Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
Ve min ayatihi halkus semavati vel erdi ve ma besse fihima min dabbeh ve hüve ala cem'ihim iza yeşaü kadir
Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da Allah'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları biraraya toplamaya da gücü yeter.
Ve ma esabeküm mim müsiybetin fe bima kesebet eydiküm ve ya'fu an kesir
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.
Ve ma entüm bi mu'cizine fil ard ve ma leküm min dunillahi miv veliyyiv ve la nasiyr
Siz yeryüzünde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'tan başka bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.
Ve min ayatihil cevari fil bahri kel a'lam
Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O'nun kudretinin delillerindendir.
İy yeşe'yüskinir riha fe yazlelne ravakide ala zahril inne fi zalike le ayatil li külli sabbarin şekur
Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.
Ev yubikhünne bima kesebu ve ya'fü an kesir
Yahut da Allah kazandıkları günahlar yüzünden onları helâk eder ve birçoğunu da bağışlar.
Ve ya'lemellezine yücadilune fi ayatina ma lehüm mim mehiys
Âyetlerimiz hakkında mücadele edenler bilsinler ki kendileri için kaçacak bir yer yoktur.
Fe ma utitüm min şey'in fe metaul hayatid odünya ve ma indellahi hayruv ve ebka lillezie amenu ve ala rabbihim yetevekkelun
Size verilen herhangi bir şey sadece dünya hayatının geçici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine güvenen kimseler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Vellezine yectenibune kebairal ismi vel fevahişe ve iza ma ğadibu hüm yağfirun
O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.
Vellezinestecabu li rabbihim ve ekamus salate ve emruhüm şura beynehüm ve mimma razaknahüm yünfikun
Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.
Vellezine iza esabehümül bağyü hüm yentesirun
Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.
Ve cezaü seyyietin seyyietüm mislüha fe men afa ve asleha fe ecruhu alellah innehu la yühibbüz zalimin
Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.
Ve lemenintesara ba'de zulmihi fe ülaike ma aleyhim min sebil
Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseye gelince, işte onların aleyhinde ceza vermek için herhangi bir yol yoktur.
İnnemes sebilü alellezine yazlimunen nase ve yebğune fil erdi bi ğayril hakk ülaike lehüm azabiün elim
Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler aleyhinedir. İşte onlar için acı bir azap vardır.
Ve le men sabera ve ğafera inne zalike le min azmil ümur
Her kim de sabreder ve kusuru bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
Ve mey yudlililahü fe ma lehu miv veliyyim mim ba'dih ve teraz zalimine lemma raevül azabe yekulune hel ila meraddim min sebil
Allah kimi saptırırsa artık bundan sonra onun için hiçbir dost yoktur. Sen, azabı gördüklerinde zalimlerin: "Acaba dönecek bir yol var mıdır?" dediklerini görürsün.
Ve terahüm yu'radune aleyha haşiiyne minez zülli yenzurune min tarfin hafiyy ve kalellezine amenu innel hasirinellezine hasiru enfüsehüm ve ehlihim yevmel kiyameh e la innez zalimine fi azabim mükiym
Sen, onların aşağılıktan dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken ateşe sunulduklarını görürsün, iman edenler de: "Gerçekten zarara uğrayanlar hem kendilerine hem de ailelerine kıyamet günü yazık etmiş olan kimselerdir." diyeceklerdir. İyi bilin ki zalimler devamlı bir azap içerisindedirler.
Ve ma kane lehüm min evliyae yensurunehüm min dunillah ve mey yudlilillahü fe ma lehu min sebil
Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için çıkar bir yol yoktur.
İstecibu li rabbiküm min kabli ey ye'tiye yevmül la meradde lehu minellah ma leküm mim melceiy yevmeiziv ve ma leküm min nekir
Allah tarafından, geri çevrilemeyecek kıyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sığınacak bir yer yoktur ve siz inkâr da edemezsiniz.
Fe in a'radu fema erselnake aleyhim hafiza in aleyke illel belağ ve inna iza ezaknel insane minna rahmetenk feriha biha ve in tüsibhüm seyyietüm bima kaddemet eydihim fe innel insane kefur
Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
Lillahi mülküs semavati vel ard yahlüku ma yeşa' yehebü li mey yeşaü inasev ve yehebü li mey yeşaüz zükur
Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'a aittir. O dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk bahşeder.
