melu ale davude şükra ve kalilüm min ibadiyeş şekur
Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi çanaklar ve sâbit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden azdır.
Felemma kadayna aleyhil mevte ma dellehüm ala mevtihi illa dabbetül erdi te'külü minseeteh Fe lemma harra tebeyyenetil cinnü el lev kanu ya'lemunel ğaybe ma lebisu fil azabil mühin
Ne zaman ki Süleyman'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir güve böceği yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleyman yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı.
Le kad kane li sebein fi meskenihim ayeh cennetani ay yeminiv ve şimal külu mir rizki rabbiküm vşeküru leh beldetün tayyibetüv ve rabbün ğafur
Andolsun ki Sebe' kavmi için oturdukları yerde bir ibret vardı: Sağ ve soldan iki bahçe! (onlara): "Rabbinizin rızkından yiyin de O'na şükredin, ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!" (denildi).
Fe a'radu fe erselna aleyhim seylel arimi ve beddelnahüm bi cenneteyhim cenneteyni zevatey ükülin hamtiv ve esliv ve şey'im min sidrin kalil
Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.
Zalike cezeynahüm bima keferu ve hel nücazi illel kefur
Bunu onlara nankörlüklerinin cezası yaptık ve biz hep böyle çok nankör olanları cezalandırırız.
Ve cealna beynehüm ve beynel kuralleti barakna fiha kuran zahiratev ve kadderna fihes seyr siru fiha leyaliye ve eyyamen aminin
Biz onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında, sırt sırta şehirler meydana getirmiştik. Ve onlar da muntazam gidiş geliş düzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyet içinde gezip yürüyün (dedik).
Fe kalu rabbena baid beyne esfarina ve zalemu enfüsehüm fe cealnahüm ehadise ve mezzaknahüm külle mümezzak inne fi zalike le ayatil li külli sabbarin şekur
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
Ve le kad saddeka aleyhim iblisü zannehu fettebeuhü illa ferikam minel mü'minin
Yine yemin ederim ki, İblis onlar hakkındaki zannını hakikaten doğru buldu da içlerinde müminlerden ibaret bir gruptan başkası ona uydular.
Ve ma kane lehu aleyhim min sültanin illa li na'leme mey yü'minü bil ahirati mimmen hüve minha fi şekk ve rabbüke ala külli şey'in hafiyz
Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya Rabb'in her şeyi gözetleyendir.
Kulid'ullezine zeamtüm min dunillah la yemlikune miskale zerratin fis semavati ve la fil erdi ve ma lehüm fihima min şirkiv ve ma lehu minhüm min zahir
De ki: "Allah'ı bırakıp da tanrı saydığınız putlarınıza istediğiniz kadar yalvarın. Onların ne göklerde, ne yerde zerre kadar güçleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklığı da yok. Allah'ın da onlardan bir yardımcısı yoktur."
Ve la tenfeuş şefaatü indehu illa li men ezine leh hatta iza füzzia an kulubihim kalu ma za kale rabbüküm kalül hakk ve hüvel aliyyül kebir
Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaat sahipleri de): "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür.
Kul mey yerzükuküm mines semavati vel ard kulillahü ve inna ev iyyaküm leala hüden ev fi dalalim mübin
De ki: "Size göklerden ve yerden rızık veren kimdir?" Yine de ki: "Allah'tır, herhalde ya biz, ya da siz mutlak bir hidayet üzerindeyiz veya açık bir sapıklık içindeyiz."
Kul la tüs'elune amma ecramna ve la nüs'elü amma ta'melun
De ki: "Siz bizim yaptığımız günahlardan sorumlu tutulmazsınız. Biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız."
Kul yecmeu beynena rabbüna sümme yeftehu beynena bil hakk ve hüvel fettahul alim
De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hükmü ile aramızı ayıracaktır. Asıl hüküm veren ve her şeyi bilen O'dur."
Kul eruniyellezine elhaktüm bihi şürakae kella bel hüvellahül azizül hakim
De ki: "O'na ortak diye takıştırdıklarınızı bana gösterin bakayım! Hayır, öyle şey yoktur, doğrusu güçlü ve hikmet sahibi olan ancak Allah'tır."
Ve ma erselnake illa kaffetel lin nasi beşirav ve nezirav ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun
Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikiyn
Ve: "Eğer gerçekçiyseniz bu vaad ne zaman olacak?" diyorlar.
Kul leküm miadü yevmel la teste'hirune anhü saatev ve la testakdimun
De ki: "Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
Ve kalellezine keferu len nü'mine bi hazel kur'ani ve la billezi beyne yedeyh ve lev tera iziz zalimune mevkufune inde rabbihim yarciu ba'duhüm ila ba'dinil kavl yekulüllezinestud'ifu lillezi nestekberu lev la entüm lekünna mü'minin
Kâfirler: "Biz ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan öncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz mutlaka mümin olurduk" derler.
