Hz. Muhammed’in (s.a.s.) Veda Hutbesi
Önemli bir ilmî not: “Veda Hutbesi”, tek bir yerde ve tek seferde kelimesi kelimesine kaydedilmiş tek metin değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hicretin 10. yılında yaptığı Veda Haccı sırasında Arafat, Mina ve Akabe gibi farklı yerlerde Müslümanlara hitap etmiştir. Bu konuşmalar, sahabilerin aktardığı rivayetlerden daha sonra bir araya getirilmiştir. Bu nedenle kaynaklarda bazı cümlelerin sıralaması ve ifadeleri farklıdır. Aşağıdaki metin, güvenilir rivayetlerin birleştirilmesiyle hazırlanmış kapsamlı Türkçe aktarımıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, Diyanet İşleri Başkanlığı
Hamd ve şükür Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin kötülüklerinden ve kötü işlerimizden Allah’a sığınırız. Allah’ın doğru yola ilettiğini hiç kimse saptıramaz; O’nun saptırdığını da hiç kimse doğru yola iletemez.
Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir; eşi ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir.
Ey Allah’ın kulları! Size Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olmanızı, O’na itaat etmenizi tavsiye ederim. Sözlerime en hayırlı olanla başlıyorum.
Ey insanlar!
Sözlerimi dikkatle dinleyiniz. Bilmiyorum; belki bu yıldan sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.
Ey insanlar!
Bu gününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay ve bu şehriniz Mekke nasıl mukaddes bir şehir ise canlarınız, mallarınız ve namuslarınız da Rabbinize kavuşacağınız güne kadar aynı şekilde mukaddes ve dokunulmazdır.
Sizler Rabbinize kavuşacak ve yaptığınız bütün işlerden hesaba çekileceksiniz. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönerek birbirinizin boynunu vurmayınız!
Burada bulunanlar sözlerimi bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki kendisine ulaştırılan kişi, burada dinleyenlerden daha iyi anlayıp muhafaza eder.
Ey insanlar!
Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine geri versin. Ödünç alınan şey sahibine iade edilmelidir. Borçlar ödenmelidir. Birinin borcunu üstlenen kefil de o borcu ödemelidir.
Cahiliye dönemine ait bütün uygulamalar ayaklarımın altındadır ve kaldırılmıştır.
Faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Ancak ana paranız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz. Allah faizi yasaklamıştır. Kaldırdığım ilk faiz, amcam Abbas bin Abdülmuttalib’in faizidir.
Cahiliye döneminde sürdürülen bütün kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmuttalib’in torunlarından Rebîa’nın ailesine ait kan davasıdır.
Ey insanlar!
Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki düzenine dönmüştür. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü haram aylardır. Üçü birbiri ardınca gelen zilkade, zilhicce ve muharrem; diğeri ise cemâziyelâhir ile şaban arasında bulunan receb ayıdır.
Haram ayların yerlerini değiştirmek, inkârda daha ileri gitmektir. İnkâr edenler bununla saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısını denkleştirmek için bir yılı helâl, başka bir yılı haram sayarlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kabul ederler.
Ey insanlar!
Şeytan, sizin bu topraklarınızda kendisine yeniden açıkça kulluk edilmesinden ümidini kesmiştir. Fakat önemsemediğiniz küçük işlerde ona uyarsanız bundan memnun olacaktır. Dininizi korumak için bu konularda dikkatli olunuz.
Ey insanlar!
Kadınların haklarını gözetmenizi ve onlar hakkında Allah’tan sakınmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız; onlarla evlenmeyi Allah adına verdiğiniz sözle helâl edindiniz.
Sizin kadınlar üzerinde haklarınız bulunduğu gibi kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, aile namusunu ve evlilik hukukunu korumalarıdır. Onların sizin üzerinizdeki hakkı ise örfe ve insanlık onuruna uygun biçimde yiyeceklerini, giyeceklerini ve diğer ihtiyaçlarını karşılamanızdır.
Kadınlar konusunda Allah’tan korkunuz ve onlara iyilikle, güzel bir şekilde davranınız. Çünkü onlar Allah’ın size emanetidir.
Ey müminler!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Bütün Müslümanlar kardeştir. Bir Müslümanın malı, kendisi gönül hoşluğuyla vermedikçe başka bir Müslümana helâl değildir.
Birbirinize zulmetmeyiniz. Kendinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de sizin üzerinizde hakkı vardır.
Herkes yalnızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğul da babasının işlediği suçtan sorumlu tutulamaz. Hiç kimse başkasının suçunu yüklenemez.
Çocuk, evlilik bağı içinde bulunduğu babaya aittir. İnsan kendisini öz babasından başkasına nispet etmemeli; bir başkasını da gerçek efendisinden veya ailesinden koparıp kendisine nispet etmemelidir.
Allah, mirastan hak sahibi olan herkese payını vermiştir. Diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldıracak biçimde bir mirasçı lehine vasiyet yapılamaz.
Ey insanlar!
Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız; Âdem ise topraktan yaratılmıştır.
Bir Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyaz tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin de beyaz tenliye hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük yalnızca takva, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinci ve güzel davranışladır.
Allah katında en değerli olanınız, Allah’a karşı sorumluluğunu en iyi yerine getireninizdir.
Ey insanlar!
Rabbiniz olan Allah’tan sakının. O’na kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan ayında orucunuzu tutun. Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğuyla verin. Hac ibadetinizi yerine getirin. Yöneticileriniz Allah’ın kitabına uygun hareket ettikleri sürece onlara itaat edin. Böylece Rabbinizin cennetine girersiniz.
Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir. Sizden sonra da yeni bir ümmet olmayacaktır. Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz; namazlarınızı kılınız, orucunuzu tutunuz, zekâtınızı veriniz ve yöneticilerinize meşru işlerde itaat ediniz.
Ey müminler!
Size, sımsıkı sarıldığınız takdirde yolunuzu kaybetmeyeceğiniz bir emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı Kur’an.
Rivayetlerin bir bölümünde bu ifade “Allah’ın kitabı ve Peygamber’inin sünneti”, başka bir bölümünde ise “Allah’ın kitabı ve Ehl-i beytim” şeklinde aktarılmıştır. Müslüman, Kur’an’a bağlanmalı; Peygamber’in sünnetini takip etmeli ve Ehl-i beytine sevgi ve saygı göstermelidir.
Ey insanlar!
Dikkat ediniz! Allah’a kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan orucunuzu tutun. Zekâtınızı verin. Hac ibadetinizi yerine getirin. Birbirinizin hakkına saygı gösterin. Size emanet edilenleri koruyun. Sakın benden sonra birbirinizin boynunu vuran kimselere dönüşmeyin.
Burada bulunanlar, bu sözlerimi bulunmayanlara ulaştırsınlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) daha sonra insanlara:
“Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. O zaman ne diyeceksiniz?” diye sordu.
Ashab-ı Kiram:
“Allah’ın mesajını bize ulaştırdığına, peygamberlik görevini yerine getirdiğine, bize öğüt ve nasihatte bulunduğuna şahitlik ederiz.” dediler.
Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s.), şehadet parmağını gökyüzüne kaldırdı; ardından insanlara doğru çevirerek üç defa:
“Allah’ım, şahit ol! Allah’ım, şahit ol! Allah’ım, şahit ol!” buyurdu.