Ev yüzevvicühüm zükranev ve inasa ve yec'alü mey yeşaü akiyma innehu alimün kadir
Yahut Allah onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz ki O her şeyi bilir. O'nun her şeye gücü yeter.
Ve ma kane li beşerin ey yükellimehüllahü illa vahyen ev miv verai hicabin ev yurile rasulen fe yuhiye bi iznihi ma yeşa' innehu aliyyün hakim
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ve kezalike evhayna ileyke ruham min emrina ma künte tedri mel kitabü ve lel imanü ve lakin cealnahü nuran nehdi bihi men neşaü min ibadina ve inneke le tehdi ila siratim müstekiym
İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.
Siratillahillezi lehu ma fis semavati ve ma fil ard e la ilellahi tesiyrul ümur
Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun. İyi bilin ki bütün işler sonunda yalnız Allah'a dönecektir.
Ha mim
Hâ, mîm.
Vel kitabil mübin
-Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
İnna cealnahü kur'anen rabiyyel lealleküm ta'kilun
-Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
Ve innehu fi ümmil kitabi ledeyna le aliyyün hakim
Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.
E fe nadribü ankümüz zikra safhan en küntüm kavmem müsrifin
Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?
Ve kem erselna min nebiyyin fil evvelin
Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
Ve ma yet'tihim min nebiyyin illa kanu bihi yestehziun
Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Fe ehlekna eşedde minhüm batşev ve meda meselül evvelin
Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.
Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünne halekahünnel azizül alim
Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı." derler.
Ellezi ceale lekümül erda mehdev ve veale leküm fiha sübülel lealleküm tehtedun
O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.
Vellezi nezzele mines semai maem bi kader fe enşarna bihi beldetem meyta kezalike tuhracun
Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.
Vellezi halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en'ami ma terkebun
Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.
Li testevu ala zuhurihi sümme tezküru ni'mete rabbiküm izesteveytüm aleyhi ve tekulu sübhanellezi sehhara lena haza ve ma künna lehu mukrinin
Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."
Ve inna ila rabbina le münkalibun
"Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."
Ve cealu lehu min ibadihi cüz'a innel insane le kefurum mübin
Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
Emittehaze memma yahlüku benativ ve asfaküm bil benin
Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?
Ve iza büşşira ehadühüm bima darabe lir rahmani meselen zalle vechühu müsveddev ve hüze keziym
Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
E ve mey yüneşşeü fil hilyeti ve hüve fil hisami ğayrumübin
Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?
Ve cealül melaiketellezine hüm ibadür rahmani inasa e şehidu halkahüm setüktebü şehadetühüm ve yüs'elun
Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.
Ve kalu lev şaer rahmanü ma abednahüm ma lehüm bi zalike min ilmin in hüm illa yahrusun
Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Em ateynahüm kitabem min kablihi fe hüm bihi müstemsikun
Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?
Bel kalu inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim mühtedun
Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.
Ve kezalike ma erselna min kablike fi karyetim min nezirin illa kale mütrafuha inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim muktedun
Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Kale e ve lev ci'tüküm bi ehda mimma vecedtüm aleyhi abaeküm kalu inna bima ürsiltüm bihi kafirun
Gönderilen uyarıcı; "Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?" deyince, onlar: "Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz." dediler.
Fentekamna mihüm fenzur keyfe kane akibetül mükezzibin
Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu!
Ve iz kale ibrahimü li ebihi ve kavmihi inneni beraüm mimma ta'büdun
Hani İbrahim babasına ve kavmine: "Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.
İllellezi fetarani fe innehu seyehdin
Ben ancak beni yaratana taparım. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir." dedi.
Ve cealeha kelimetem bakiyeten fi akibihi leallehüm yarciun
İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.
Vel metta'tü haülai ve abaehüm hatta caehümül hakku ve rasulüm mübin
Doğrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gerçeği açıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp geçindirdim.
Ve lemma caehümül hakku kalu haza sihruv ve inna bihi kafirun
Kendilerine hak geldiği zaman onlar: "Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz." dediler.
Ve kalu lev la nüzzile hazel kur'anü ala racülim minel karyeteyni aziym
Yine Onlar: "Bu Kur'an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?" dediler.
E hüm yaksimune rahmete rabbik nahnü kasemna beynahüm meiyşetehüm fil hayatid dünya ve rafa'na ba'dahüm fevka ba'din deracatil li yettehize ba'duhüm ba'dan suhriyya ve rahmetü rabbike hayrum mimma yecmeun
Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye biz onların bir kısmını diğerlerinden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
Ve lev la ey yekunen nasü ümmetev vahidetel le cealna li mey yekfüru bir rahmani li büyutihim şükufem min fiddativ ve mearice aleyha yazherun
Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah'ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
Ve li büyutihim ebvabev ve süruran aleyha yettekiun
Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.
