Buradasınız
Kur'an-ı Kerim ve Esma-ul Husna zikir sayfalarımızda reklamları kaldırdım. Rabbim'in Rızası hepimize olsun inşaAllah ...
Kur'an-ı Kerim
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
6236 Ayet Bulundu
Le kad radiyallahü anil mü'minine iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fi kulubihim fe enzeles sekinete aleyhim ve esabehüm fethan kariba
Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.
Veadekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha ve kanellahü azizen hakima
Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Veadeküllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihi ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minine ve yehdiyeküm siratam müstekiyma
Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.
Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in kadira
Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir.
Ve lev katelekümüllezine keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesiyra
Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.
Sünnetellahilleti kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdila
Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
Ve hüvellezi keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basiyra
O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Hümüllezine keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehilleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsiybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ilm li yüdhilellahü fi rahmetihi mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezine keferu minhüm azaben elima
Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.
İz cealellezine keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekinetehu ala rasulihi ve alel mü'minine ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in alima
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.
Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminine muhallikiyne ruuseküm ve mükassiriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan kariba
Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.
Hüvellezi ersele rasulehu bil hüda ve dinil hakki li yuzhirahu aled dini küllih Ve kefa billahi şehida
Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.
Muhammedür rasulüllah vellezine meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve ridvana simahüm fi vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incil ke zer'in ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukihi yu'cibüz zürraa li yeğiyza bihimül küffar veadellahüllezine amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran aziyma
Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
Ya eyyühellezine amenu la tükaddimu beyne yedeyillahi ve rasulihi vettekullah innellahe semiun alim
Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
Ya eyyühellezine amenu la terfeu asvateküm fevka savtin nebiyyi ve la techeru lehu bil kavli ke cehri ba'diküm li ba'din en tahbeta a'malüküm ve entüm la teş'urun
Ey iman edenler!Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.
İnnellezine yeğuddune asvatehüm inde rasulillahi ülaikel lezinemtehanellahü kulubehüm lit takva lehüm mağfiratüv ve ecrun aziym
Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
İnnellezine yünaduneke miv verail hucürati ekseruhüm la ya'kilun
(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.
Ve lev ennehüm saberu hatta tahruce ileyhim le kane hayral lehüm vallahü ğafurur rahiym
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ya eyyühellezine amenu in caeküm fazikum bi nebein fe tebeyyenu en tüsiybu kavmem bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtüm nadimin
Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.
Va'lemu enne fiküm rasulellah lev yütiy'uküm fi kesirim minel emri le anittüm ve lakinnellahe habbebe ileykümül imane ve zeyyenehu fi kulubiküm ve kerrahe ileykümül küfra vel füsuka vel isyan ülaike hümür raşidun
Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
Fadlem minellahi ve ni'meh vallahü alimün hakim
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ve in taifetani minel mü'mininaktetelu fe aslihu beynehüma fe im beğat ihdalüma alel uhra fe katilületi tebğiy hatta tefie ila emrillah fe in faet fe aslihu beynehüma bil adli ve aksitu innellahe yühibbül müksitiyn
Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.
İnnemel mü'minune ihvetün fe aslihu beyne ehaveyküm vettekullahe lealleküm türhamun
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.
Ya eyyühellezine amenu la yeshar kavmün min kavmin asa ey yekunu hayram minhüm ve la nisaüm min nisain asa ey yekünne hayram minhünn ve la telmizu enfüseküm ve la tenabezu bil elkab bi'sel ismül füsuku ba'del iman ve mel lem yetüb fe ülaike hümüz zalimun
Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.
Ya eyyühellezine amenütenibu kesiram minez zanni inne ba'daz zanni ismüv ve la tecessesu ve la yağteb ba'duküm ba'da e yühibbü ehadüküm ey ye'küle lahme ehiyhi meyten fe kerihtümuh vettekullah innellahe tevvabür rahiym
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Ya eyyühen nasü inna halaknaküm min zekeriv ve ünsa ve cealnaküm şüubev ve kabaile li tearafu inne ekrameküm indellahi etkaküm innellahe alimün habir
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.
Kaletil a'rabü amenna kul lem tü'minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanü fi kulubiküm ve in tütiy'ulahe ve rasulehu la yelitküm min a'maliküm şey'a innellahe ğafurur rahiym
Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
İnnemel mü'minunellezine amenu billahi ve rasulihi sümme lem yertabu ve cahedu bi emvalihim ve enfüsihim fi sebilillah ülaike hümüs sadikun
Gerçek müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.
Kul etüallimunellahe bi diniküm vallahü ya'lemü ma fis semavati ve ma fil ard vallahü bi külli şey'in alim
De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.
Yemünnune aleyke en eslemu kul la temünnu aleyye islameküm belillahü yemünnü aleyküm en hedaküm lil imani in küntüm sadikiyn
Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir.)
İnnellahe ya'lemü ğaybes semavati vel ard vallahü basiyrum bima ta'melun
Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin görülmeyen esrarını bilir. Allah yaptıklarınızı görür.
Bel acibu en caehum munzirum minhum fe kalel kafirune haza şey'un acib
Doğrusu kâfirler kendi içlerinden uyarıcı bir peygamber geldiğine şaşırdılar da dediler ki: "Bu şaşılacak bir şeydir!
E iza mitna ve kunna turaba zalike rac'um beiyd
Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit mi (tekrar) dirileceğiz? bu dönüş çok uzaktır."