Kalellezinestekberu lillezinestud'ifu e nahnü sadednaküm anil hüda ba'de iz caeküm bel küntüm mücrimin
Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz." derler.
Ve kalellesinestud'ifu lillesinestekberu bel mekrul leyli ven nehari iz te'mürunena en nekfüra billahi ve nec'ale lehu endada ve eserrun nedamete lemma raevül azab ve cealnel ağlale fi a'nakillezine keferu hel yüczevne illa ma kanu ya'melun
O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: "Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.
Ve ma erselna fi karyetim min nezirin illa kale mütrafuha inna bima ürsiltüm bihi kafirun
Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın refah ile şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.
Ve kalu nahnü ekseru emvalev ve evladev ve ma nahnü bi müazzebin
Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da, bize azab edilmez."
Kul inne rabbi yebsütur rizka li mey yeşaü ve yakdiru ve lakinne ekseran nasi la yalemun
De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Ve ma emvalüküm ve la evladüküm billeti tükarribüküm indena zülfa illa men amene ve amile salihan fe ülaike lehüm cezaüd di'fi bima amilu ve hüm fil ğurufati aminun
Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.
Vellezine yes'avne fi ayatina müacizine ülaike fil azabi muhdarun
Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, işte onlar Hakk'ın huzuruna azab içinde getirileceklerdir.
Kul innne rabbi yebtütür rizka li mey yeşaü min ibadihi ve yakdiru leh ve ma enfaktüm min şey'in fe hüve yuhlifüh ve huve hayrur razikiyn
De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine başkasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."
Ve yevme yahşüruhüm cemian sümme yekulü lil melaiketi e haülai iyyaküm kanu ya'büdun
O gün Allah, onları hep birlikte mahşere toplayacak, sonra meleklere: "Şunlar size mi tapıyorlardı?" diyecektir.
Kalu sübhhaneke ente veliyyüna min dunihim bel kanu ya'büdunel cinn ekseruhüm bihim mü'minun
Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.
Fel yevme la yemlikü ba'duküm li ba'din nefav ve la darra ve nekulü lillezine zalemu zuku azaben narilleti küntüm biha tükezzibun
İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz.
Ve iza tütla aleyhim ayatüna beyyinatin kalu ma haza illa racülüy yüridü ey yesuddeküm amma kane ya'büdü abaüküm ve kalu ma haza illa ifküm müftera ve kalellezine keferu lil hakki lemma caehüm in haza illa sihrum mübin
Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
Ve ma ateynahüm min kütübiy yedrusuneha ve ma erselna ileyhim kableke min nezir
Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitaplar göndermedik. Kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermedik.
Ve kezzebellezine min kablihim ve ma beleğu mi'şara ma ateynahüm fe kezzebu rusüli fe keyfe kane nekir
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?
Kul innema eizuküm bi vahideh en tekumu lillahi mesna ve füraa sümme tetefekkeru ma bi sahibiküm min cinneh in hüve illa nezirul leküm beyne yedey azabin şedid
De ki: "Size sadece bir tek nasihat edeceğim. Şöyle ki: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz." Arkadaşınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde, sizi sakındıracak bir peygamberdir.
Kul ma seeltüküm min ecrin fe hüve leküm in ecriye illa alellah ve hüve ala külli şey'in şehid
De ki: "Ben sizden herhangi bir ücret istemem, O sizin içindir. Benim ecrim ancak Allah'a aittir. O, her şeye şahittir."
Kul inne rabbi yakzifü bil hakk allamül ğuyub
De ki: "Gerçekten Rabbim, hakkı yerli yerine koyar. O, gaybları hakkıyla bilendir."
Kul cael hakku ve ma yübdiül batilü ve ma yüiyd
De ki: "Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da."
Kul in daleltü fe innema edillü ala nefsi ve inihtedeytü fe bima yuhiy ileyye rabbi innehu semiun karib
De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eğer hidayeti bulmuşsam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır, işitir, işittirir."
Ve lev tera iz feziu fe la fevte ve ühizu mim mekanin karib
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.
Ve kalu amenna bih ve enna lehümüt tenavüşü mim mekanim beiyd
Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?
Ve kad keferu bihi min kabl ve yakzifune bil ğaybi mim mekanim beiyd
Halbuki daha önce (dünyada) O'nu inkâr etmişlerdi. Uzak yerden gayba taş atıyorlardı.