Ve zuhrufa ve in küllü zalike lemma metaul haytiod dünya vel ahiratü inde rabbike lil müttekiyn
Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.
Ve mey ya'şü an zikrir rahmani nükayyid lehu şeytanen fe hüve lehu karin
Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.
Ve innehüm le yesuddunehüm anis sebili ve yahsebune ennehüm anis sebili ve yahsebune ennehüm mühtedun
Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel karin
Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Ve ley yenfeakümül yevme iz zalemtüm enneküm fil azabe müşterikun
Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız." denir.
E fe ente tüsmius summe ev tehdil umye ve men kane fi dalalim mübin
Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
Fe imma nezhebenne bike fe inna minhüm müntekimun
Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.
Ev nüriyenne kellezi veadnahüm fe inna aleyhim muktedoirun
Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.
Festemsik billezi uhiye ileyk inneke ala siratim müstekiym
Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.
Ve innehu lezikrul leke ve li kavmik ve sevfe tüs'elun
Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Ves'el men erselna min kablike mir rusülina e cealna min dunir rahmani alihetey yu'bedun
Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?
Ve le kad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihi fe kale inni rasulü rabbil alemin
Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.
Felemma caehüm bi ayatina iza hüm minha yadhakun
Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
Ve ma nürihim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahüm bil azabi leallehüm yarciun
Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.
Ve kalu ya eyyühes sahirud'u lena rabbeke bima ahide indeke innena le mühtedun
Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz." dediler.
Felemma keşefna anhümül azabe izahüm yenküsun
Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.
Ve nada fir'avnü fi kamihi kale ya kavmi e leyse li mülkü misra ve hazihil enharu tecri min tahti e fe la tübsirün
Firavun kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?
Em ene hayrum min hazellezi hüve mehinüv ve la yekadü yübin
Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?
Fe lev la ülkiye aleyhi esviratüm min zehebin ev cae meahül melaiketü mukterinin
Eğer O'nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?"
Festehaffe kavmehu fe etauh innehüm kanu kavmen fasikiyn
Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi.
Felemma asefununtekamna minhüm fe ağraknahüm ecmeiyn
Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.
Fe cealnahüm selefev ve meselel lil ahirin
Onları sonradan gelecekler için ibret ve örnek kıldık.
Ve lemma duribebnü meryeme meselen iza kavmüke minhü yesiddun
Meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.
Ve kalu e alihetüna hayrun em hu ma darabuhü leke illa cedela bel hüm kavmün hasimun
Onlar dediler ki: "Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa İsâ mı?" Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur.
İn hüve illa abdün en'amna aleyhi ve cealnahü meselel li beni israil
İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
Ve lev neşaü le cealna minküm melaiketen fil erdi yahlüfun
Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Ve innehu le ilmül lissaati fe la temterunne biha vettebiun haza siratum müstekiym
Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.
Ve la yesudodennekümüş şeytan innehu leküm adüvvün mübin
Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.
Ve lemma cae iysa bil beyyinati kale kad ci'tüküm bil hikmeti ve li übeyyine leküm ba'dallezi tahtelifune fih fettekullahe ve etiy'un
İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.
İnnellahe hüve rabbi ve rabbüküm fa'büduh haza siratum müstekiym
Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.
Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezine zalemu min azabi yevmin elim
Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!
Hel yenzurune illes saate en te'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş'urun
Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
El ehillaü yevmeizim ba'duhüm li ba'din adüvvün illel müttekiyn
O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.
Ya ibadi la havfün aleykümül yevme ve la entüm tanzenun
-Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
Ellezine amenu bi ayatina ve kanu müslimin
-Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
Üdhulül cennete entüm ve ezvacüküm tuhberun
Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz."
Yütafü aleyhim bi sihafim min zehebiv ve ekvab ve fiha ma teştehihil enfüsü ve telezzül a'yün ve entüm fiha halidün
Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.
Ve tilkel cennetülleti uristümuha bima küntüm ta'melun
İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
Leküm fiha fakihetün kesiratüm miha te'külun
Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.
İnnel mücrimine fi azabi cehenneme halidun
Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.
La yüfetteru anhüm ve hüm fihi müblisun
Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.

Sayfalar