Kad alimna ma tenkusul erdu minhum ve indena kitabun hafiyz
Fakat biz toprağın onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda herşeyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardır.
Bel kezzebu bil hakki lemma caehum fe hum fi emrim meric
Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıztırap içindeler.
E fe lem yenzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furuc
Artık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz, onun hiç bir çatlağı yoktur.
Vel erda medednaha ve elkayna fiha ravasiye ve embetna fiha min kulli zevcim behic
Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.
Tebsiratev ve zikra li kulli abdim munib
Bunlar, Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.
Ve nezzelna mines semai maem mubaraken fe embetna bihi cennativ ve habbel hasiyd
Bir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.
Ven nahle basikatil leha tal'un nediyd
Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.
Rizkal lil ibadi ve ahyeyna bihi beldetem meyta kezalikel huruc
Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir.
Kezzebet kablehum kavmu nuhiv ve ashabur rassi ve semud
Onlardan önce Nuh'un kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı.
Ve aduv ve fir'avnu ve ihvanu lut
Âd, Firavun, Lût'un kardeşleri de (yalanladılar).
Ve ashahub eyketi ve kavmu tubba kulun kezzeber rusule fe hakka veiyd
Eyke halkı ve Tübbâ kavmi de, bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da (onlara) azabım hak oldu.
E fe ayina bil halkil evvel bel hum fi lebsim min halkin cedid
Biz ilk yaratmada acizlik mi gösterdik? Doğrusu, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindedirler.
Ve le kad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verid
Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.
İz yetelekkal mutelekkiyani anil yemini ve aniş şimali kaiyd
Onun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken,
Ma yelfizu min kavlin illa ledeyhi rakiybun atid
İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.
Ve caet sekratul mevti bil hakk zalike ma kunte minhu tehiyd
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.
Ve nufiha fis sur zalike yevmul veiyd
Sur'a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür.
Ve caet kullu nefsim meaha saikuv ve şehid
Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir şahid bulunduğu halde gelir.
Le kad kunte fi ğafletim min haza fe keşefna anke ğitaeke fe besarukel yevme hadid
(Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir." der.
Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid
Beraberindeki melek "işte yanımdaki hazır" der.
Elkiya gi cehenneme kulle keffarin anid
(Allah iki meleğe buyurur ki:) "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!
Mennail lil hayri mu'teim murib
İyiliklere (sürekli) engel olan, saldırgan, şüpheciyi.
Ellezi ceale meallahi ilahen ahar fe elkiyahu fil azabiş şedid
O ki Allah'ın yanında başka ilâh edinmiştir. Haydi ikiniz birlikte onu şiddetli azaba atın."
Kale karinuhu rabbena ma atğaytuhu ve lakin kane fi dalalim beiyd
Yanındaki arkadaşı (şeytan) der ki: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi".
Kale la tahtesimu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil veiyd
Allah buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim."
Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma enen bi zallamil lil abid
Benim huzurumda söz değiştirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici değilim.
Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel mim mezid
Biz O gün cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha fazla var mı?" diyecektir.
Ve uzlifetil cennetu lil muttekiyne ğayra beiyd
Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zaten uzak değildir.
Haza ma tuadune li kulli evvabin hafiyz
-Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
Men haşiyer rahmane bil ğaybi ve cae bi kalbim munib
-Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
Udhuluha bi selam zalike yevmul hulud
"Şimdi selam ve selametle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur."
Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezid
Orada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nekkabu fil bilad hel mim mehiys
Ey Muhammed! Biz onlardan önce kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik deşik eden nice nesilleri helak ettik, hiç kurtuluş var mı?
İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehid
Şüphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.
Ve le kad halaknes semavati vel erda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamiv ve ma messena mil luğub
Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık, Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.
Fasbr ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluiş şemsi ve kablel ğurub
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.
Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbaras sucud
Geceleyin (akşam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O'nu tesbih et.
Vestemi'yevme yunadil munadi mim mekanin karib
Bir münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
Yevme yesmeunes sayhate bil hakk zalike yevmul huruc
O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür.
İnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel mesiyr
Gerçekten biz hem yaşatırız, hem öldürürüz. Sonunda dönüş yalnız bizedir.
Yevme teşekkalul erdu anhum siraa zalike haşrun aleyna yesir
O gün yer yarılır, insanlar kabirlerinden çabucak çıkarlar. İşte bu, sadece bize göre kolay bir toplanmadır.
Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani mey yehafu veiyd
Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver.
Kutilel harrasun
Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!
Ellezine hum fi ğamratin sahun
Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
Yes'elune eyyane yevmud din
Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
Yevme hum alen nari yuftenun
O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
Zuku fitnetekum hazellezi kuntum bihi testa'cilun
Onlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir.
Ve bil eshari hum yestağfirun
Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi.
Ve fi emvalihim hakkul lis saili vel mahrum
Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
Ve fil erdi ayatul lil mukinin
-Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
Ve fi enfusikum e fe la tubrirun
-Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
Ve fis semai rizkukum ve ma tuadun
Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.
Fe ve rabbis semai vel erdi innehu lehakkum misle ma ennekum tentikun
Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Hel etake hadisu dayfi ibrahimel mukramin
Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
İz dehalu aleyhi fe kalu selama kale selam kavmum munkerun
Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.