Buradasınız

Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...

Kur'an-ı Kerim | Türkçe

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

6236 Ayet Bulundu
İri gözlü hûriler,
Saklı inciler gibi,
Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
Dalbastı kirazlar,
Meyva dizili muzlar,
Uzamış gölgeler,
Fışkıran sular.
Pek çok meyva arasında,
Tükenmeyen ve yasaklanmayan
Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
Onları bâkireler yaptık.
Hep yaşıt sevgililer,
Sağın adamları içindir.
Bir çoğu öncekilerdendir.
Bir çoğu da sonrakilerdendir.
Solun adamları, nedir o solcular!
İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
Ki ne serindir, ne de faydalı.
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
"Önceki atalarımızda mı?"
De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
Attığınız meniyi gördünüz mü?
Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
Ektiğinizi gördünüz mü?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
"Doğrusu borç altına girdik."
"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
İçtiğiniz suya baktınız mı?
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.
Bilirseniz bu büyük bir yemindir.
O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
Korunmuş bir kitaptadır.
Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
Can boğaza dayandığı zaman
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
Eğer O, sağın adamlarından ise,
"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
Ve cehenneme atılma vardır.
Kesin gerçek budur işte.
Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.
Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür, O, her şeye kadirdir.
O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O herşeyi bilendir.
O'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş üzerine istivâ etti (hükümran oldu). Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler O'na döndürülecektir.
Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokar. O, göğüslerin özünü bilir.
Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden harcayın. Sizden, inanan ve harcayanlar için büyük mükafat vardır.
Size ne oldu ki, Resul sizi Rabbinize inanmanız için davet ettiği halde Allah'a inanmıyorsunuz? Oysa O, sizden kesin söz almıştı. Eğer inanacaksanız.
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşan bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel sonucu vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Kimdir o, Allah'a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükafat da versin.
O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir) İşte büyük kurtuluş budur!
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: "Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?" Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır.
(Münafıklar) onlara: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler) de derler ki: "Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı.
Bugün artık ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilir, varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!
İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah'ın zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?
Biliniz ki Allah yer yüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık.
Şüphesiz sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere, verdikleri kat kat artırılır ve onlara şerefli bir mükafat vardır.
Allah'a ve peygamberine iman edenler var ya, işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.
Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.
Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse Allah, zengindir, övgüye layıktır.
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

Sayfalar