Ve hiyle beynehüm ve beyne ma yeştehune kema füile bi eşyaihim min kabl innehüm kanu fi şekkim mürib
Artık kendileriyle arzularının arasına set çekilmiştir. Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi işkilli bir şüphe içinde bulunuyorlardı
Elhamdü lillahi fatiris semavati vel erdi cailil melaiketi rusülen üli ecnihatim mesna ve sülase ve ruba' yezidü fil halki ma yeşa' innellahe ala külli şey'in kadir
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediği kadar artırır. Gerçekten Allah her şeye kâdirdir.
Ma yeftehillahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba'dih ve hüvel azizül hakim
Allah, insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ya eyyühen nasüzküru ni'metellahi aleyküm hel mim halikin ğayrullahi yerzükulüm mines semai vel ard la ilahe illa hüve fe enna tü'fekun
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Allah'tan başka bir yaratıcı mı var? O size gökten ve yerden rızık verir. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?
Ve iy yükezzibuke fe kad küzzibet rusülüm min kablik ve ilellahi türceul ümur
Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa, senden önce birçok peygamberler de yalanlandılar. Bütün işler Allah'a döndürülür.
Ya eyyühen nasü inne va'dellahi hakkun fe la teğurrannekümül hayatüd dünya ve la yeğurranneküm billahil ğarur
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.
İnneş şeytane leküm adüvvün fettehizuhü adüvva innema yed'u hizbehu li yekunu min ashabis seiyr
Çünkü şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.
Ellezine keferu lehüm azabün şedid vellezine amenu ve amilus salihati lehüm mağfiratüv ve ecrun kebir
İnkâr edenler için şiddetli bir azab vardır. İman edip salih amel işleyenler için de bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
E fe men züyyine lehu suü amelihi fe raahü hasena fe innellahe yüdillü mey yeşaü ve yehdi mey yeşaü fe la tezheb nefsüke aleyhim haserat innellahe alimüm bima yasneun
Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş olan kimse de mi (iman edip salih amel işleyenler gibi olacak)? Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin. Çünkü Allah, onların bütün yaptıklarını bilir.
Vallahüllezi erseler riyaha fe tüsiru sehaben fe suknahü ila beledüm meyyitin fe ahyeyna bihil erda ba'de mevtiha kezaliken nüşur
Rüzgârları gönderip bir bulut kaldıran da Allah'tır. Derken biz o (bulutu) ölmüş bir beldeye sevketmişizdir. Böylece yeryüzüne ölmünden sonra onunla hayat veririz. İşte o dirilme de böyledir.
Men kane yüridül izzete fe lillahil izzetü cemia ileyhi yas'adül kelimüt tayyibü vel amelüs salihu yerfeuh vellezine yemkürunes seyyiati lehüm azabün şedid ve mekru ülaike hüve yebur
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah'ındır. O'na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadağın olur.
Vallahü halekaküm min türabin sümme min nutfetin sümme cealeküm ezvaca ve ma tahmilü min ünsa ve la tedau illa bi ilmih ve ma tahmilü min ünsa la tedau illa bi ilmih ve ma yüammeru min müammeriv ve la yünkasu min umurihi illa fi kitab inne zalike alellahi yesir
Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur. Kendisine ömür verilenin de ömrünün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki bu, Allah'a göre kolaydır.
Ve ma yestevil bahrani haza azbün füratün saiğun şerabühu ve haza milhun ücacve min küllin te'külune lahmen tariyyev ve testahricune hilyeten telbesuneha ve teral fülke fihi mevahira li tebteğu min fadlihi ve lealleküm teşkürun
Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz.
Yulicül leyle fin nehari ve yulicün nehar fil leyli ve sehhareş şemse vel kamera küllüy yecri li ecelim müsemma zalikümüllahü rabbüküm lehül mülk vellezine ted'une min dunihi ma yemlikune min kitmir
O, geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdek zarını bile idare edemezler.
İn ted'uhüm la yesmeu düaeküm ve lev semiu mestecabu leküm ve yevmel kiyameti yekfürune bi şirkiküm ve la yünebbiüke mislü habir
Kendilerine dua ederseniz duanızı işitmezler. İşitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet günü de kendilerini Allah'a ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Sana her şeyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz.
Ya eyyühen nasü entümül fükaraü ilellah vallahü hüvel ğaniyyül hamid
Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır.
İy yeşe' yüzhibküm ve ye'ti bi halkin cedid
Eğer O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.
Ve ma zalike alellahi bi aziz
Ve bu, Allah'a göre zor bir şey değildir.
Ve la teziru vaziratüv vizra uhra ve in ted'u müskaletün ila himliha la yuhmel minhü şey'üv ve lev kane za kurba innema tünzirullezine yahşevne rabbehüm bil ğaybi ve ekamus salah ve men tezekka fe innema yetezekka li nefsih ve ilellahil mesiyr
Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır.
Ve ma yesteil a'ma vel besiyr
Ne kör ile gören eşit olur,
Ve lez zulümatü ve len nur
Ne de karanlıklar ile aydınlık,
Ve lez zillü ve lel harur
Ve ne de gölge ile sıcaklık.
Ve ma yestevil ahyaü ve lel emvat innellahe yüsmiu mey yeşa' ve ma ente bi müsmiim men fil kubur
Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin.
İn ente illa nezir
Sen sadece bir uyarıcısın.
İnna erselnake bil hakki beşirav ve nesira ve im min ümmetin illa hala fiha nezir
Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.
Ve iy yükezzibuke fe kad kezzebellezine min kablihim caethüm rusülühüm bil kitabil münir
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Sümme ehaztüllezine keferu fe keyfe kane nekir
Sonra ben o inkâr edenleri tutup yakaladım. O zaman beni inkâr etmek nasıl oldu?
E lem tera ennellahe enzele mines semai maa fe ahracna bihi semeratim muhtelifen elvanüha ve minel cibali cüdedüm biduv ve humrum muhtelifün elvanüha ve ğarabibü sud
Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi. Biz onunla renkleri başka başka meyveler çıkardık. Dağlarda da yollar, beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var.
Ve minen nasi ved devabbi vel en'ami muhtelifün elvanühu kezalik innema yahşellahe min ibadihil ulema' innellahe azizün ğafur
Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah'tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.
İnnellezine yetlune kitabellahi ve ekamus salete ve enfeku mimma razaknahüm sirrav va alaniyetey yercune ticaratel len tebur
Allah'ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar.
Li yüveffiyehüm ücurahüm ve yezidehüm min fadlih innehu ğafurun şekur
Çünkü Allah mükafatlarını kendilerine tamamen ödedikten başka, lütfundan onlara fazlasını da verecektir. Çünkü O çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir.
Vellezi evhayna ileyke minel kitabi hüvel hakku müsaddikal lima beyne yedeyh innellahe bi ibadihi le habirum besiyr
Kitaplar içinde sana vahyettiğimiz kitap da kendinden öncekileri tasdik edici olmak üzere bir haktır. Şüphe yok ki, Allah, kullarının bütün hallerinden haberdardır ve her şeyi görendir.
Sümme evrasnel kitabellezinestafeyna min ibadina fe minhüm zalimül li nefsih ve minhüm muktesidve minhüm sabikum bil hayrati bi iznillah zalike hüvel fadlül kebir
Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.
Cennatü adniy yedhuluneha yühallevne fiha min esavira min zehebiv ve lü'lüa ve libasühüm fiha harir
Onlara Adn cennetleri vardır. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bilezikler ve incilerle süsleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir.
Ve kalül hamdü lillahillezi ezhebe annel hazin inne rabbena le ğafurun şekur
Onlar orada şöyle derler: "Hamd olsun Allah'a, bizden o üzüntüyü giderdi. Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir."
Ellezi ehallena daral mükameti min fadlih la yemessüna fiha nesabüv ve la yemessüna fiha lüğub
"Lütfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir."
Vellezine keferu lehüm naru cehennem la yukda aleyhim fe yemutu ve la yühaffefü anhüm min azabiha kezalike neczi külle kefur
İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
Ve hüm yastarihune fiha rabbena ahricna na'mel salihan ğayrallezi künna na'mel e ve lem nüammirküm ma yetezekkeru fihi men tezekkera ve caekümün nezir fe zuku fe ma liz zalimine min nesiyr
Onlar, orada şöyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım." (Onlara): "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur." (denir).
İnnellahe alimü ğaybis semavati vel ard innehu alimüm bi zatüs sudur
Şüphe yok ki Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Elbette o, sinelerin içinde olanları da bilir.
Hüvellezi cealeküm halaife fil ard fe men kefera fe aleyhi küfruh ve la yezidül kafirine rüfruhüm inde rabbihim illa makta ve la yezidül kafirine küfruhüm illa hasara
Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Artık kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kâfirlerin küfürleri, Rablerinin katında kendilerine buğzdan başka bir şey artırmaz, kâfirlerin küfürleri kendilerine zarardan başka bir şey artırmaz.
Kul eraeytüm şürakaekümüllezine ted'une min dunillah eruni maza haleku minel erdi em lehüm şirkün fis semavat em ateynahüm kitaben fehüm ala beyyinetim minh bel iy yeidüz zalimune ba'duhüm ba'dan illa ğurura
De ki: "Gördünüz ya, Allah'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz ortaklarınızı! Gösterin bana, yer yüzünden neyi yaratmışlardır?" Yoksa onların gök yüzünde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermişiz de ondan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir vaadde bulunmuyorlar.

Sayfalar